Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Güçlü Türkiye güçlü ordu

Genelkurmay ‘Güçlü Ordu Güçlü Türkiye’ sloganını tamamen ters çevirerek değiştirdi. Yeni tema ‘Güçlü Türkiye Güçlü Ordu’ sloganı ile ifade ediliyor. Önceki sloganda Türkiye’nin gücünü belirleyen merkeze ordu konmaktaydı. Dünyaya askeri bir paradigmayla bakış sözkonusuydu. Gücü silah ve fiziki yapıyla algılama sözkonusuydu. Türkiye ancak askeri güçlü olduğu taktirde güçlü olabilirdi. Ekonomik, kültürel, sosyal ve siyasal güçlerin bundan sonra geldiğine dair gizli, açık bir kabul vardı. Oysa Türkiye’nin etkisi sadec askeri güçle sağlanmıyor.

Hiç bir ülkenin gücü silahlı kuvvetlerle sınırlı değildir. O ülkenin entelektüel birikimi, tarihsel, düşünsel değerlei, akademik çalışmalar, toplum yapısı bir ülkenin gücünü oluşturan kuvvetlerdir. Türkiye, içine girdiği yeni dönemde bütün bu değer ve dinamikleri hayata geçirmenin kavgasını veriyor. Bu yönde çok önemli başarılar kaydetmektedir. Türkiye’nin asıl gücü bir milleti var eden maddi ve manevi değerlerin toplamından meydana gelir.

Asıl olan millettir. O milletin ruhudur. Eğer bunlar olmaz ise veya zayıflarsa, askeri gücünüz başarılı olmanız için yeterli değildir. Kaldı ki askeri güç bütünüyle milletin emrinde ve onun varlığını korumayı amaç edinmelidir. Milletin ne olacağı, nasıl olacağı tek başına hiç bir gücün veya kurumun belirleyeceği bir husus olmamalıdır. Ülke ve toplum değişken dinamik yapılardır. Millet, hayatın dinamizmine uygun olarak kendisini kurar, yeniler, inşa eder. Güçlü toplum değişen dünyayı çabuk kavrayarak, kendini yeniden yapılandıran toplum olmalıdır.

Son dönemlerde yetiştiğini görmekle sevindiğimiz aydın, akademisyen ve müteşebbis insan kaynaklarındaki artış, Türkiye’nin gücüne güç katmaktadır, katacaktır. Türkiye’nin gücü öncelikle gerçekliğimizi oluşturan tarihsel, kültürel derinliğimizdedir. Sonra güzel insanlarımızın aşka, sevgiye, düşünceye, atılıma dönük tabiatındadır. Coğrafyamızdadır. Ürettiğimiz, değere dönüştürdüğümüz her şeydedir. Ve elbette bütün bunlarla bağlantılı olarak da ordumuzdadır. Güçlü Türkiye Güçlü Ordu tematiğini değiştirerek hayatın her alanına uyarlayabiliriz. “Güçlü Türkiye Güçlü Toplum” “Güçlü Türkiye Güçlü Demokrasi” “Güçlü Türkiye Güçlü Kültür” “Güçlü Türkiye Güçlü Siyaset” “Güçlü Türkiye Güçlü Ekonomi”... Bunları çoğaltabilirsiniz.

Türkiye’nin gücü her birimizin katkısıyla oluşmaktadır. Hiç kimseyi, yapılan hiç bir işi küçümseyemeyiz. Her insanımız ortaya koyduğu eserle, araştırmayla, icadla milli varlığımıza güç katar. Bu katkı bazen bir müzik bestesiyle, bazen bir ressamın tuvaliyle, bazen iyi yazılmış bir roman veya şiirle, görevini iyi yapan bir askerle, sorunlara çözüm üreten, halka yakın duran siyasetçisi ile, aydını ile, işçisiyle, esnafıyla, memuruyla, öğrencisi, ögretmeniyle, herkesle, her şeyle sağlanır.

Türkiye’nin gücü bazen hayata coşku katan çocuklarımızın gözlerindeki ışıltıyla, bazen güzel bir kelâmla, bazen bize özgü aykırılıklarla, bazen hayata hoş çeşniler katan şakalarla, esprilerle; bazen insanı iki büklüm eden gerçekleri tartışmakla, konuşmakla, buluşmakla ortaya çıkar. Bütün bu farklılıklar zengin imkânlara dönüşür. Bu çeşitlilikten korkmak, çekinmek bir yana mümkün olduğunca onları çoğaltmaya çalışmalıdır. Her farklılık, her çeşitlilik varlığa yeni imkânlar, başka imkânlar sunar. Türkiye toplumu bu anlamda gerçekten çeşitli, değişken ve dinamiktir. Hiç kimse kendini bu dinamizmden ayrı tutamaz, ayrı göremez. Hiç bir kurum bu dinamizmi engellemeye çaba sarfetmemelidir. İşte Genelkurmay’ın “Güçlü Türkiye Güçlü Ordu” sloganı ile ifade edilen gerçek öncekinden çok daha sarıcı, sahicidir. Hayata, insana, gerçeklere daha yakındır.

“Güçlü Türkiye” ile başlayan retorik aslında bir bakışın duruşun değiştiğinin de ipuçlarını çok net olarak vermektedir. Değilmi ki toplumla Ordu arasında bu bağlamda kimi sıkıntılar olmuştur. Ordu Türkiye’nin gücünü algılamada kimi sorunlar yaşamış, yanlışlar yapmıştır. Eğer öyle olmasaydı darbeler yapılarak, toplumun kendi işleyişi ile sorunlarının çözümü engellenmez, geciktirilmezdi. Konuşarak, görüşerek, severek, anlaşarak sorun çözen toplum ancak güçlüdür. Sanıldığı gibi darbeler, toplumun veya askerin gücünü kanıtlayıcı bir olay değildir. Bilakis toplumun da, siyasetin de askerin de zaafını gösterir. Türkiye’ye inanacağız. Güveneceğiz. Türkiye’ye inanmıyor, güvenmiyorsak kendimizi ülke gerçekliğinin dışında konumlandırıyoruz demektir. Türkiye’ye inanan hiç kimse, hangi sebeple olursa olsun, halkına karşı bir oyun veya kumpas içinde olamaz. Olmamalıdır. Millet ordunun gücünü deneyeceği bir kütle değildir. Millet hedef olamaz. Oluyorsa orada akıl yok demektir. Delilik var demektir. Hangi ordu silahını, üstelik milletin parası ile alınan silahı milletine doğrultur? Ordu Milletin nihayi güvenliği için gücünden emin olmak istediği teşkilatıdır. “Güçlü Türkiye Güçlü Ordu” sloganı ile ben ordunun net olarak bir paradigma değişikliği yaşadığını düşünüyorum. Bu çok yerinde ve isabetli bir değişimdir. Türkiye zayıflarsa ordunun güçlü olması bir anlam ifade etmez. Kurumlar kimin içindir? Öyle değil mi?
Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 193
Bu Ay : 376
Toplam : 376

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom