Kadir GÜLTEKİN

Kadir GÜLTEKİN

KUR' AN VE MUCİZE

MUCİZE VERİLMEYEN (En’am ;109),

ALEMLERE RAHMET OLARAK GÖNDERİLEN ( Enbiya ;107),

SON NEBİ MUHAMMED AS. (Ahzap ; 40)

 

Sanırım, çok kimse, ‘mucize’ sözcüğünün ne anlama geldiğine dair bazı bilgilere sahiptir. Genel olarak bu kavram farklı fakat birbirine yakın izahlarla tarif edilmiştir. Bu tarifler arasında D.Mehmet Doğan’ın Büyük Türkçe Sözlüğünde ilgili maddenin ikinci sırasında, ‘şaşkınlık veren fevkalade olay’ üçüncü sırada ise ‘akıl almaz şey’şeklinde verilen karşılığı bana en makul gelenidir.

Ben ise, mucize olarak verilen örneklerden hareketle mucizeyi ‘akla ziyan olaylar’ şeklinde tarif ediyorum.

Bana göre en garip tarif ‘mucize karşısında aklın aciz kaldığı’ tarifidir. Aciz kalmayan yaratılmış tek şey varsa o da akıldır. Akıl aciz kalmaz, ille de akıl aciz olacaksa, Allah’ın gücü karşısında acizdir, aczini kabul eder. Akıl aciz kalmaz, anlar kabul eder, anlamaz inkâr eder… Güzel çalışan akıl anlar kabul eder, anlamaz ise anlamaya çalışır… Düzgün çalışmayan akıl, sahibinin başına bela açar. Düzgün çalışan akıl hakikate tez intibak eder.

Mümin aklı ya da düzgün çalışan akıl bir basiret üzere inanır, tabiri caiz ise şuurlu bir iman meydana gelir.

‘Onlar bile bile inkâr ederler…’ (Ankebut; 47)

Bilgisizce olunca, ne imanın nede inkârın bir değeri olmaktadır. Bilgiye dayanmayan iman muteber sayılmaz ve kabul edilmez. Bilgiye dayanan iman muteber olur ve kabul edilir, kıymet kazanır sahibi ‘mümin’ olur, cenneti kazanır…

İnkâr eden her iki halde kaybeder, ister bile bile inkâr etsin ister anlamadığı için inkâr etsin, her iki sonuç aleyhinedir.

Bir yanlışı düzeltmek, ya da bir hakikati perçinlemek için ‘bu olay sünnetullaha uygun ya da aykırıdır’ deriz

Sünnetullahın ne olduğunu doğru anlayabilirsek bazı peygamberlerin hayatlarında meydana gelen ve ‘mucize’ olarak tarif edilen olayların sünnetullaha aykırı olduğu görülecektir. Mucize olarak anılan olaylar bir kereye mahsus olaylardır. Söz konusu mucize bir kere olan, başka bir yerde, başka bir zamanda tekrar etmeyen ya da tekrar ettirilmeyen olaylardır. Oysa sünnetullahta değişmezlik ve süreklilik söz konusudur.

Öyle ise neden Allah kendi sünnetine (sünnetullaha) aykırı ters olaylara izin versin ya da bu olayları yaratsın? Rabbimiz bu yolla haddini bilmeyen kullarına hadlerini bildiriyor. Öylesine bir had bildirmedir ki bu, adeta ‘haydi bakalım şimdi ne yapacaksın?’ demektedir.

Allah mucize denilen ayetleri hem had bildirmek hem öğüt vermek ve hem de korkutmak için yaratmıştır…(İsra; 59)

İnanmamak için, makul ve kolay yollar, inanmak için ise, akla ziyan isteklerde bulunmak, insanoğlunun vazgeçemediği bir kurnazlığıdır. İster herhangi bir muhatabından, isterse Allah’tan ‘akla ziyan’ isteklerde bulunan kimse, yolun sonuna gelmiş, sıfırı tüketmiş olan kimsedir… Yapacağı bir şey kalmayınca muhatabını zora sokma yolunu seçer, son çare olarak başaracağını sanır…

Allah’tan mucize talebinde bulunan kimse, hem peygamberi hem de Allah’ı çaresiz bırakacağına ve kendince kazanacağına inanan kimsedir. Ne kötü bir inanış ve ne kötü bir çaba… Allah’ın her şeye kadir olduğunu anlamayınca ve hele Allah’a meydan okumaya kalkınca ortaya çıkabilecek komik ve saçma halleri saymakla bitiremezsiniz… İstediği işin olmayacağına güvenen ve böylece galip geleceğini sanan kişi, o iş Allah tarafından meydana getirilince, ya Allah’a teslim olacak ya da onu inkâr edecek, üçüncü bir yol yok artık… İstedikleri ayetler gelmiş olmasına rağmen gene de inkâra devam ettiler. Rabbimiz son noktayı koyuyor, bu konuda…

‘Bizi, mucizeleri (istedikleri ayetleri) göndermekten alıkoyan şey, öncekilerin yalanlamış olmalarıdır. Oysa biz ayetleri (mucize olarak istediklerini) sadece korkutmak için göndeririz. (İsra; 59)  

‘Bizi, ayetleri (mucizeleri) göndermekten alıkoyan’ ifadesini dikkatle okumak ve anlamak gerekmiyor mu? Muhammed (a.s.) vahiy almaya devam ettiğine göre, ayetler gönderiliyor demektir, peki gönderilmeyen nedir? Tabi ki mucize… O zaman Kur’an’a mucize demek doğru mudur? Tabi ki hayır. Bu durumda ‘Kur’an en büyük mucizedir’ ifadesinin bir kıymeti olur mu? Üstelik ısrarla mucize (ayet) isteyenlere Rabbimiz ‘Kur’an size yetmiyor mu?’ demiyor mu? (Ankebut; 51)

Mucize mi istiyorsunuz…? İşte size mucize denmiyor. ‘Kur’an size yetmiyor mu da, mucize (ayet) istiyorsunuz diye soruluyor. Ayrıca vurgulamak isterim ki Kur’an’a mucize demek, Kur’an’a iltifat etmek veya Kur’an’a kıymet vermek anlamına da gelmez, bilakis Kur’an’ın akla ters akla ziyan olduğunu iddia etmek olur. Oysa Kur’an ayetleri yani Kur’an’ın bizatihi kendisi, akla,  izana ve mantığa uygun bir mesajdır. Akıl sahipleri ve aklını güzel kullananlar için bir öğüt, yol gösteren, hidayet kaynağı, açık ve kesin bir sözdür…

Mucizeler ise şaşırtan, çaresiz bırakan olaylardır. Ateş yakıcıdır, ateş yakar ancak İbrahim a.s’ ı yakmadı. Normal şartlar altında bu anlaşılabilir bir şey değildir. Ancak biz biliyoruz ki Allah ateşe ‘İbrahim e karşı serin ol ‘dedi (Enbiya 69) Buna Allah’ın gücü yeter mi? Tabi ki yeter, Allah her şeye kadirdir.

Peki, niçin bu konu, nerden çıktı mucize konusu, kime, niye, niçin, nasıl, neden bu konu, gerçekten niye mucize konusu…

  1. Kur’an mucize olmadığı halde mucize olarak kabul edilmesinden dolayı, bu kabul sebep olmuş bulunmalı ki, Kur’anı kerim ‘el sürülemez, yanına yaklaşılamaz, bulunduğu odada yatılamaz, adamı çarpar, her harfi yetmiş manaya gelir, anlamını herkes bilemez, duvarda asılı olur, üç kere öpüp başına koymayan çarpılır’ bir kitap olarak anlaşılmıştır.
  2. ‘Onların peygamberlerine’ Hz. İsa’ya, Hz. Musa’ya, Hz. İbrahim’e, Hz. Davud’a ‘mucize verirsin de, bizim peygambere nasıl vermezsin’

Öyle ya mucizesiz peygamber mi olur? Madem Allah Muhammed a.s.’a mucize vermemiş, öyleyse biz ne güne duruyoruz diyerek işe koyulmuş aslan parçaları.

Öncelikle ‘âlemleri Muhammed’in a.s. hatırına yarattırmışlar. Sırasıyla doğumunda meleklere görev vermişler, sırtına nübüvvet mührü basmışlar, kalbine baypas yapmışlar, gölge etsin diye başı üstüne bulut görevlendirmişler, musluktan akarcasına parmaklarından su akıttırmışlar v.s.’

Bütün bunları Allah’a rağmen yapmışlar. Adamın ‘ helal olsun be ‘ diyesi geliyor. İş burada ya da oralarda kalsa gam yemeyebilir, olsun ne olacak derdim, ancak iş böyle değil. Vahim hem de çok vahim…

Mübarek ve muazzez peygamber Muhammed (a.s.) eğer kendisi için uydurulan bu saçmalıklara şahit olabilseydi, eminim ki çok mahzun olur, adeta  ‘Ben size böyle mi tebliğ ettim?’ diye sorardı.

Evet, gerçekten bütün içtenliğimle söylüyorum ki, oralarda kalsaydı bu kalitesiz anlayışlar yazmaya değmeyebilirdi.

Peygamber Muhammed (a.s.) ‘Türkçe olimpiyatlarına katılıyor, okul için arazi tespitine geliyor, kâinat imamının vaazını dinliyor, kamyonete biniyor, hafta da bir iki ziyarete geliyor v.s.’

Ancak bu haysiyetsizce iddialar sadece, belli ya da malum cemaate ait değildir. Kur’an da tarif edilen peygamber Muhammed (a.s.) dışında bir Muhammed icat eden, Kur’an’ın tanıttığı Kur’an dışında bir Kur’an tarif eden, her kalitesiz, aşağılık kişi ve kişilerin tamamının rezilliğidir bu.

Allah, peygamber, Kur’an, din, iman satanlara, Allah lanetini esirgemez, ben buna inanıyorum ve bunu müşahede ediyorum…

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 631
Bu Ay : 3772
Toplam : 3772

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom