Editörün Seçtikleri

Editörün Seçtikleri

editorun-sectikleri

Yusuf Orhan / İnşacıyı İnşa Etmek

İNŞACIYI İNŞA ETMEK
Varlıklar âleminin çekirdeğini, özünü, felsefesini, ufkunu… Oluşturan insanı tanımlama, tanıma ve varoluş nedenlerini araştırma, sorgulayabilen her insanın yaşamı süresine cevabını aradığı ancak herkesin kendine göre cevap budur dediği karşı konulmaz bir arzudur.
Biyolojik organizması ve bu organizmayla iç içe ilişkileri olan ruh sarmalına sahip insanı tanımak bir sanattır. Bu sanatın temelleri, fazla böbürlenmeyip gururlanmaya izin verecek gibi değildir. Tersine, insanı gerçekten tanıyış, belirli ölçüde bir alçak gönüllülüğün doğmasını sağlar, çünkü bunun ne çetin bir iş olduğunu öğretir bize; öyle bir ilişki, uygarca yaşamlarının ta başından beri insanlar üstesinden gelebilmek için uğraşıp durmaktadır.
İnsan biyolojisinin ve fizyolojisinin yapı taşları kendisi ile getirdiği genler belirler ve şekillendirir. Bundan dolayı insanın biyoloji ve fizyolojisine dış unsurların etkisi yok denecek kadar az ve etkisizdir. İnsanı tanımadan yapılan beşeri ilimler (fizik ,kimya,biyoloji,..) insanlığa yaradan çok zarar getirir bir hal almıştır.
İnsanı yalnızca bir organizma ya da ruha giydirilmiş beden olarak görmek insanı tanımada ve tanımlamada yapılacak en büyük hata olacaktır. İnsan biyolojik, fizyolojik ve ruhsal örüntülerle donatılmış irade gücüne sahip son derece karmaşık ve parçalanmaz bir bütündür.
Aslında bu güne kadar yapılan insan tanımlamalarına bakıldığında:
İnsan; ne Sigmund Freud’un “libido” diye adlandırdığı göreli olarak sabit miktardaki bir cinsel enerji, tarafından yönetilen bir makine,
Ne Karl Marks’ın “kendi kökenini kendisinin yarattığı” varlık,
Ne de batılıların Rönesans’tan beri aşırı derecede kutsallaştırdıkları ve temel mefhumlarını aldıkları “Grek Felsefesi”nde ki gibi tanrı Zeus’un “kutsal Ateşi”ni (bilgi ateşi) çalıp kendini tanrılaştıran bir canlıdır.
İnsan “Eşref-i mahlukat” ile “Esfele safilin” git gelleri arasında ruh girdabında yoğrulan yeryüzünün halifesidir.
Sigmund Freud ve Karl Marks’ın “insanın özü” ya da “insanın doğası” diye adlandırdığı, günümüzde “can” anlamına da gelen İslam literatüründe “ruh” kelimesine dönüşen ancak temelde insanın var oluşuyla insanın bedeninde bulunan varlık olarak algılanmaktadır.
“Emir âleminden olup, beden ülkesini idare etmesi için kendisine müstakil bir varlık verilen bir kanun. Bedenden ayrılınca da varlığını devam ettirebilen lâtif bir cisim.”
İnsan ruhunu ancak devingen güçler şeklinde kafamızda tasarlayabiliriz. Kuşkusuz öyle güçler ki birlik bütünlük oluşturan bir temelden doğup,birlik ve bütünlük oluşturan bir amaca varmaya çalışır.
Ne var ki ruh, doğa yasası diye bir şey tanımaz, çünkü insanın gözüne kestirdiği amaç durağan değildir değişebilir her zaman ama bir kimse gözüne bir amaç kestirmişse ruhundaki olaylar ister istemez ortada uyulması gereken bir doğa yasası varmış gibi bir akış izler.


Ruh birlik ve bütünlük oluşturan temelden birlik ve bütünlüğü sağlamak için iç içe sarmal bir yapı oluşturur.
Bu yapısıyla insan kâinattaki varlıkların tümünden ayrılır. Hâlbuki kâinatta mevcut olan varlıkların tamamı, muayyen bir hedefi olan tekbir tabiata sahiptir.
Hayvan yer, içer cinsel faaliyetlerini doğrudan doğruya bir sevki tabii ile yapar. Belli bir hedefi olmadığı gibi, idrakten de yoksundur. Hiçbir hareketinde irade mekanizması göze çarpmaz.
Hayvan; bedenin hareket tarzına göre davranan tekbir tabiata sahip yaratıktır.
Her ne kadar biz melekleri görmemekte bizim öğrendiğimiz vasıfları ile melekte tek tabiatlı varlıktır. Belirli bir hedefi vardır. Kendi tasarrufu ve iradesi dışında doğrudan doğruya ruhuyla yaşayan ve ruhunun direktiflerine boyun eğen bir mahlûktur. Melekler yaratılışları ile mutlak itaate mecburdurlar.
Bizim bildiğimiz varlıklar içerisinde birkaç yönlü hareket kudretine sahip çift tabiatlı tek varlık insandır.
İnsandaki bu çift tabiat birbirine denk zıt ve karşılıklı ince çizgilere sahiptir.Bu çizgiler birbirine eş ve denk olmakla beraber yolları ve yönleri birbirinden farklıdır. Bu farklılıklar;
Korku ve ümit…
Sevgi ve nefret…
Hayat ve hakikat…
Maddi enerji ile manevi enerji…
Hislerin kavradığı şeylere inanmakla, kavramadığı şeylere inanmamak…

Zorla bir şeyi yapmak veya gönüllü olarak yerine getirmek temayülü…

Ferdiyetçilik ve toplumculuk…

Negatif pozitif yönler…

Ve daha burada sayılamayacak kadar hususlar hepside birbirine eş ve karşılıklı çizgilerdir. Bütün bu çizgiler birbirleriyle aynı olmakla beraber farklı yönlere doğru hareket eder. İnsan ruhunda bu çizgilerin teşekkülünü sağlayan unsurlar örümceğin ağını sabır ile örmesi gibi insanın kişilik ve karakterini oluşturur.
KİŞİLİK: Kişide yapıların, davranış biçimlerinin, düşünüş özelliklerinin, ilgi ve eğilimlerin, yetenek, kabiliyet ve yönelişlerin, ruhsal durumların karakteristik bir bütünleşmesidir.
İnsanları birbirlerinden farklı kılan, kendisi ve çevresindekilere bakış açıları, onlarla kurabildiği ilişki düzeyleri ve tepkilerini kapsayan çeşitli ortamlarda kendini gösteren bedensel, düşünsel ve ruhsal özelliklerdir. Bu özelliklerin kişinin çevreye uyumunu bozup, günlük işlevselliğini bozması, kendinde gerilim-kaygı hali oluşturup, içinde yaşanılan kültürün beklentilerinden sapma gösteren, süreklilik taşıyan bir hal alması durumunda kişilik bozukluğundan bahsedilir.
Bu bozukluk kendisi, başkaları ve olayları algılama; verdiği duygusal tepkilerin uygunluk, değişkenlik ve yoğunluğu; kişiler arası işlevsellik; öfke, heyecan, aşırı isteklerin, dürtülerin kontrolü olarak sınıflayabileceğimiz dört alanın en az ikisinde kendini gösterir. Başlangıcı ergenlik ya da genç erişkinlik hatta bazen daha küçük yaş gruplarına dek uzanır. Bu durum başka bir ruhsal, fiziksel hastalığın ya da bir maddenin etkilerine bağlı olarak gelişen bir durum değildir.
Anlatıldığı gibi kişilik insanın değişmeyen, durağan bir özelliği değildir. Değişen, insanın karakteri, mizacı, zekâ ve yetenekleridir.

KARAKTER: Sözlük anlamı ayırt edici nitelik; bir kimsenin ya da bir insan grubunun tutumu, duyuşu ya da tepki biçimi. Genel olarak bir nesnenin, bir bireyin kendine özgün yapısı, onu başkalarından ayıran temel belirti; bireyin davranış biçimlerinin bütününü belirleyen ana özellik biçiminde tanımlanabilir.
Ahlak felsefesinde ahlak sağlamlığı ve tutarlılığı; ruhbilimde de duygu ve davranış özelliği anlamlarını karşılar.

KİŞİLİK VE KAREKTER BOZUKLUĞUNUN NEDENLERİ
1-) Kalıtım: İkiler ve evlat edinenler üzerinde yapılan araştırmalara göre kimi kişilik bozukluğu türlerinde soya çekim rolü vardır.
2-) Yapısal Etkenler: Beden yapısı ile kişilik arasında bir bağ saptanamamıştır. Ancak doğumdan önce doğum sırası ve doğumdan sonra merkezi sinir dizgesini etkileyen durumlar kişilik bozukluğuna zemin hazırlayabilir. Bedensel sakatlıklarda kişilik oluşumunda önemli rol oynayabilir. Fakat bunların özgül bir neden olduğu söylenemez.
3-) Çevresel Etkenler: Kişilik bozukluğunun gelişmesinde aile ve toplumsal çevrenin önemli etken olduğu bilinmektedir.
Psikanalitik kurama göre belirli ruhsal-cinsel gelişme dönemlerinde saplanmaya yol açacak aile koşulları belli kişilik yapılarını ve bunlara bağlı kişilik bozukluklarının ortaya çıkmasına yol açar.
Sosyopatik kişilik bozukluğunun, çelişkili değer yargıları ve tutumları olan yada parçalanmış ailelerden çıktığı ileri sürülür. Düzensiz, güvensiz, ağır sosyal ve ekonomik sorunları olan toplum kesimlerinde (horlanmış azınlık grupları, gettolar) daha çok sosyopatik kişilik bozukluğu oluştuğu görüşü oldukça yaygındır. Çok ağır baskılar, cezalandırıcı tutumlar altında yetişen çocuklarda aşırı uysal, çekinik kişilik yada başkaldıran antisosyal kişilik gelişebilir. (Öztürk 1997)

KİŞİLİK VE KAREKTER BOZUKLUĞUNU GİDERMEK İÇİN ÖNERİLER

ruhun bir amaca kilitlenmesini sağlamak

toplu yaşam zorunluluğu bilincini vermek

güvende hissetmelerini sağlamak

uyum ve ahenk ilkelerini öğretmek

aidiyet bilinci vermek

güçlüklerle baş edebilme yeteneğini kazandırmak

Kendini değerli hissetmesini sağlamak

bir dünya görüşü edinebilme vasfını sağlamak

düşünmeyi öğretebilmek

hayallerini anlayabilmek ve yönlendirebilmek

kendisiyle özleştirecek modeller oluşturmak

insanları yönetme ve sağlıklı ilişki kurma becerisi kazandırmak

saygın birey olabilmenin ilkelerini öğretmek ( derste, sporda, güzel sanatlarda başarılı ve ahlaklı bireyler)

yaşamdaki kırmızı çizgileri ( toplumun değer yargılar, anne baba hakkı, kardeş ve arkadaşla ilişki, dostluk ve düşmanlıktaki sınırlar) tanımasını ve uygulayabilmesini sağlamak

yaşamın bir oyundan ibaret olduğunu ifade ederken iyi oyuncu olmanın ancak sahnedeki yerini kendisinin belirlemesiyle mümkün olduğu öngörüsünü verebilmek

başarının sırrını vermek( yaptığı işe dikkat, özveride bulunmak-, sabırlı olmak, araştırıcı ve sorgulayıcı olmak vb.)

hayat sistematiğinde ihmalin ve unutkanlığın bireye vereceği zararları anlatmak

bilinç altına inebilmek için onlarla seviyeli dost olabilmek

gencin düşlerinin ne kadar kıymetli olduğunu ona hissettirmek

yeteneklerinin keşfedici organizasyonlar sağlamak

hayattaki iş bölümünü ve sorumluluk bilincini vermek

karşıt ve hemcinsleriyle seviyeli arkadaşlıklar kurmalarını sağlamak, birbirlerini anlayabilecek olgunluğu vermek

önyargısız sevebilmeyi öğretmek

her insanı olduğu gibi kabullenmeyi ancak karşıya da güzellikleri vermesi gerektiğini aşılamak

kendini beğenmişlik ve üstün görme hasletlerinden kurtarmak

kendini ve bulunduğu ortamda yaşayanlara zarar verecek hırslardan uzak tutmak

cinsellik dünyasında yaşadıklarını, uzmanlar tarafından anlatılarak doğru yöne kanalize etmek

kıskançlık illetinden nasıl uzak duracağını öğretmek

hasetlik ( çekememezlik) hastalığından uzak tutmak

cimrilik ve savurganlık arasında ki ince çizgiyi görmelerini sağlamak

kin tutmanın zararlarını izah etmek

korkularıyla yüzleşmeyi öğretmek

toplumda soyutlanmaması için neler yapması gerektiğini öğretmek

ürkekliğin kendini ifade edememesine neden olduğu ve gelecek yaşamın nasıl etkileyeceğini anlatmak

pozitif enerji alabilmeyi ve etrafa saçabilmesini öğretmek

önemli kararlarda tecrübe sahipleriyle kılı kırk yararcasına çalışma ve hesap yapmasını öğretmek

özgürlüklerini bir başkasının özgürlük sınırına kadar olduğunu ve disiplinli yaşamayı öğretmek

maskesiz( iç dışı bir) insan olmayı öğretmek

yaratılanı yaratandan ötürü sevmeyi öğretmek

kısacası eşref-i mahlukat olmayı öğretmek

“ Ancak özgürlükler ki, güçlü insanlar çıkarır bağrından; baskı ise insanı öldürür, yıkıma sürükler” (Alfret Adler)

“Güçlü karakterlerle donatılmış inşacılar; özgün ve kendi ayakları üzerinde durabilen toplumlar inşa ederler” ( Yusuf Orhan)

“ yola çıkınca her sabah,
bulutlara selam ver.
Taşlara, kuşlara
atlara, otlara,
insanlara selam ver.
Ne görürsen selam ver
sonra çıkarıp cebinden aynanı
bir selamda kendine ver.
Hatırın kalmasın Elgin yanında
bu dünyada sende varsın!
üleştir dostluğunu varlığa
bir kısmı senide sarsın” ( üstün dökmen)

Saydığımız vasıfları, özellikleri, erdemleri…görevi yeryüzünü inşa etmek olan inşacıya(İnsanı) kazandırdığımızda, inşacıyı inşa etmiş oluruz.

Yusuf ORHAN
MART 2010

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 215
Bu Ay : 19302
Toplam : 28560

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom