Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

O Yol

İlçe merkezinden çıktıktan kısa bir süre sonra bir yılan misali kıvrıla kıvrıla dağların doruğuna tırmanan o yol sizi sadece Diyarbakır’a götürmez. O yol, sizi sadece ilk kez heyecanla göreceğiniz yüksek dağların cesaret veren doruğuna, platoların üstten bakan düzlüğüne, çetin vadilerin ürkütücü derinliğine götürmez. O yol, Diyarbakır’da işlerinizin peşinde rahatça koşturasınız diye arabaya biner binmez yorgunluğunuzu atmak için kafayı vurup yatmanıza hiç müsaade etmez.

O yol, daha otobüse binerken vizyonunuza göre size “Hadi abi geç arabaya.”, ötedeki yaşlı şapkalı yolcuya ise “Hadi dayıı ne bekliseen geç sana arabaya.” diye seslenen bir anda bir birine zıt iki farklı davranış sergilemeyi öğrenmiş henüz ömrünün çetin baharındaki genç muavine de götürür. O yol, arabanın kapısında düşürdüğünüzü fark etmediğiniz paranızı sizden habersiz alıp “Abi bu parayı siz düşürdünüz.” diyen genç ile rahat etmek için kolunuzdan çıkarıp ön koltuğun arka cebine koyduğunuz kol saatinizi çaktırmadan kaşla göz arasında aşırıveren gence götürür. O yol sizi arabada ücretinin üstünü kendisine iade etme niyetinde görünmeyen muavinden paranın üstünü isteyen yolcuya, “Dayı paranın üstünü istamağı bilisan hama bozuğ para vermisan” diyen küçük esnaf adayına götürür. O yol, gördüğünüzde bu mavi jeanslı iki genç nereden geliyor kime misafir gidiyor diye düşünürken konuşmaya başladıklarında ve yan koltuktaki genç kıza ara sıra bakışlar savurduklarını gördüğünüzde sizi hayrete düşüren köyün gençlerine götürür.

O yol şoförün teybinden yükselen A. Papur’un “çift camlardan ses gelmiyor” türküsüyle sizi mahpushanenin sağır duvarlarına götürürken ardından Ş. Perver’in yükselen ağıtıyla size Halepçe katliamını izlettirir.

Dağların boyuna bir şerit gibi sarılmış o yol sizi yükseklere tırmandırırken insanların cıvıl cıvıl dolaştığı ilçeyi alçakta bırakır. O yol sizi kalabalık il ve ilçe merkezlerini beslediğini düşündüğünüz köyleri, yaylaları heyecanla görmeye götürür. Ama ne tuhaf o yaylaların çoğu terk edilmiş artık. O yol on yıllar önce sarı külahlı çerçi amcanın kan davasından dolayı yüreğinden bir parça bırakarak terk ettiği şimdi ise geriye kalmış birkaç ailenin de terk etmek için gün saydığı köye götürür. O yol sizi görmeyi beklediğiniz çok büyük hayvan sürülerinin yerine geriye kalmış birkaç hayvanını otlatan ve burada gelecek için umudu hiç kalmamış, yaptığının anlamsızlığıyla kendini kahreden, dizlerinin üzerine indirdiği tüfeğinin namlusunun gözlerinden daha çok parladığı çobana götürür. O yol sizi zor şartlar altında büyük emekle ürettiği yağını, peynirini şehirliye ucuza satıp şehirlinin daha kolay ve hızlı ürettiği ürünü daha pahalıya alan ve şehirliye hiç efendi olamamış köylüye götürür. O yol sizi toprak damlı çanak antenli köye götürür. O yol sizi yaşlandıkça çevre içerisinde ağırlığı da artan değil yaşlandıkça ağırlığı da azalan ihtiyarlara götürür. O yol sizi eğilmiş duvarın dibine oturup şehirden dönen oğluna “Oğul hele gel şeherde ne havadis var?” diye sorduğunda “Heç heç bişey yok baba.” cevabını alınca bir daha hiçliğe itilen baba ile “Sanki anlatsam halkımızın davasına bir katkısı mı olacak?” diye kendi kendine mırıldanan evlada götürür.

O yol sizi hayalinizdeki cutkari erkeklere berivan kadınlara çoban gençlere götürür. O yol sizi eriyen kar sularının yumuşattığı topraklar ile sanki susuzluktan yüzlerinin derisi kurumuş insanlara götürür. O yol sizi sert ayaklarıyla yumuşak toprağı ezip koşan yırtık fistanlı, dağınık uzun kızıl saçlı kız çocuğuna götürür. O yol sizi genç kızın kendi arkadaşına çekine çekine sorduğu “ Abin gurbetten döndü mü?” sorusuna “Hayır.” cevabını ala ala umudunu aşka dönüştürmüş genç yüreklere götürür. O yol sizi oğlunun gurbetten dönmeyişinin kendisinde yaptığı yıkımı gelininden gizleyen anneye götürür. O yol sizi şeb-i yeldayı bekleyen anneyle geline götürür.

O yol sizi kışın hastalarını ağaçtan bir merdivene sardıkları yorganların arasında uzun süre omuzda taşıyarak şehre ulaştıran köy ile yüksek dağın zirvesine kurulmuş sürekli işlek asfalt yollu güzel yapılarlı olan tabura götürür. O yol sizi köylere nazır yüksek yerlere yazılmış ta uzaktan rahatlıkla okunabilen “Ne mutlu türküm diyene” yazısına götürür. O yol sizi yolun kenarındaki karakolun batısındaki yüksek dağlardan güneşin kaybolmasıyla “Hele şükür bu gün de vukuatsız geçti inşallah gece de öyle geçer.” deyip şafak saymaya devam eden genç askere götürür. O yol sizi birinin oğlu askerde diğerinin dağda vurulmuş annelere götürür.

Eğer yürek objektifiniz açık ise o yol sizi daha çook fotoğraf çekmeye götürür.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 15
Bugün : 460
Bu Ay : 2663
Toplam : 2663

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom