Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Yol kaygan düşme tehlikesi var

Böyle bir uyarı ile karşılaşmadım bugüne kadar; dikkat heyelan bölgesi, taş düşebilir, araç çıkışı gibi uyarıları hep okuruz, bir de araçlar için kaygan yol işareti var denilebilir. Benim dediğim insanlar için uyarı; dikkat kaygan yol, düşme tehlikesi var.
Aslında yazılı bir uyarı olmasa da, böyle bir şey var. Hep uyarılırız. Bastığınız zemine dikkat edin diyen olur. Kimliğiniz belli değil, nerede duruyorsunuz diyen olur. Yer edinme adına vermediğiniz taviz, eğilmediğiniz yer kalmadı diyen olur. Sonra; Allah aşkına biraz okuyun, her sese yönelmeyin, kendinize gelin, sizin şu anki halinizin en iyi izahı tavırsızlık diyen olur.
Bu uyarıları dinler düşünürüm; bunları bana söyleyen iyiliğimi istemektedir derim. Bana bir garazı yok derim. Beni bir yerlerde tutup, kendisi ata binmek istese, başka türlü söylenir derim. Geçen yıllarıma bakarım; günahlarım ve sevaplarım yanımda tartılır, bakarım hangisi ağır gelecek diye, sevap haneme daha fazla bir şeyler eklemek için, günahlarıma bakar biraz daha koşmam gerektiğini düşünürüm. Ve, bu enerjiyi nereden alıyorsun diyenlere; günahlarıma bakıp daha çok koşmam gerektiği sonucunu çıkardığımı söylerim.

Bütün mesele “kaygan yol uyarısına” kulak vermektir. Yolun kayganlığını, kazandığım parada, yöneldiğim makamda, edindiğim çevrede, dolaştığım arkadaşlarda, şantiyelerimde, uçkur hezeyanlarında ararım. Yol kaygan, insanlığımı bağladığım değerler veya insanlığımı yıkadığım değerler bana bunu söylediği için buna inanırım.

Kimi insan bu kayganlığı ciddiye almaz. Git işine der. Elin oğlu sıçrayıp ne engeller aşmış, sen durmuş kayganlıktan bahsediyorsun, kaygansa onlar niye düşmüyor! Bu ifade düşündürür beni; düşmediklerini nereden biliyorsunuz, tepe üstü gidenler var ve ayna onları ayakta gösteriyorsa, aynayı nasıl tuttuğunuza bakmaz mısınız derim. Bazı insanlar aynayı öyle tutmuş ki, yerine göre insanı farklı işlevsellikte gösterebiliyor.

Ben yine derim ki; her çağrıya koşmamak gerek. İnsana yapılan yatırımı, insan yetiştirmeye, insan kalmaya ayrılan zamanı önemsemek gerek. At dediğiniz, Üsküdar dediğiniz birkaç aritmetik işlemden ibaret, denklemi istediğiniz gibi kurar, sonucu istediğiniz gibi çıkarabilirsiniz. O zaman atı alanın Üsküdar’ı değil başka “darları” geçtiğini rahatlıkla görebilirsiniz.

Bazen cennetleri bile karıştırırsınız; haramların süslediği şatafatı, helallerin beslediği cennet yerine koyar, oraya yönelirsiniz. Üzerine oturduğunuz kamu ve özel şirketler, Üsküdar’ı geçmek için bindiğiniz diğer atlar, size bir cennet sunar diye görürsünüz ama asıl geçilmesi gereken Üsküdar’ı unutursunuz.

Hem benim işim “atı alıp Üsküdar’ı geçmek midir” başka bir işim yok mu? Hizmet dediğiniz şey geçilecek Üsküdarlara mı bağlı?

Yol uzun ve kaygan, kayganlığı; oradan geçerken, göz yanılsaması yapabilen ifrazatları oraya dökenlerden geliyor. Bu ifrazat bizi aldatabiliyor. O ifrazatın parlaklığı karşısında eteklerimizi yukarı kaldırıyoruz, eteklerimiz yukarı kalkarken, hangi haramlara yol verdiğimizi göremeyebiliyoruz.

Birileri önümde ceketini ilikliyor ya, bu bana yetiyor ve bayılıyorum bu manzaraya, iyi de o arada ben yola hangi tür ifrazatı döküyorum. Ben benden sonra gelecek genç ve saf ve ideal yüklü hangi insanların eteklerini çekmeye yönlendiriyorum! Biraz sonra o insanlar hangi haramla tanışacak, hangi değerleri terk edecek, kendimi sorgulamıyorum.

Ve bir gün; sen beni çağırdığın yerde değilsin dediklerinde, ne diyeceğimi, ne diyebileceğimi merak ediyorum.

Ben hizmet etmek için söz vermişim. Başka birileri “bu da çok oluyor, öyle tutunmuş ki, durduğu yeri kimseye bırakmak istemiyor” diyebiliyor. Mesele o değil, insan kalmak için, yol nasıl yürünmeli, ben onun derdindeyim.

Günahlarıma bakıp koşmamı sürdürmekten yanayım. Günahlarımı taşıyacak ortaklar peşinde değilim.

Yarın bir ses işitecek herkes; kaçış nereye! O hengâmede “ Allah’a koşun” sesini seçebilmek için, burada yürüdüğüm yolu iyi beslemem gerektiğini unutmamalıyım!

“Yol kaygan, düşme tehlikesi var” diyen sesi duymamı engelleyecek her şeyi, ayırt edebilecek iradeyi, feraseti, itinayı zayıflatacak ne varsa, onları seçebilmem gerekiyor.

“Ey günah; yakamda bıraktığın ilk izi yakamdan tutup sökmek için uğraşmıyorum, o izi unutturmak isteyenler yerine daha büyük bir günahı iliştirmek isteyecekler. Daha büyük bir günahı yakama dikmemek için, seni görüyor ve daha temiz kalabilmek için koşuyorum. Bana düne dair, atılan her ne çamur varsa, o izi sökmeye çalışmadan yol almam gerektiğine inanıyorum. Bu gün o çamura atmadık mermi bırakmayanlar, yakama hangi çamur izini, baskın olarak iliştirecekler, merak ediyorum.”

Bu yazı kafası karışık bir yazı olarak görülebilir. Karışık çünkü her kafadan bir şeyler aldım buraya… Belki bu karışıklıktan kurtulmak için daha iyi düşünmeye vesile olabilir diye… 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 368
Bu Ay : 14880
Toplam : 24138

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom