Şevket Başıbüyük

Şevket Başıbüyük

sbasibuyuk@hotmail.com

İmtihanın Büyük Şavkato

İmtihanın Büyük Şavkato

 

“Şavkato, Şavkato” diye inliyordu gittiğimde…

Maalesef aklıma gelen başıma gelmişti.

O an sofradaydım, son lokmalar düğümlenir gibi oldu boğazımda, siz buna altıncı his de diyebilirsiniz…

 Gecikince aklıma gelmişti…

İki ellerimle koltukları altından tutup kaldırmaya çalıştım. Düştüğü yer bahçe lavabonun önü idi. Çamurlar içerisindeydi, lavabonun suyu hala açıktı, belli ki suyu kapatmadan kendini dışarıya atıvermiş.

Kaldırmaya çalıştım, her hamlede tekrar elimden düşüverdi.

Diz döktüm yanına, darmadağın üstü-başını düzeltmeye, yüzündeki çamurları silmeye çalıştım. İkimiz de titriyorduk. O’nun dizleri tutmadığı için benimse korkudan…

Eşimi çağırdım, koltuk altlarına girip kaldırmaya çalıştık. Sahiden ayakları tutmuyordu. Adeta sürükleyerek yatağa götürdük…

Anamdan bahsediyorum.

Anam benim…

Bu fani dünyaya gözlerimi açar açmaz hep acımışımdır anama. Zira anam hasta bir kadın, kendimi bildim bileli o hep “öldüm, ölüyorum” der. Çocukluğumun en büyük fobisi anamın “ölüyorum” sözü olmuştur.  Her “ölüyorum” dediğinde bir şeyler olur bana.

“Şavkato, Şavkato” diye inleyişleri beni çocukluğuma götürmüştü yine. Anam bu kez sözle diyemiyordu ancak hal diliyle, ızdırap dolu bakışlarıyla“ölüyorum” diyordu, sahiden ölüyordu…

İnançlıyım elhamdülillah, ölümün bir son olmadığını, yeni bir hayatın başlangıcı olduğunu bilirim.  Adamın biri ölüme “Şeb-i Arus” bile diyebilmiştir. Ben o kadar cılkını çıkartamayacağım ama Müslüman olarak ölebilenler için ölüm en büyük kurtuluştur. Lakin anamın şu “ölüyorum” demesine bir türlü alışamadım.

Ve yine öyle oldum, tıpkı çocukluğumda olduğum gibi…

Anamın, “Şavkato, Şavkato” diye inleyişleri haleler şeklinde odanın sessiz boşluğunu doldurup kulaklarımdan beynime, beynimden bel kemiğime/omurilik kemiğime kadar işlemişti tarifini yapmaktan aciz bırakıldığım acının.  

Yaşamasaydım, yaşadıklarımı birilerinden dinleseydim; “üzüntüden, insanın bel kemiği kırılır” deselerdi; inanmazdım ama ben bel kemiğimin çatırtısını duyabildim, inanın bel kemiğimin çatırtısını duydum, inanır mısınız?

Kendi kendime; “demek gelirse böyle geliyormuş ölüm” dedim.

Önce insanın gücünü, kuvvetini sonra da ruhunu alıyormuş…

Ruh dediğin ki?

Meğer bir nefeslik canı varmış insanın…

Şükür, şimdiye kadar eli ayağı tutuyordu, kendi ihtiyaçlarını kendi karşılayabiliyordu lakin bugün anladım ki benimle anamın imtihanı yeni başlamıştı  

Hani Efendimiz (s.a.v.): “Burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün, burnu yerde sürünsün!” dediğinde, sahabe; “Kimin Ya Resulullah” diye sorunca Efendimizin: “Ana ve babasından birinin veya her ikisinin ihtiyarlık halini idrak eder de, onlara iyi muamele etmeyip, bu yüzden Cennete giremeyen kimsenin” (Müslim, Tirmizi) der ya…

“Eyvah imtihanıma!..” dedim kendi kendime…

Sübhan olan Rabbimiz de öyle buyurmuyor mu: “Biz insana anne ve babasını (onlara iyilikle davranmayı) tavsiye ettik. Annesi onu, zorluk üstüne zorlukla (karnında) taşımıştır. Onun (sütten) ayrılması, iki yıl içindedir. Hem bana, hem anne ve babana şükret, dönüş yalnız banadır.” (Lokman Suresi, 14)

Amenna ve sadakna…

İmtihanın büyük Şavkato…

“Şavkato, Şavkato, Şavkato, Şavkatooooo…”

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 7
Bu Ay : 16914
Toplam : 26172

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom