Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Zorbalığı bağışlamak mümkün mü?

Kimi kesimler 12 Eylül referandumunda “Hayır” deme kararlarını; gülünç, evlere şenlik gerekçelere dayandırıyorlar. Geçenlerde televizyonda konu etrafında tartışan farklı görüşteki biri “12 Eylül’de asıl biz zarar gördük” diye ifade etti. “Siz görmediniz. Şimdi de bu yarış başladı. Milletin 12 eylül ile ve genel anlamda darbeci zorbalıkla hesaplaşma kararlılığı karşısında adeta şöyle demeye getiriyorlar. “Efendim gerçek zararı biz gördük. Bizim arkadaşlarımız hapislere daha çok tıkıldı. Biz daha çok işkence gördük, mağdur edildik, idam edildik. Eğer bu darbe anayasası yargılanacaksa onu bizler yargılarız. Bakınız biz ne güzel onları bağışladık. Hatta onların kılıcını sallıyoruz. Sizlere ne oluyor? O nedenle sizler de darbecileri mahkûm etme sevdanızdan vazgeçin. Siz de derin yapıyı kabullenin. Hesap sormayı, demokratikleşmeyi unutun. Olan olmuştur. Olanları ve dolayısıyla olacakları sineye çekin. Sineye çekmeyi öğrenin”
Bu yaklaşımı anlamanın imkânı yoktur. Herkesin çektiği acı kendinedir. Ateş düştüğü yeri yakar. Hiç kimse mağdur olmuş, o süreçte kan ağlamış insanlar adına böyle bir uzlaşmanın, anlaşmanın tarafı olamaz. Gidin bir de tek tek perişan edilmiş o insanlara, mağduriyeti iliklerine kadar yaşamış ailelere, bağrına taş bağlayan analara, babalara, sevgililere sorun bakalım.

Siz kim oluyorsunuz da milleti kendi ideolojik veya pati hesaplarınız adına o insanların çektiği hicranla adeta alay ediyorsunuz?
Bu hakkı nereden alıyorsunuz?
Bu hakkı size kim veriyor?

Bunca yıl zulüm karşısında sus pus olmanız, boyun bükme aşağılığı ile yaşamanız yetmedi mi? Bir kez olsun, “dava arkadaşlarımız” dediğiniz o çilekeş insanlar adına onurlu bir duruşu seçemez misiniz? Bu tutumunuzla onları, onların kanını ve gözyaşını satmış olmuyor musunuz?

Gelelim konunun ikinci ve asıl boyutuna. Çekilen her acının tarifsiz bireysel boyutu vardır. Ama bundan da önemlisi, bütünüyle bir milletin iradesinin aşağılanması, ezilmesidir sözkonusu olan. Bir millet susturulmaya çalışılmış, bir milletin benliği ezilmek istenmiştir. Üstelik oyun çok kanlı oynanmıştır. Hemen herkese ateşten gömlek giydirilmiş, hemen herkes zehir içmek mecburiyetinde bırakılmıştır. İşte asıl duruşumuz, asil duruşumuz gereği, yapılan kanunsuzluklarla, kanunsuzluğu düzene dönüştüren yapı ve anlayışla hesaplaşmak zorunludur.

Bir diğer konu “Biz daha çok mağduriyet yaşadık, sesimiz çıkmıyor. Size ne oluyor? Sizin de sesiniz çıkmasın. Oturun oturduğunuz yerde” diyenler aşağılık kişiliklerinin başka bir yönünü ele veriyorlar. Şecaat arzederken sirkatini söylüyorlar. Madem zulüm gördünüz, herkesten önce sizlerin hesap sorması, sizlerin daha çok haktan hukuktan yana olması, demokrasiyi savunması gerekmez mi? İhanet ettiğiniz insanlık davasını başkalarının sahiplenmesine niçin karşı çıkıyorsunuz? Bu da ayrı bir cürüm, belki susmanızdan da dehşet bir cürümdür. Adeta şöyle söylemeye getiriyorlar: “Herkesin yaşadığı zulüm kendinedir. Eğer bana bir zulüm yapılmışsa başkası karışmasın” Yani “ben başkasına yapılan zulüme seyirci kalabilirim” demeye getiriyorlar.

Bu yaklaşım erdemden yana yoksul, insanlıktan yana iflas etmiş bir yaklaşımdır. Erdemli insan, başkalarına yapılmış olsa da zulme sessiz ve seyirci kalmamayı kendine ödev edinendir. Zulüm hangi insana yapılıyor olursa olsun, doğrudan insanlığa yapılmış gibidir. Biz meseleyi böyle değerlendiririz. Dinimiz de, kültürümüz de bu yönde müdahaleci bir tavır ortaya koymamızı gerektirir. Siz istemeseniz bile, biz sizlere yapılan zulme rıza gösteremeyiz.

Eğer bir parti veya belli bir zümre 12 Eylül rejimini tarihe gömmek, yeni bir başlangıç yapmak istiyorsa buna katkı vermek, hiç olmazsa engellememek gerekir. Demek ki, ideolojik saplantı ve bağlantılar benliği o kadar köreltiyor ki, sırf başkası tarafından yapılıyor diye iyilik reddedilebiliyor. Bu düşünce değildir. Böyle siyaset de ahlâk da olmaz. Olmaz olsun.

İyilik yapana teşekkür etmek gerekir. Hiç olmazsa aleyhinde buluınmamak gerekir. Kaldı ki, bu mesele şahısları çok aşmakta, bütün bir milleti ve ülkeyi ilgilendirmektedir.Düzenleme sivil, demokrat, insan haklarına istinat eden bir varlık zeminini amaçlamaktadır. Bu meselenin gerektirdiği duyarlık noktasında parti sınırlarını aşmak gerekir.

Bu basit gerçeği bile anlayamayanlar, kendi kör benliklerinin karanlığı içinde kaybolup gitsinler. Onların kaybolması için gereken yeterli ışık 12 Eylül’de yanacaktır. O ışık çok insanı, çok partiyi boğacak.

Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 791
Bu Ay : 3932
Toplam : 3932

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom