Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

PARİS AĞLARKEN

PARİS AĞLARKEN

 

Paris’te kan aktı. On iki kişi öldü. Kim yaptı, kim ağladı, kim sevindi? Belki çok önemli üç soru… Hemen söyleyim, ben sevinmedim. Cezayir’de ölen insanların bedelini ödedi mi Fransa, hayır! Mali’de ölenlerin hesabını ödedi mi, hayır! Lakin bugün Paris ağlıyor.

İkinci sorunun yani “kim ağladı” sorusunun cevabı belli; Paris!

İlk soru, kim yaptı? Siz biliyor musunuz, sanmam ama oluşturulmak istenen algının peşinde koşuyoruz. Algı Müslümanları mahkûm etmek üzerine… Belki Avrupa’da Endülüs katliamından sonra en büyük Müslüman katliamına çanak tutmak!

Kim yaptı sorusunun cevabını düşünürken, Filistin’i tanıyan İsveç’te camilere, peş peşe yapılan saldırıları da düşünün. Fransa’da da Filistin’in tanınmasına yönelik adımlar atılıyordu.

Meselenin Fransa iç işleriyle bağlantısı olamaz mı? Mesela Fransa seçimleri ne zaman ve seçimlerde kimler yarışıyor… Tehlikeli bölge filmiydi sanırım, Fransa’da geçiyor. Özellikle göçmen çoğunluğun yaşadığı bölgenin boşaltılıp para kartellerine peşkeş çekilmesi ve buna bağlı olarak, polisin kendi içinde işlediği bir cinayeti göçmen mahallesine fatura etmeye çalışmasını konu alıyor. Bu çalışma başarılı olsa Paris’te binlerce insan ölecek. Bu karanlık senaryo bozulduğunda hedef anlaşılıyor. Hedef tamamen ekonomiktir ve kendilerine tuzak kurulan göçmenler bu ekonomik rant bölgesinde yerleşiktir.

Kim sevindi sorusuna verilecek cevap, tuzakta hedef gösterilen İslam dünyası, bu katliama, Paris’İn gözyaşlarına sevinmedi. Müslüman zihin diriliş eksenli düşünür ama 19. Ve20. Yüzyılda İslâm dünyası üzerine oynanan oyunlar, farklı nesilleri beraberinde getirdi. Bu yüzyılların ve 21. Yüzyıl katliamlarının ezilmiş insanları, onca kötü hikâyenin birikiminin neticesinde farklı yönlenebiliyorlar. Üstelik Paris hala çeşitli katliamların içinde yer alıyor. Batı kendi ülkelerindeki katliamları bütün dünyaya yapılmış bir ihanet gibi gösterirken, kendi eliyle işlenen katliamları sıradanlaştırıyor. Bu tavır hem çaresiz kitlelerin bizzat provoke edilmesine, hem başka senaristlerin kullanabileceği senaryoların üretilmesine kaynaklık ediyor. Paris’in gözyaşlarını yalnızca katledilen 12 kişi üzerinden değil, muhtemel bütün senaryolar ve oyunlar üzerinden düşünmek gerekir.

Paris ağlarken ben sevinmedim. Böyle katliamlara sevinmem mümkün değil. Geçmişin ve günümüzün, batı destekli katliamlarına bir intikam misillemesi olarak düşünülse bile sevinemem. Zira katledilen her insan, insanlığın ortak zenginliğinin bir kaybıdır. Böyle görüyorum.

Bu katliamın asıl hedefi ise global bir Müslüman mağduriyetine hizmet etmektir. Müslümanları küresel anlamda zan altında bırakmak isteyenlere hizmet ediyor.

Kimse dün durduğu yerde durmuyor. Batı da dün durduğu “çalıntı zenginliğin” üzerinde oturamıyor. Ancak geçmişin kirli zenginliğinin çirkef kokusu ve görüntüsü üzerinde poz vermeye devam ediyor. Kendini sorgulamıyor. Hep suçluyor, hep katlediyor. Demokrasi diye kasılıyor ama darbecileri bizzat besliyor.

Müslümanlar durdukları yeri daha bir özenle gözden geçirmeli elbette ancak “batı” durduğu kirli zemini temizleme konusunda samimi olmalı. İkiyüzlü veya çok yüzlü tavrını terk etmeli.

Paris’in gözyaşları yeni bir kirli oyunu beslemek için kullanılmamalı. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 173
Bu Ay : 356
Toplam : 356

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom