Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

USTA HEM ŞİİR OKUYOR

USTA HEM ŞİİR OKUYOR

HEM MEYDAN OKUYOR

 

Milletin Ak Parti İstanbul buluşması sosyoloji ve siyaset terminolojisini değiştirecek nitelikte farklılıklara sahne oldu. Ak Parti iki milyondan fazla insanı bir alanda toplayarak kendi rekorunu yine kendisi kırdı. Sadece Türkiye’de değil, kalabalık itibariyle şimdiye kadar dünyada yapılmış en büyük miting olduğu söyleniyor.

 

Sadece insan yoğunluğu açısından değil belki katılımcıların coşkusu, düzeni ve disiplini açısından da ilk sıradadır. Bundan böyle ‘miting’ kavramı değişmiştir. Şimdiye kadarkiler mitingse bu başka bir şey. Yok, eğer bu buluşma mitingse şimdiye kadarkiler başka bir şey. Öyle bir kelime bulalım ki, sadece insan yoğunluğunu ifade etmesin. Akıl ve duygu beraberliğini, kontrollü, sakin ve kararlı heyecanı, yüksek bir bilinç seviyesini, sabrı, dayanmayı, direnmeyi, bütünleşmeyi, ayağa kalkan milli iradeyi, farkı, farkındalığı da ifade etsin. Bu bütünleşmeyi yapan halkımız uygun kelimeyi de bulur elbette.

 

İstanbul şahlanışı ancak kendisiyle anlaşılacak ve ancak kendisiyle anlatılacak ihtişamda, heyecandaydı. Bu şahlanış başka değil ancak iki kıtanın, iki denizin birleştiği bu kutlu şehirde yapılabilirdi. Bir millet ancak uygarlıkların, kültürlerin buluştuğu bu mübarek yerde ayağa kalkabilirdi. İnsanlık, barış ve diriliş bildirisi burada okunabilirdi. Bir istiklâl mücadelesi, sahip olması gereken tüm unsurları içerecek, yansıtacak tarzda ancak burada, İstanbul’da sahnelenebilirdi. Kalktığında beraberinde bütün ülkeyi ayağa kaldıracak şehir buradan başkası olamazdı. Sen ne duygulu, ne onurlu, ne uyanık, ne kararlı bir şehirsin İstanbul.

 

Ülkesiyle beraber bir millet, ancak bu kadar net, bu kadar kararlı, bu kadar bilinçli bir öfkeyle ve herkese konuşabilirdi. Aziz milletimiz İstanbul’da geçmişin ve geleceğin ruhunu, alanda birleştirerek gerçek bir milli müdafaa cephesi kurmuş, oradan tüm dünyaya ültimatom vermiştir. Asıl önemli olan insanımızın oradaki varlığıdır, duruş tarzı ve yeridir. Bizzat duruş biçimiyle, asalet ve onurlu duruşuyla bütün dünyaya mesaj vermiştir. İstanbul’un, onunla birlikte Türkiye’nin konuşması için şöyle kalkıp bir görünmesi yeter. Nerede olursa olsun bu insan yoğunluğunu sabırlı bir coşkuyla, coşkulu bir sabırla bir arada tutmak zor, belki imkânsızdır. Bunu başka ve nahoş bir deneyimle bizim tez canlı solculardan biliyoruz. CHP’nin her fırsatta desteklediği ellerinde molotoflar, taşlar, sopalarla, kıracak vitrin, yakacak otobüs durağı arayan genç güruhundan biliyoruz. Çapulculardan insanımıza sıkıntı veren kimi manzaralar, elbette yapanların olgunluk, adamlık seviyelerini gösteriyordu. O körpe ve yontulmamış duyguların taşkınlıklarını kendi politik amaçları için kullanan siyasilere acımamak, üzülmemek elde değil. Bu sıkıntılardan siyasi çıkar devşirmeye çalışanlar kendi varoluşlarını geçersiz kılma çabası içinde olduklarını ya bilmiyorlar ya da ülkemizin huzuruna karşı art niyetli oluşum içindeler. İki halde de onlara üzülmekte haklısınız. İnsan inadına bir sefalet karşısında açık bir vicdanla da üzülemiyor.

 

İstanbul mahşerinde bir milletin vakur duruşu, asil duruşu, esas duruşu vardı. Bu millet kendi yerinde, kendi tarzınca durduğu zaman bütün karşı duruşlar anında bozuldu, bozuluyor. İstanbul’un, nezih, coşkulu, ağırbaşlı, kararlı duruşundan ders almayanlar kendilerini her seferinde korkunç hezimetlere, bozguna mahkûm ettiler, edeceklerdir.

 

İstanbul duruşuyla konuştu. Milli mücadele samimiyetiyle bağrına basıp bütünleştiği evladıyla konuştu. Onun diliyle dünyaya meydan okudu. Bu şahlanış bir gazetenin de attığı manşete uygun olarak gerçekten meydan okumaydı. Başta ABD’deki, İsrail’deki neo-con ve Siyonist şer odaklarına, onlarla işbirliği içinde olan hainlere, hainliklere meydan okumaydı. Anlaşıldı ki, millet olup bitenleri çok esaslı kavramış.

 

İnsanımız bilinç seviyesi olarak her zaman siyasilerin önünde olmuştur. Şimdi aydınların da, sözde aydınların da çok önünde olduğunu ortaya koydu. O akıllarını, dimağlarını değersiz ucuz karşılıklara az önce sözünü ettiğimiz odak ve lobilere teslim eden uşak ruhlulardan aydın olamayacağını, hele bu millet adına bir tek kelime bile konuşma haklarının olmadığını, olamayacağını bu millet göstermiştir. Kafası, ruhu karanlıklar içinde kalmış soytarılar, bu kalbi, gönlü, ufku nurlu milletin aydını olamazlar. İstanbul mitingi Türkiye’nin üzerinde operasyon yapılamayacağını, böyle bir saldırının çok feci, şiddetli karşılık göreceğini ilan etti. İstanbul birilerinin bütün hesaplarını bozdu. Bütün denklemler altüst oldu. İstanbul, bu topraklarda dengeleri, denklemleri ancak insanımızın, kendisinin kuracağını gösterdi. Bu hesabı anlamayanların tarih dışına, toplum dışına itileceğinin.

 

O nedenle herkes hesabını bir kez daha gözden geçirsin. Herkes kalbini, ruhunu, gönlünü temizlesin.

Millete karşı hangi davanın zaferini elde etmek istediğinizi yeniden düşünün. Bu parti de, olsa, cemaat de olsa yeniden, yarın geç olmadan bir kez daha düşünün.

Sizler nasıl bir fırtınaya, nasıl bir tsunamiye karşı durduğunuzun, hangi sarsıntının, hangi yıldırımın ucunda yürüdüğünüzün farkında mısınız?

 

Ben İstanbul buluşmasında Recep Tayyip Erdoğan’ı bir genel başkan, bir başbakan olarak görmedim. Başbakan gerçek anlamda liderdi, daha da önemlisi bir öncüydü. Milletinin önünde onların duygu ve gönül dünyasıyla birleşmiş, milletiyle arasında mesafe olmayan, aynı dili konuşan, aynı kalbi aynı benliği paylaşan bir öncü. Önde, milletini dar geçitlerden, sıkıntılardan geçirerek Kızılelma’ya doğru götürüyor. Yeryüzünün bütün ufuklarına doğru bir yürüyüş, güneşe bir yolculuk bu. O lider, o öncü, bu milletin gerçek evladı, gerçekten evladı. Millet onu seviyor. Bağrına basmış, onu kalbinde taşıyor. Sahip çıkıyor. Üzerinde titriyor. Erdoğansız bir Türkiye fesatlığı içinde olanlara sadece onu teslim etmiyor, ayrıca onunla birlikte her şeyiyle cihada hazır olduğunu da ilan ediyor. Cihada ve direnişe hazır bir milletin varlığını arkasında hisseden bir öncü ile işlerinin zor olduğunu bilenler zangır zangır titriyorlar, bunu biliyoruz. Millet İstanbul’da başkanının arkasında sımsıkı saf tuttu. Millet liderini kalbine taşıdı, orada koruyor. Millet Tayyip oğlunun, Başbakanının etrafında kenetlendi. Karar verildi, yola çıkıldı. O nedenle bu saatten sonra hakkında ne yalan uydururlarsa uydursunlar, ne tür iftira atarlarsa atsınlar, o bütün iğrençliği kullanmada bir beis görmeyen şeytanî şebeke ne yapsa yapsın Erdoğan’ın değeri çığ gibi, katlanarak büyüyecek, onlar ve onlardan medet umanlar da küçüldükçe küçüleceklerdir. Artık bu böyle.

 

Ak parti’nin, Başbakan’ın kabahati, günahı var mıdır? Vardır. Millet olarak hoş gördüğümüz yanlışları da olmamış değildir. Ama sizin yaptıklarınız yanlışın da günahın da ötesinde çirkin, aşağılık bir ihanettir. Gırtlaklarına kadar pislik içindeler, pisliğe gömüldüler. İşleri, uğraşları, birlikte oldukları odaklar, amaçları, yöntemleri pis ve pislik! Üstelik bu pisliği temizlik adına yapıyorsunuz öyle mi? Bütün bu çirkinlikleri güzellik adına, bütün bu ahlaksızlıkları doğruluk adına, bütün bu düşmanlıkları dostluk adına yapıyorsunuz öyle mi? Yüzlerindeki maske düştü; kötü emelleri, Türkiye’nin yürüyüşünü engellemek isteyen şer odaklarıyla birlikte oldukları anlaşıldı. Bu saatten sonra bu tür teşebbüslere müsamaha göstermek gayretullaha dokunur. O nedenle affedilmeyecekler. Gittikleri, görüldükleri her yerde izlenecek horlanacaklardır. Onları milletin basireti izleyecek. Bu kirli ittifak içinde kalanlar utançlarıyla yaşamaya mahkûm edilecek, dışlanacaklardır. İstanbul, eğip bükmeden çizgiyi çok net çektiğini gösterdi. Mesaj çok açık: Oyunun farkındayız ve Başbakan’ın sonuna kadar arkasındayız. Başbakanın arkasında olmak, milli iradeden, demokrasiden yana olmaktır. Demokratik ilerleyişimizi durdurmak isteyenler Başbakan’ı siyasetin dışına itmek hiç olmazsa itibarsızlaştırarak zayıflatmak istediler. O nedenle başbakana yönelik hamleler demokrasiyi yok etmeyi amaçlayan hamlelerdir. Biz bunu da gördük. İstanbul, İstanbul’un şahsında Türkiye bunu gördü ve güçlü, etkili bir mesaj verdi: Yok etmek isteyenler yok olacak!

 

Bir şeyi daha söylemeliyim. Geçen yıllara baktığımızda Başbakan’ın sadece siyasi bir lider olmadığını anlarsınız. O milletin ruhunu ateşleyen bir mücahit, hakka ve hakikate uygunsa gözünü budaktan sakınmayan bir derviş, bir gönül adamı, ülkenin her katına, her köşe bucağına şiirler serpiştiren bir sanatsever, bir edebiyatçı. Başbakan maddi manevi varlıkları yıllarca istismar edilmiş bu milletin aklını, ruhunu benliğini sadece siyasi söylemlerle değil, estetikle de onarıyor. Öncü, bütün bir hayatı, hayatımızı kucaklıyor. Şiirler okuyor. Şiirleri milletiyle birlikte okuyor. Millet onunla birlikte şiir okuyor. Tarz olarak dünyanın kaç yerinde böyle bir miting vardır veya olmuştur acaba? Öncü milleti dize dize, satır satır, kelime kelime dantelâ gibi işliyor.

Hem meydan okuyor,

hem şiir okuyor. 

necmevci@yahoo.com.tr

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 74
Bu Ay : 16981
Toplam : 26239

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom