Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Şehri dışarıdan seyret

Sık ağaçlı bir ormanda yön arıyorsanız, bir ağacın tepesine çıkarak etrafı seyretmeniz gerekir. Bir şehirde, yükselen homurdanmalar varsa, bunu aşağıdan bakarak göremeyeceğiniz, evlerin bacaları misaliyle ele almanız çözüm yolu açar. Niçe’nin deyimiyle “damların üstünde yükselen kuleleri görmek için şehri terk etmen” şart olur.
Hep içerden insanların “iyi gidiyorsun” sözleri, sessiz alkışları, çevrende koşturan (koşarmış gibi yapan gölgeler) kimseye ufuk çizmez. Bir an için yoğun bir sis bulut içinde hisset kendini. Görüş mesafesi birkaç metreye inmiş. Evlerde homurdanmalar var. Şehrin kamburu artmış. Gölgeler, sis ve diğerleri kamburu görmene mani oluyor. Diyebilmen gerekir ki; koşanlar, koşar gibi yapanlar, sessiz alkışlar bana büyü yaptı, damlarda yükselen bacaları, o bacalarda ne tür dumanlar tüttüğünü göremiyorum. Ve diyebilmen gerekir ki; şehrin dışına çıkıp, oradan bakayım şehre… Sık bir ormandayım, yol bulmam gerekiyor. İçine düştüğüm, düşürüldüğüm orman bende bir tür “ufuk şaşkınlığı” oluşturmuş durumda, bir ağacın tepesine çıkıp etrafı seyredeyim.

“Hayır, şehirde kal, ne gereği var dışarıdan bir bakışa, biz senin yerine bakıyoruz, bakışlarımızı raporlaştırıyoruz” diyen çıkabilir. “Ben senin sisten önünü görebildiğine nasıl inanayım,” diyebilmen gerekir.

“Bazı insanlar seni provoke ediyor, ikide bir şehre dışarıdan bak diyor, aldırma içerden her şey daha iyi görünür” diyen çıkabilir. Bu en şedit saptırmadır. En şedit ufuk karartmasıdır. Ben varken kimsenin fikrine ihtiyaç yok diyen varsa, dikkat et belki de, asıl seçmen gereken ufkun önünü perdeliyor olabilir. Her koşturan koşmuyor, her çizen, proje çizmiyor olabilir; seni çizmenin yollarını da oluşturuyor olabilirler.”

Eskiden ülke yönetenler, böylesine nasihat sahipleri edinirmiş. Ve onların yazdıklarından, melikleri aydınlatan ışıklar çıkarmış. Şimdi meliklerin ışıklarının yerini yağdanlıklar almış durumda ve yöneticiler yaşanan karartmanın, bastıran sisin içinde, ormanın en sık ortamında yön seçmeye çalışıyor. Ve damlarda yükselen bacaları, şehrin kamburlarını göremiyor.

Bizim geçmişimize bakarsanız, orda faziletler şehri projesini görürsünüz. Bugün gölgeler şehri, sis etkisindeki şehir, ufku karartılan şehir, tecritler şehri, kamburunu görmeyen şehir daha meşhur.

Farabi’ye göre faziletli siyaset tektir, cahiliye siyaseti ise çoktur. Faziletin karşısında cahiliyet vardır. Şehir ve ülkelerin bütün kamburları cahiliyet siyasetinin ürünüdür. Bu kamburları fark edebilmek içerden bir erdem ve dışarıdan bir gözlem gerekir. Bugünün insanı, fazilet siyasetini terkle başlıyor işe ve cahiliye siyaseti, yani alkış siyaseti, övgü siyaseti yer ediyor. İnsanın merkezi kalp olduğu gibi, şehirlerin merkezi de kalptir. Merkezinde kalp olmayan bir şehir, bir siyaset, bir yönetim ufku yaşatmaz, diriltmez, karartır.

Şehrin ve ülkenin beklentisi, ihtiyacın karşılanmasıdır. Bazen çok koşturmak ihtiyaç temini için yetmez. Bu nedenle, o kadar koşturuyorum, daha ne yapayım denilerek “asıl ihtiyacı görememe” halinin yaşanması masumlaştırılamaz. Bu bir haklılık masumiyeti değil, yıpratılmayı görememe masumiyetidir. Kimi insanlar kendilerini yıpratan sessiz alkışları, sesli alkışları, ihtiyacı yanlış belirleyip ona zorlanmayı göremez. Burada fazilet, aforozu göze alıp doğruyu beslemektir.

Ey şehrim!

Ey ülkem!

Gözünü faziletli siyasete, faziletli şehre ve ülkeye dik. Olur ki ben sana yaslanmayı, sana hizmet etmeye, sana fazilet katmaya, kamburlarını görmek için şehre dışarıdan bakmaya tercih edebilirim.

Olur ki, ben tarihi okumayı, tarihten enerji almayı, insanlığımın kodlarının peşine düşmeyi seni sömürmeye kurban verebilirim. Kurbanı ben kesmem, vekâletimi birilerine veririm.

Böyle durumlarda benim için dua edin ki; size dışarıdan bakabileyim, kamburu fark edebileyim, hizmet nuruyla ufku kapatan sisi ayırt edebileyim.

Şehirler için, ülkeler için, şirketler için, aileler için söylenebilecek bir söz var; “Babanın gizlediği şey oğulda açığa çıkar” denir. Şehrin ve ülkenin yanlış tespitle üstü örtülen ihtiyacı, bir sonraki nesli veya ötesinde ortaya çıkar. Yöneticiler, sorunu halının altına süpürerek yol alırsa, gün gelir birileri o halıyı kaldırır ve babanın gizlediği şey oğulda ortaya çıkar. İnsanlar evlatları babalarıyla birlikte lanetler.

Ey şehrim ve ülkem!

“Benim suçumu ben yaşarken göster ve tedbirimi almama fırsat oluşsun diye dua et!” diyebilenlerden olabilmek gerekir. Nice şehir bu duadan bihaber yaşıyor. Nice koşturma bu duadan kopuk telef olup gidiyor.

Bir pencereden bakıyor ve mırıldanıyorum; umulur ki uyanırım! Umulur ki uyansınlar! Umulur ki uyanalım!

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 729
Bu Ay : 18390
Toplam : 27648

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom