Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

Darbe sen yaşıyor musun?

Kim, bunlar mı darbe yapacaktı, yani yıllarca, yememiş içmemiş, durmadan, değişik isimlerle darbe planları yapmışlar öyle mi” diyorlar.

Darbeyi kendilerine karşı gerçekleştirilmiş bir girişim olarak görmediklerinden olsa gerek, gayet rahat ve avurtlarını patlatırcasına savunmadalar.
Bize gelince yani normal vatandaş olarak meseleye baktığımızda klasikleşmiş bir hal görüyoruz. Mesela ben ilk darbeyle lise yıllarımda, MTTB yıllarımdı, o sırada tanıştım. Büyüklerimiz, bu ne ki diyordu.
Yıllar geçtikçe aslında darbeyle birlikte yaşadığımızı gördüm. Daha doğrusu darbeler yaşarken biz idare ettik hayatımızla…
Şimdi “darbe sen hala yaşıyor musun” desek anlamsız olur.
Muhabir mikrofonu uzatmış, Balyoz planı ve ona yönelik operasyonu soruyor. CHP milletvekili “bu hükümet askeri bir şeylere zorluyor, yakında ne olacağını görürler” diyor. Demek ki “çıkmadık candan umut kesilmez” den öte bir beklentileri var.
Hani “siz bilmiyorsunuz, öldü gibi gösterdiler, aslında o yaşıyor” derler bazı insanlar için, öyle bir durum var. Sanki “yakında alkışların kime yöneleceğini görecekler” demek istiyor.
Diğer taraftan “niye şimdi” sorusu şekilleniyor. Ve soruluyor. “Bu bir uluslar arası hesaplaşma” diyenlere rastlıyoruz. Yani her şeye bir cevap vermemiz gerekiyor. İyi de “niye o gün, niye o saatte, niye Kalkancı, niye Gündüz, niye Şahin” sorusunun cevabını verebilirler mi ki, çıkmış “niye şimdi” diye soruyorlar.
Niye sermayeye renk giydirme, niye kaldırım taşlarına sürülen yeşil boyayı kafaya takma, niye gizli kamerayla çekimleri TV ekranlarına taşıma, niye gümüş yüzük, eşin başörtüsü ve ordudan atılma” diye sordunuz mu?
Yani Fatih ve Beyazıt bombalansaydı, halk sokağa dökülseydi, bir tecrit kampı oluşturulup binlerce insan oraya doldurulsaydı ve bütün o olacaklardan sonra bugün konuştuğumuz planları birileri çıkarıp “aslında ben biliyordum” deseydi daha mı iyi olurdu?
Neden darbe günlüklerini yayınladı diye yayınına son vermek zorunda kalan NOKTA derginse gidip “niye” diye afiş asmadınız da, darbe günlükleriyle ismi gündeme gelenleri alkışlamanın yollarını arıyorsunuz, yoksa ortak bir hesap içinde miydiniz, diye soracaklara bir cevabınız var mı?
Son yaşananlar için bağırıp çağırmaya gerek yok, asıl geçmişteki darbe ortamları için neden aynı şeyler yapılmadı diye sormak gerekir. Mesela “piknik tüp veya 1 kg şeker için kuyruğa girmişken, hedefi ezberletilmiş bir mermiyle oraya cansız düşen gençlerin” hesabını kim verecek?
Neymiş efendim, ABD desteği ters dönmüş, iyi de değerli kardeşim, sen ülkene ihanet etmeyi göze almışsan ve bu diş bileyen devletlerin iştahını çektiği için size “aferin” çekiyorsa ve şimdi, değişen dengeler nedeniyle “aferin” çekmeyi bırakmışsa niye sızlanıyorsunuz? Sanki geçmişte iyi bir iş yapmış gibi, bu operasyonların arkasında ABD var diyorsunuz.
Şimdi kimi insanlar gerçekten mağdurları yaşıyor olabilir. Mümkündür. Lakin bize “savunulacak bir yerinizi” bırakmadınız ki…
Seçim oluyor, halk birini seçiyor, güçlü bir destek veriyor, adı MENDERES diye asıyorsunuz. Halk seçiyor adı ÖZAL diye diş biliyorsunuz. Halk seçiyor adı ERBAKAN olunca “irtica sarası tutanların” gadrine uğruyor. Adı ERDOĞAN olunca, GÜL olunca “sövme” yarışına giriyorsunuz. Yani derdiniz halkla ve halkın seçme yetkisi hoşunuza gitmiyor. Anayasayı bile seçilmiş değil atanmış kurucu bir meclise yaptırmak istiyorsunuz.
Şimdi söyleyin nerenizi savunalım?
Bir de birileri çıkmış “bunlar bu ülkenin saygın insanları, ne öyle gece yarıları derdest ediyor, alıp gözaltında tutuyor, sorguluyorsunuz” diyor.
Biz “saygın” değil miyiz?
Bize gece yarılarından sonra gelenler olduğunda, kapıları kırarak veya kırarcasına zorlayarak içeri girdiklerinde, üstelik kitapları, dergileri suç aleti diye dizerken ve biz çocuklarımızın sararan yüzlerine bakıp cesur görünmeye çalışırken neredeydiniz? Biz de mesela askeri okulu okumaya layık görülseydik, şimdi albaydık, generaldik; tercih etseydik şimdi üst düzey bir bürokrattık ve şimdi yağlı makamlarda ülkeyi yönetenler olmamız muhtemeldi. Normal vatandaşına “saygın” diyemeyen ve “saygınlık” için devlette bir yerlerde olmayı gözeten bir anlayışın neresine ne diyelim?
Savunma saygınlık üzerine ya saygınlıktan kasıtları…
Gün yine kararıyor ve ben bir arkadaşın “ne zaman gece yarılarından sonra ayak sesleri duysam, evlerin çatılarına yakın uçan bir tayyare sesi işitsem, “darbe sen yaşıyor musun” diyorum” sözünü hatırlıyorum.
Gelin önce herkesi saygın kılalım. Zihnimizdeki köleci anlayışı atalım. Sonra oturalım ve birbirimizin hukukunu savunalım. Sen “saygın” ve ben “gördüğünde yüzünü ekşittiğin” biri oldukça bu iş yürümez.
Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 123
Bu Ay : 16203
Toplam : 25461

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom