Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

İdeolojileri hiçliği büyütmektedir

Büyü bozuldu.

Kalın tahtı sallanıyor.

O dağ gibi lider(!) kardan adam gibi erimeye başladı.

Baykal’ın yıldızı hızla sönüyor.

İki gün içinde makyajı aktı.

Üç gün sonra yüzü unutulacak.

Parti içinde, dışında herkes olup bitenlerin anlaşılmaz olduğunu düşünüyor. Dönen dolapları anlamaya çalışıyorlar. Yalanlar, tuzaklar, komplolar üzerine kurulu bir siyaset yürütülüyor. Buna Bizans siyaseti diyeceğim ama dilim varmıyor. Bizans siyasetinin başta Ortodoks inancına dayalı ilkeleri olmalıydı. Oysa bunların siyasetinde ne ahlak, ne ilke var.

Dün liderine dost gözüken ‘Bizi bırakma’ diyen, bugün onu terk ediyor. Dün evinin önüne çadır kuran, açlık grevi yapanlar, bugün ona karşı kılıç çekenlerin safında yer aldılar. Görülen o ki, parti içinde dostluk, arkadaşlık da bitti. Kime inanılacağı, kime güvenileceği belli değil. Herkes birbirinin ayağını kaydırmaya çalışıyor. Meğer komplo içerde imiş. Komplo büyük ihtimalle içeriden birileri tarafından tezgâhlandı. Bunu ta baştan söyledik. Baykal o zor, sefil durumda bile insanlık ve erdemin onurunu kurtaracak yerde, başbakana çamur atarak kendini kurtarma siyaseti yaptı. Sarıgül’ün Baykal’a suikast emri verdiği iddiası iki gün geçmeden yalan çıktı.

Bir komplo örtbas edilmek istenirken, yoksa asıl suikastçıların içeriden olduğu işte şimdi daha iyi mi anlaşılıyor? Yaşanan sürecin oluşum şekli böyle düşüncelerin uyanmasına elverişsiz değildir. Bize kalsa, sadece partilerde değil her türlü demokratik örgütlerde farklı görüş ve adayların çıkmasından daha olağan bir durum olamaz. Hatta bu farklılıklar sağlıklı işleyişin verileri bile kabul edilebilir. Ne var ki, demokratik olması gereken bir parti adaylık sürecinde bile demokratik hakkın kullanılmasını zorlaştırıcı, otokrat önlemler almıştır. Kesin itaat ve lider sultasına dayalı bir yapı kurulmuştur. Muhalif ve muhtelif olan ajanlığa, ihanete varan acayip suçlamalarla yaftalanır, yönetimden uzaklaştırılır.

Karşımızda çağdaş, demokrat olduğunu söyleyen ama söylemekten başka da bir marifeti olmayan tuhaf bir örgüt vardır. Bu yapı sürdürülemez. Baskıyla, şiddetle, sınırlamayla, şantajla parti olunamaz. Parti ruhu, grup aidiyeti oluşturulamaz.

Zaten parti, içten içe, fokur fokur kaynıyordu. İyi de Baykal’ın onca sadık dostları iki gün içinde nasıl aleyhine dönerler? Çokları bunu anlayamıyor. Genel merkeze yakın kimi arkadaşlar, son günlerde keskin değişim ve dönüşümleri kimsenin anlayamadığını bilgisini verdi. Açıklama babında onlarla paylaştığım düşünce çok karmaşık değil. Umarım siz de hak verirsiniz bana: “Aslında ortada ne Baykal diye gerçek bir kişilik ne de onun gönülden dostları vardı” desem yanlış anlaşılabilirim. İşin doğrusu CHP gibi partilerin bir gönül iklimi oluşturamadıkları gerçeğinde gizlidir. Bu gerçek, samimi dostlukların kurulmasına elverişli değildir. Burada her şey ideolojik ve hizipçilik üzerine kuruludur.

İdeolojik kimliklerin ve söylemlerin yapay oluşundan kaynaklanan bir hüsran yaşanmaktadır. Çünkü orada kalbe işleyen, ruhun derinliğinde mekân tutan duygusal bir etkileşim yoktur. Kalbi merkeze alan bir yaklaşım benimsenmez. Hatta maneviyat küçümsenir. Kalbin üzerine basarak yükselmek isterler. Ayakları altında çiğnenen, ezilen, örselenen kalp onların umurunda bile değildir.

İdeolojik yapılar ruhsuzdur, duygusuzdur, donuktur. O yüzden varlıkları başka varlıkları besleyici bir mahiyete sahip değildir. Sadistçe bir egoizmle sadece kendileri var olmak isterler. Amaçları için her şey mubahtır. Başkaları için konulan yasaklar kendilerine serbesttir. Çünkü onlar asla belirlenen değil, belirleyen konumunda görürler kendilerini. O nedenle sizin değerlerinize saygı duymazlar. Onu küçümseyebilirler. Ortadan kaldırmak ve gerekirse bunun için şiddet kullanırlar. Öteki gerektiğinde ortadan kaldırılmalı, yok edilmelidir. Aslında ötekinin alanını belirleyen belli bir ideoloji de yoktur ortada. Var olduğu söylenen ideolojileri keyfiliklerine, kıyımlarına mesnet oluşturma malzemesinden başkası değildir. Keyfi birlikteliklerin dışında kalan herkes öteki sayılabilir. Bu hizipçi yaklaşım kendi partisindeki kişileri bile ötekileştirebilir.

Varlığınız onların varlığı yanında hiçbir öneme sahip değildir. Varlığınız onların varlığına armağan olmalıdır. Bunu siz gönüllü olarak istemez, gönüllü olarak kendinizi feda ve heba etmezseniz, onlar kendilerinde sizi yok etme hakkını göreceklerdir. Kendi varlıkları için sizi yok edebilirler. Kalbi, duygusu, vicdanı olan bir insan böyle absürt bir tutum takınamaz. Ancak kalbi körelmiş, vicdanı kararmış, ruhu çürümüş insan böyle bir saygısızlığı sürdürebilir. Halka ve insana saygısızlığı merkeze alarak siyaset yapanlar bu kopmanın, bu çürümenin temsilcileri oldular. Nereden kopma? İnsanın kendinden kopması. Neyin çürümesi? İnsanlığın çürümesi.

Bu yapılar diğer varlıkların özünü, ruhunu, iyi niyetini, insanlığını kemirerek var oldular, var olabilirler.

Bu insanlar sömürücü, kırıcı, öldürücü bir çarpılmışlık içindedirler. Siyasetleri de, düşünceleri de bu zorba sathiliği yansıtır. Kendi içlerinde bile kalpleri paramparçadır. Ruhları karışıktır. Akılları şaşkındır.

Birbirlerine bile bağlılıkları yoktur.

İçsel bir bağlılık görülmez. Tamamen yüzeysel, şekli bir farklılık, tamamen yüzeysel, şekli bir kavga görürsünüz. Aslında çok tehlikeli bir çizgidir bu. İnsanları bu çizgide tutmanız için ısrarla içerikten ve içtenlikten soyutlayacaksınız. Hep biçimsel söyleyecek, biçimsel yaşayacaksınız. İçeriğin, özün yoğunlaşarak genişlemesi kabuğun çatlaması demek olacaktır. O nedenle düşüncenizi, politikanızı, amaçlarınızı yüzeysel olarak belirleyeceksiniz. Ama aynı zamanda çok derin, anlamlı, vazgeçilmez önemde hayati şeyler söylüyormuşsunuz izlenimi uyandıracaksınız. Burada bir gerçeği de belirtmeden geçmeyelim. Sizin önemsiz gördüğünüz biçimler başkalarının en özlü meselesi olabilir. Siz onların özünü sözünü ne çare ki öyle kabul edecek, öyle değerlendireceksiniz. Hem sonra onların değerli olmaları için esaslı bir öze ihtiyaçları olmadı. Değer bizatihi onların kendileridir. Onlar Tiran ve Titan soyundan gelmiş gibidirler.

İdeolojileri hiçliği büyütmekten ibarettir.

Değersizliğin sorumsuzluğunu özgürlük sayarlar.

Bu çarpık özgürlük anlayışları açık bir özkörlüğe dönüşmüştür.

Oraya ne hisli bir kalp tutunabilir ne de oradakiler hisli bir kalbe tutunabilir.

Olacağı buydu.

Yalan sürdüremiyor karanlığını.

Büyü bozuluyor.

Kralın tahtı sallanıyor.

Yazarın izniyle habertaraf'tan alınmıştır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 356
Bu Ay : 14868
Toplam : 24126

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom