Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Şehrin itirafları

Şehrin itirafları

 

             Şehrin gözleri puslu, mahmur, bir dünya dolusu hüzün, hazan mevsiminde beyaz güvercinler mesaj taşıyor.  Baharın ılıman havasında güneşin merhametli ışıklarıyla uyanıyor. Uykusuna doymamış gözlerin kıyısına birikmiş sevinçlerimiz. İçimize dolan sevinç ve burukluk arasında biriken duygularımız metanet ırmağında yıkanmış.  Yüzümüz rabbimize dönük, gözlerimiz kalp çarpıntısıyla nefes almanın aralığına umutla bakıyor. Yılların acıları titrek dudakların arasında sızan bir fısıltı gibi rüzgâra karışıyordu. Yağmur damlasına biriken insan seli demir kapıya dayanmış. İkiye bölünmüş bir dünyanın ortasında berraklaşan cümlelere sığmayan gerçekler, bu çizginin üzerine gizlenmiş. Özgürlükle esaretin arasında bir tılsım, karanlıkla ışığın perdelendiği yer burası olsa gerek. Gözler kısılmış demir kapıya bakıyor.

               Şimdi içerden çıkacak bir adam, bekliyoruz, bekleniyor.  

İnançlarının ve düşüncelerinin bedelini dünyanın hesap katlarında ödemiş. Masumiyetin timsali gibi hayatının en güzel yılları çalınmış. Onlarca yılı heba edilmiş. Sırlarını ve gerçeklerini tozpembe yalanlarını eşiğine ya bırakacak ya susacak ya da konuşacak.

            Zaman geçmişle bu günün arasında savruluyor. Demir kapının arkasına sığınmış parmaklıkların önünde bekleyen merhametin timsali, sessiz bir bekleyişle esaret ve özgürlüğü ayıran çizginin yanı başında duruyor. Onlarca kimlik onlarca yüz onlarca kişilik birikmiş. Tepeden tırnağa bir ülkenin özetlenmiş temsilcileri tam tekmil bekliyor. Ruhları kravatlı bedenleri tazelenmiş insanlar kimin siluetini bekliyordu?

             Adamın aklaşan saçlarına gizlenmiş sırlarımızı şehir unutmuş. Kırlaşan sakallarıyla şehrin varoşlarına saklanmış geçmişin gölgeleri ayıklanıyor. Onlarca yıllık serüveni tarihin satır aralarına onurla ve gururla bırakmış. Onlarca yılın hesabını sorgu odalarında geçirmiş, günlerce sorgulanmış insanlarda birisi. Akıl almaz işkencelerle yalan yanlış ifadelerle kurban seçilmiş bir avuç kişiden biri de bu baba adamdır.

             Onlarca yıl, binlerce gün ve gece öncesi korkunun eşiğinde yaşayan ruhlar bedenleriyle bu gün olduğu gibi barışık değildi. Güneşin o günkü ışıkları, daha genç olan bedenlerimize daha dik dokunuyor ve ruhumuzu kamçılar gibi ürpertiyordu. Geçmiş dönemlerde içimize biriken ateş harlanmış, ruhumuz satın alınamayan inançlarla donatılmış, bedenimize telkin veriyordu.  İnançlarımız kuru kavruk dudaklarımızla nümayişlere dönüşen politik serüvenlerin kalbur altında hırpalanıyordu. 

            Engelli siyaset daha bir çekingen, varoşların aheste gölgelerinde yankılanıyordu. Çoğumuzun hafızasının hiçbir yerinde bulunmayan bu sırların kayıtları çok gizli kanlı evraklara saklanmıştı. Çok azımızın ruhuna işlenmiş acılarla korkunun ergenleşmiş hali bu gün bilinmez. O dönemin bin yıl süreceğini iddia edenlerin gölgesine sığınmış alkış tutanlar bu günün hangi sayfasında konaklamışlar. Bu gün sevinçlerimiz aheste bir olgunlukla masumiyete ermiş bir sükûnete kavuşuyor.

           Onlarca yılın gerisindeki acıları soruşturma komisyonlarının raporlarının arasına saklayanlar nasıl bir masumiyete kavuşmayı umuyorlar? Güncel söylevlerin ışığında politik mezeleri manevi bir tılsımla şehrin dudaklarına sürmekle hangi karanlığı aydınlatacaklar? İktidar olanlar ve onlarla el sıkışanlar, yaralarımızı nasıl bir politik söylevle pansuman edecekler? Tankların ruhumuzu çiğnediği insanlık dışı işkencelerin bedenimizi tarumar ettiği zaman; bu günün beyefendileri, hanım efendileri siyasileri, bürokratları o gün hangi toplumsal ve siyasi vadide yürüyordunuz?

           Bir avuç insanı hesapsızca kurban ettiler. Seyirci kaldınız. Çelik devletin temel değerleri tehlikede diye korku ve karanlık odaklar benzersiz senaryolar ve tezgâhlar kurmuşlardı. Köstebekleri gizlediniz ve onlara alkış tuttunuz. Ülkenin siyasal kozmopolit olayları bir karabulut gibi her yanımızı kuşatmıştı. Masumları ihbar ettiniz. Yolsuzlukların usulsüzlüklerin ortasında derin yapıların çeteleşen odakları siyasetin gayri meşru masasına bir avuç insanı meze yapmıştı. Suçladınız. Yapmıştır dediniz şimdi unuttunuz.

Bu gün bu karşılamaya gelenlerin çok az kısmı hariç,

     O günlerde bu adamın ve bir avuç insanın çığlığını duymadınız. Gözyaşlarını görmediniz, yalnız bıraktınız.  Sustunuz. Acılarına ortak olmadınız. Bu durum çoğunuzu bir mağaraya bırakmıştı. Kendi yarattığınız kaosun içine düşmüştünüz. Elleriniz arkanızdan bağlı, aydınlığa sırtını çevirmiş, ışığı görenleri kovmaya çalışıyordunuz. Memur oldunuz, eğitimli kişilerle vitrinleri süslediniz.  Siyasete girdiniz, bürokrat oldunuz, vekil oldunuz, başkan oldunuz. Bakan oldunuz. Ticaret yaptınız, iş adamı oldunuz. İtibar gördünüz, alkışlandınız.  

      Mühür vurulmuştu sırlarımıza.

Şimdi şehrin çatlamış dudakları suskun, bütün sırları saklıyor.

Gözleri çalınmış bu şehir ülkenin ellerine, bu babanın ve çocuklarının serüvenini bırakmış.

Bu babanın yüreği yıllarca demir parmakların arkasında böylece kavrulmuş. Bir avuç topluluğun çilesini hiçbir zaman anlamadınız. Bu saklı zamanın hikâyesini öğrenmediniz.

makifsahin@hotmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 418
Bu Ay : 7123
Toplam : 7123

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom