Sefer Benli

Sefer Benli

sefer-benli

12 Eylül Referandumu: Toplumun Sivil Uyanış Vesilesi

Devlet yönetiminde egemenliğin kim tarafından ve ne şekilde kullanılacağının net bir şekilde ortaya çıkması ve bundan sonra da sivil egemenliğin belirleyici güç olması açısından 12 Eylül Referandumu önem arz etmektedir. Bu meclis yaptığı bir değişikliğin sadece halkoyuna sunulmasına değil bugünün ve bundan sonraki meclislerin daha etkin bir sivil anayasa yapma iradesine de sivil ruh desteği vermektedir. 12 Eylül’de “EVET”in tercih olması referandum kültürünü güçlendirecektir. Bugün HSYK ve AYM’nin yapısında sivilleşmeyle uyumlu değişikliğin olması yarın birçok kurumun sivilleşmesine katkı verecektir. Halkın devre dışı bırakılması suretiyle halkı ezen veya aşağılayan bir hükümranlık mantığının temellerinden sarsılması referandumda güçlü “EVET” oylarıyla gerçekleşecektir. Yargı yoluyla sahip olunan iktidar nimetlerinin haklın ayakları altına serilmesine iç geçirerek bakan CHP ve MHP sapık zihniyeti, seçimle %90 destekle meclise gelse bile seçilmiş sivil iktidarı hiçe sayan ve asıl muktedirlerin kendileri olduğunu iddia eden sapık bir zihniyet olduğu için bugün “HAYIR” cephesinde yan yanadır.

Silah zoruyla yapılan anayasaların sivil irade tarafından -gerek duyulması halinde- değiştirilebileceğini görmek, iktidarı seçimsiz arzulayan sapık CHP ve MHP zihniyetine ağır gelse de durum nettir: Güçlenen sivil irade baskı ve dayatmalara karşı çıkmaktadır!

Devlet için bir düzen oluşturarak toplumun sarsıntılara karşı istikrarını sağlamaya yönelik en güvenilir kaynak olan Anayasanın toplumun lehine olacak bir tarz ile değiştirilmesi, daha sivil bir anayasa değişikliği yapmak fikrini olgunlaştıracağı için hayati öneme sahiptir. Oysa askeri darbelerin akabinde yapılan anayasalar statükoyu güçlendiren ferdi/ toplumu ise arka plana iten anayasalardı. Bu anayasaların güçlenen Türkiye’yi taşıyamayacağı aşikârdır. O halde bu hantal ve gerici anayasalardan adım adım kurtulmak gerekmektedir. Toplumun demokrasi ve özgürlük yolu, başta askeri müdahaleler olmak üzere hiçbir suretle kesilememelidir. Türkiye’nin gelecekteki ihtiyaçlarına cevap verecek daha insani, daha sivil ve gelişime imkân verecek bir anayasanın ilk adımlarının 12 Eylül Referandumu ile atılması mübarek bir hadisedir. Türkiye Cumhuriyeti anayasasının 6. maddesindeki “Egemenlik kayıtsız şartsız Milletindir.”ibaresi halktan kaynaklanmayan egemenliğin meşru olmayan bir takım erkleri güçlü kılacağını ifade etmektedir. Anayasa hakkında en son sözü söyleme hakkının halka ait olması gerektiğine de en güçlü vurgudur. BU yüzden 12 Eylül Referandum süreci de son sözün halka ait olduğunu bir kez daha hatırlatmış olacaktır. Daha çağdaş bir anayasanın halk erki tarafından yürürlüğe konması için halkın son söz sahibi olması muazzam bir hatırlatma değil midir? Değişik bir ifade ile yinelemek gerekirse, devletin bütünlüğünü sağlamak, egemenliğin halka ait olduğuna vurgu yapmak, devletin kimi kurumlarını da hukuki olarak sınırlamak, vatandaşı daha özgür kılmak ve eşitlik zemininde özgürlükleri güvence altına almak için ve en önemlisi de sosyal barışı devamlı kılmak için yaşadığımız süreç bilinenden öte bir anlam taşımaktadır. Demokrasi yolunda daha bir sivil olmak ve daha bir belirleyici olmak açısından yüksek sesle dillendirilen “EVET” söylemi insan kulağının duyacağı çok hoş bir nidadır.Bu nida demokrasi çıtasının her gün yükseldiğini haber veriyor. Bu gür nidanın desteklenmesi için sayısız gerekçe bulabiliriz. Türkiye’deki demokratikleşme sürecinin sekteye uğramaması için desteklemek bile tek başına yeterli bir sebeptir.

12 Eylül Referandumundan sonra sivil ve özgür niteliği ağır basan yeni bir anayasa yapmanın kapısı aralanmış olacaktır. Her ne kadar siyasal iktidar ile muhalefet arasında yaşanan gerginlik, referandumu “genel seçim” havasına sokuyorsa da bu durum sivil kazanımlara yapılması gereken vurguyu gölgelememelidir. Söylemlerde adalet, özgürlük, demokrasi, insan hakları gibi toplumsal talebi seslendiren ifadelerin kullanılması elbette ki evladır. Zira asıl değişim bundan sonra olmalıdır. MHP ve CHP’nin 12 Eylül Darbe Anayasasını korumak ve kollamak şeklindeki çabaları, CHP’nin özde şiddetle karşı olduğu türban ve dini kavramları diline dolaması çok çirkin kalmaktadır.

13 Eylülden itibaren siyasete demokrasi ayarı verilmesi beklentisine de burada değinmek gerekmektedir. Referandumda “HAYIR” diyenlerin iç muhasebesi sivil ve özgür düşünme yönünde olumlu katkılar verecektir. Toplumdan dalga dalga yayılacak olan sivil uyanış Türkiye’de siyasetin kalitesini de yükseltecektir. Parti tabanlarını şahsi hırs ve kine kurban veren liderlerin basiretsizlikleri, kimilerinin valizlerini alıp gitmelerine de vesile olacaktır. Çoğulcu ve katılımcı bir yapıya kavuşacak olan Anayasa Mahkemesi artık topluma korku salamayacaktır. Sivil toplum kuruluşlarının kahir ekseriyetle referanduma evet vereceğini deklare etmesi Türkiye’nin yarınında sivil atmosferin daha bir hissedileceğine işarettir. Toplumda başlayan sivil uyanışın ve her kesimden yükselen gür sedanın bu referandumda “EVET”in elini güçlendireceği ve referandum geleneği oluşturacağını şimdiden görmek mümkündür. Bu meclisin ve referandum ile de halkın başarısı şimdiden hayırlı olsun.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 240
Bu Ay : 1495
Toplam : 1495

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom