Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Clinton'a nefretten zor olan

Eski bir arkadaş ABD’nin eski başkanı Clinton’ın Türkiye’ye gelmesi hususunda ne düşündüğümü sordu. “Clinton önemli bir insan” dedim. “Bir dönem ve halen dünyayı yönlendirenlerden önemli bir şahsiyet. Keşke bir üniversitede verdiği konferansı ben de dinleyebilseydim.

Verdiğim, siyasilerin etliye sütlüye karışmayan, vaziyeti geçiştirici türden cevapları gibi algılandı sanırım. Devam eden sohbette kimi arkadaşlar ABD’nin Türkiye’ye karşı düzenlediği yeni komploları anlatmaya başladılar. Meğer bu ziyaretin arkasında ne fitnelikler varmış ne fitnelikler. Lafı dolandırmadan söyleyeyim; ben bu tarz yaklaşımları bir başarısızlık, yoksunluk psikolojisinin yansıması olarak değerlendiriyorum.

Muhatabınızı peşin hükümlerle, evhamlarla dinlemek, kimi kuruntularla olmadık düşünceler geliştirmek; o insandan çok sizin içine düştüğümüz acizliği, yaşadığınız perişanlığı ifade ediyor olmalıdır. Bu indirgemeci ve düşmanca tutum alan kişileri siz de tanırsınız. Bu tepki, bizim güvensiz, oturuşmamış kişiliğimizden kaynaklanıyor büyük ölçüde. Ciddi manada bilgi ve bilinç eksikliğinden kaynaklanıyor. Hadiseler karşısında düşünce ve politika üretemeyenler, dengesiz, patacatsız reaksiyonlarla ‘ötekini’ suçlayarak ruhlarını tatmin ediyorlar.

Bu tutumla ne yapılabilir? Bu tutum neyi başarabilir? Hayır, medeniyet ve kültür bağlamında Amerika’ya ben de karşıyım. Üstelik bu arkadaşlardan çok daha ileri düzeyde karşı olduğumu düşünüyorum. Morgan’dan, Franklin’e, Steinbeck’e, Hantington’a, Comsky’ye kadar tüm entelektüel birikimlerinden gücüm nisbetinde haberdar olan, olmaya çalışan biri olarak karşıyım. Onların ABD’ye sadece Comsky’nin yani Amerika’nın kendi içinden bir entelektüelinin sahip olduğu bilinç ve birikimle karşı olduklarını da sanmıyorum. Daha doğrusu düşünemiyorum bile.

Öfkenin şiddeti, cehaletin koyuluğunu gizlemiyor veya sizi haklı çıkarmıyor. Sadece karşılar. Niçin? Çünkü ABD kötü. ABD’ye iyi diyen yok ama niçin kötü olduğu, hiç olmazsa Comsky kadar açıklamalı değiller mi? Kimse bu başkasını küçümseyici, boş benlikleri büyütücü tutumla bir yere varamaz. Kendimizi avutmayalım. Sadece düşmanlık üretmekle kalmaz, o düşmanlık kendi benliklerini de köreltecek kadar tıkar.

Her taşın, her olayın altında bize karşı kurulan bir tuzak aramak sağlıklı bir durum değildir. Bilerek bir tutum alamadıktan sonra ABD’ye karşı olsan ne olur olmasan ne olur? Böyle bir tutum alış için çok çalışmak, her alanı ve ayrıntısı ile hayatı yeniden üretmek, yeniden yorumlamak, inşa etmek hayati bir zarurettir. Bu zor bir iştir. En azından nefret etmekten zordur. Kolaycılığı seçenler, üç beş keskin sloganla gönüllerini hoş etmeyi; görüş, direniş veya duruma göre politika sanabilirler. Onlara, yanlış tutumları sebebi ile en azından Amerikalılar kadar üzülmek geliyor içimden.

Madem Comsky’den bahsettik, bir alıntı yapayım. Belki bu arkadaşlar bundan böyle ABD’ye daha bilerek karşı çıkarlar. ‘Demokratik İdeallerin Çöküşü’ ismiyle dilimize çevrilen eserinde yazar, çok ilginç bilgiler verir ve onlar üzerinde düşünsel kritikler yapar. ABD’nin diğer ülkelerde sorun alanları yaratıp, bu sorunlar üzerinden nasıl politika ürettiğini Guatemala örneği ile açıklar: “Guatemala’yı tehdit edip kendisini savunmak mecburiyetinde bıraktık, böylece güvenliğimizi tehdit eden bir unsurun oluşmasını sağladık. Ekonımisini harap ederek, tehdidi güç kazanıp üzerimize atılır hale getirdik. Böylece bir askeri darbenin gerçekleşmesi veya gerçekten komünist bir rejimin yönetime gelmesi için gerekli zemini hazırladık. Bu iki sonuçtan hangisi gerçekleşirse gerçekleşsin bizim saldırımız için meşru zemin oluşmuş olacaktı” (Çev. Cevdet Cerit, s.28, Pınar Yay. İst 1997) Bu operasyonların yapılması için gerek dünya gerekse hedef ülkede, başta entelektüeller olmak üzere kamuoyunda bir ‘rıza’ oluşturulur. Comsky’nin bu yöndeki düşüncelerini ‘Medya Gerçeği’ adlı kitabında bulabilirsiniz. “Rızanın üretilmesi doğal bir sonuçtur. İdeolojiyi aşan, gündemdeki toplumsal sorunları bilimsel ilkeleri rasyonel biçimde uygulayara kçözecek olan ‘teknokratik ve politik entelektüeller’den söz edildiğini sık sık duyarsınız” (Çev. Abdullah Yılmaz, Osman Akınhay, s.69, Everest yay, ist. 2002) Bu iki alıntıyı, ülkemizle ilgili olarak, uzun yıllar boyu ABD’nin doğrudan belirleyici aktör olarak içinde bulunduğu ilişkiler ağının daha iyi anlaşılması için de yaptım.

Mesele ABD’ye karşı olmak veya olmamak değildir. Mesele haktan, kendimizden yana olup olmamaktır. Bizim şu ya da bu topluluğa, şu ya da bu ülkeye, insana, lidere önyargı ile, sığ ve kimseye bir yararı olmayan tepkilerle karşı olmak gibi bir çabamız olmamalıdır. Biz hakikatten yana olur ve hakikatin bilgisini, bilincini, benimseyerek içselleştirirsek o zaman birileri zaten bizim karşımızda olacaktır? Veya yanımızda. Clinton’u gereği gibi ağırlayacak, gereği gibi uğurlayacağız.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 3
Bugün : 357
Bu Ay : 7062
Toplam : 7062

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom