Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Ruhumuza dökülür güz yaprakları

Bir okyanusa bırakılan pusulasız gemi misali iradesini kaybetmiş statükocu bir bürokrasinin içinde hangi okyanusa ulaşacağımızı fark etmeden mesleki ve toplumsal vazifeleri yerine getirmeye çalışan bir yığın insanın çığlıklarıyla kurulmuş bir kavganın eşiğindeyiz.

Yenilikçi siyasi düşüncelerin içinde bocalayan yerel siyasetçilerimiz ve onların uzantıları sayılan kişilerin durumu nicedir? Doğru dürüst bir cümle kuramayan ve bunun gereğini yapmayan merkez medyanın dinozorlaşan aydınları ne yapıyorlar? Yerel siyasetçilerin ortaya çıkardığı kısır çekişmeleri devam ediyor, ilkel kabile geleneklerine benzeşiyor, herhangi bir proje üretemeyen siyaseti meslek olarak edinmeye çalışanların yandaşları ekonomik ve sosyal çıkar şebekeleri varlığını koruyor.

Oyun yazılmış, sahneye çıkıp sesin nerede ve hangi suflörde geldiğini bilmeden verilen figüranlığın duygularını yansıtmak için uğraşıp duruyorlar. Bunun adına siyaset deniliyor, ülkemiz bir drama yaşıyor, İktidarın durumu zafer kazanmış yorgun edasıyla çevresinde habersiz klasik seçim öncesi gündeminin altyapısını besliyor? Ana muhalefet partisi yeni bir şarkı bestelemek için orkestra şefini değiştirmiş ancak şarkı değişmemiş, diğer partiler varlık savaşı veriyorlar.

Ülkenin gündemi nedir? Bunu kim belirliyor?

Bürokratların, teknokratların bütün yaptıkları devlet kurumu adına oluşturulmuş ibadet edası gibi koltuk sevdasını devam etmektedir. Bunun adına vazife ahlakı deniliyor, siyasetin bükülmez çelik bileğine sarılmış gündemin ağırlık merkezine göre kendini soylu zanneden bilgeler gibi konuşuyorlar. Asıl sorulması gerekli konular gündem dışı kalmış. Askeriye emniyet ve güvenlik güçlerinin varoluş nedenleri unutulmuş?

Siyaset kendi açmazlarını kısır döngüye düşürmüş bir yığın boş kovanlar gibi topluyor. Milletin vekili sokaktaki her insanın vekili değil mi? Siyasetçilerin; aziz millete karşı vazifesi nedir?

Düşünülmesi gerekli bir olgu yumağı olarak ruh dünyamızın lekesiz sayfalarında kalıyor.

Millet için günler su gibi akıyor, suyun bir serinliği oluyor, bazı günler çöl gibi sıcak, başka bir zaman bir tokat gibi yüzümüze iniyor, bir köleye değen kamçı gibi yankılanıyor.
Siyasi ahlak bu gün ikinci sınıf demokrasi taklidi yapan müsveddelere temsil eder duruma gelmiş, siyasetçilerin kendi tanımıyla belli hokkabazlık oyununa benziyor. Milletin ruhu dökülen güz yaprakları gibi gazelleşiyor.

Şehrin sahipleri olan eski sevdalılar kendi ücrasında ne yapıyorlar.
Ne düşünüyorlar biliyor musunuz?

Gençlik yıllarımızı hatırlayıp o zamanki yargıçlara söylediğimiz sözler hafızamızda tazeleniyor, Umutsuzluğun fakirliğin açlığın, fikir ve düşünce yoksunluğunun günlerini hatırlıyoruz. Aydınlanma umudu taşıdığımız kütüphane kurmak için kalıplaşmış düşüncelere ait kitap serilerini öğrenci burslarıyla ve harçlıklarımızla satın aldığımız yıllar unutuluyor, toplumsal açılımlar yaratma içgüdüsüyle cemiyetli örgütlü düşünce dinamiklerine savrulduğumuz zamanları hatırlıyoruz.

Günler bizi denemek istercesine çöldeki sam yeli gibi esiyor, bizi bir kum tepeciğine koruyucu olarak vazifelendiriyor. Ellerimize gönlümüze konmayan kelebekler gibi umut etrafımızda uçuşuyor. Hayat o kadar kısalıyor, yaprakları, çiçekleri, güzellikleri toplayamıyoruz. Çiçeksiz ve yapraksız bir ömür ağırımıza gidiyor. İşte bütün bu düşüncelerin ve hatıraların eşiğinde ülkemiz gerçeğindeki dört kişilik demokrasi şakasını anlayan bir vatandaş olarak yeryüzünü bu beldesinde şehrin kucağına düşmüş bir körpe gibi içtimai hayatın ince teline dokunmak içimde geliyor.

Seçilen büyük millet meçlisinin vekillerini belirleyen bu sistemin seçkinlerini kutluyorum. Çünkü onları tercih eden ve bizi onları seçtiğimize inandıran tamamen dört kutsal kişi olduğunu daha iyi anlıyorum. Yetmiş milyon demokrasiyle yönetilen ülkenin vekillerini üç parti başkanı ve bir adada tutuklu mahkûm belirliyor, bu gün bize anlatılmayan demokrasini gerçek tanımı budur.
Demokrasi diye halkın önüne onlarca sandık konuyor. Bir yığın ekonomik ve sosyal enerji harcanıyor.

Egemenlik kayıtsız şartsız milletin değildir.
Egemenlik kayıtlı ve şartlı partilerin resmi ve gayri resmi başkanlarınındır.
Günümüz dünyasında bu şekildeki bir demokrasi anlayışının miadı dolmuştur.
Demokrasi havarileri bu oyunu ne zaman değiştirecek. Gerçek ve ileri bir demokrasi gerçek bir hukuk ve gerçek bir gündem istiyoruz.
Nerede bizim gerçek gündemimiz belirleyecek aydınlar?
Büyük düşünürler bir cümle için ne yorumlar yapıyorlar, güzel bir cümleyi çığlık olarak değerlendiren felsefeciler ne demeli?
Bu gün susmayan bir şarkıcının son nakaratını söyleyecek bir kişi nerede? 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 87
Bu Ay : 2290
Toplam : 2290

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom