Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

AH YÜREĞİM

AH YÜREĞİM

 

İnsanlığın kanını akıtan o kadar “Kabil” arasında, kendi çıkar kirliliğinden, öfke kabarmasından, beynini işlemez duruma getiren hırstan sıyrılıp “insanlığa faydalı olmaya geldiğim şu dünyada, hiçbir güç beni amacımdan alıkoyamaz” diyecek, kendisini “Tanrı” yerine koymayacak ve “Âdem kalıp” yürüyecek “insanlar” arıyorum.

Sayıları artmalı… Tanrılaşıp, “cennet” ve cehennem” sınırlarını çizmeye kendilerini yetkili görenler değil, “öldürmenin sarhoş ettiği” kararmış yürekler değil, insanı her anlamda cehennemin sınırlarında uzaklaştırıp, cennet yolunu besleyecek “insanlar” arıyorum.

Ah yüreğim, iniltilerin; biliyorum ki, “her şeye yakın olan” tarafından duyuluyor… O insandan, bu noktada bir direniş bekliyor, onu da biliyorum. Lakin “adli ilahinin” tarihe müdahale etmesini arzuluyorum. Yeryüzü, bu kadar kanı, bu kadar gözyaşını taşıyamaz diyorum kendi kendime… Yeter diyecek bir elin müdahalesini arzuluyorum.

Devlet kelimesinin içine sığınmış dünya çıkarcılarının keyfi yerinde, insan kanından inşa ettikleri satranç takımları var, oynayıp hamle yapıyorlar. “Bakalım hangi hamlede kim öne geçecek” diyen bakışlar arasında, ağlayan çocuğun feryadında eriyorum. Bir dul kadının bedduası ile sarsılıyorum.

Bakalım kim kazanacak; insanlık mı, kan sarhoşları mı? Kan sarhoşları çok ileri gitti. Neredeyse her yüzyılda bir, akıttıkları kanla bir derya oluşturuyorlar. O kan deryasında, bir yandan da yeni nesle, siyaset dersleri, devlet dersleri veriyorlar. Kazananı bilmem ama bu kan deryasında “insanlık” kaybediyor. Gözlerinin önünde yakınları katledilen hiçbir çocuk, ailesinin katilini unutamayacak ve bu anılar belki yıllar sonra “intikam katliamlarını” besleyecek.

Tüm kanlı senaryoların yazarları olan lanetliler, her gün ekranlara çıkıp “teröre karşı ortak hareketten” bahsediyor. Terörize ettikleri “insan yavrularını” kendi projelerinin figüranı olarak ordan oraya sürüklüyorlar. Ah yüreğim, ne yapacağımı bilemiyorum. Bu lanetlilere karşı, bilinçli bir nesli nasıl yetiştireceğiz diye kafa yoruyorum lakin bir yandan da, nesillere hakikati götürme yollarını tıkayanlara takılıyorum. Onlar, insana yatırımın değil “emirlerine amade ama ufuklarının açıklığı/kapalılığı önemli olmayan” bir özel birikiminin derdindeler.

Bir yandan “benim dediğim olacak, o kadar” havaları, bir yandan şifa olacak istişareden kaçışlar arasında, olanları yönlendirenleri seyrediyorum. Bir ülke; onlarca ayrı baş, ülkeyi her biri bir tarafa çekmek için uğraşıyor ve bir yandan da “kardeşlik türküleri” dinletip kardeşlerini -ülkeyi pasta görüp, pastadan pay kapmasınlar diye ötekileştirenleri- seyrediyorum. Kuruldukları makamlara “kardeşlerini” yaklaştırmamak için nasıl da planlar kuruyorlar. Kıyamete kadar buralar bizde kalmalı havasındalar ve bu arada insanlık ezildikçe eziliyor, bilinç ve bilgi coğrafyası zayıfladıkça zayıflıyor.

Ah yüreğim sen hangi coğrafyadasın, nereden nereye savruluyorsun, ne yapmalısın, ne kadar sordun, hangi cevapları buldun?

Ne diyorsun; ülkem güçlü bir kardeşlik iklimi yakalayabilecek mi? Suriye’de ve diğer yerlerde oynanan oyun nasıl ve kimin hayrına sonuçlanacak? “Dünya tilkileri” sınırlarla yeniden oynayabilecek mi? “dünya tilkilerinin postu” ne zaman delinecek, ne zaman masumların ve mazlumların sofralarına kan sunamaz duruma gelecekler? Sahi biz ne yapacağız; birbirimizi ötelemeye, o da kimmiş demeye, “benim adamlarım” ve “ötekiler” tekerlemesini söylemeye devam mı edeceğiz? Birlikte devlet olmaya mı, “benim de devletim olsun” demeye mi adayız, nasıl görüyorsun? “Dünya beşten büyüktür” diyen ses yürüyüşünde başarılı olabilecek mi?

Anladım, diyorsun ki; atılan her yeme koşan kuşlar gibisiniz, tuzaklara düşmeniz o yüzden kolay ve kaçınılmaz. Önce atılan yemleri iyi görün, kim atıyor ve attığı ne, ona bakın, sonra koşmanız gerekiyorsa, aranızda vazife taksimi yapın… Uzakları görün ve o yemleri atanların tepesine konun, birer ebabil olun ve çağın Ebrehe’lerini yok edin.

Güzel diyorsun da; yemlere koşarken de görülmeye değeriz, tüm asırların ibretlik pozlarını veriyoruz. O pozları verirken, birer ikişer yok ediliyoruz. Biz şimdilik, siyasette yalanlar ve ötekileştirmelerle, sivil toplumda insan yetiştirmek yerine görüntüyle uğraşıyoruz. Görüntümüz görülmeye değer, insana yatırımsa…

Bilemiyorum; ne söylemeliyim!

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 457
Bu Ay : 19544
Toplam : 28802

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom