Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

SON OPERA: O PARA-SYON

SON OPERA: O PARA-SYON

 

Halk bankası üzerinde ve etrafında yapılan operasyon iktidara karşı stratejik bir hamle gibi gözüküyor. Olay tek açıyla, tek boyutla ele alınacak basitlikte değil. Daha da açıkçası olay sadece bir rüşvet veya yolsuzluk suçundan yola çıkılarak yapılmış gözükmüyor. Bu operasyon için düğmeye basanlar besbelli ki, seçime gidilen bu dar zamanlarda hükümeti iyice köşeye sıkıştırmak istiyorlar? Bunlar kimdir? Niçin böyle bir amaç güdüyorlar? Hemen çoklarının yaptığı gibi bu operasyonu cemaat yaptı diyorsanız kuvvetli ihtimalle yanılıyorsunuz. Bu olanlardan iktidarın haberinin olmaması imkânsız. Bu olayda herkesin bir hesabı daha doğrusu bir hesaplaşması var. Özellikle Siyonistlere yakın yayın yapan kimi medya kaynakları meselâ Reuters, aylar önce Halk Bankası üzerinden yayınlar yapıyordu. Bir yönüyle operasyon davulla zurnayla geldi. Bu noktada iktidarın habersiz olması mümkün değil. Yani? Yanisi herkesin razı ve hazır olduğu bir operasyona iktidar bilerek izin vermiş hatta imkân hazırlamış gözüküyor. Bana öyle geliyor ki, bir büyük operasyonun bu ilk süreci. Asıl dalgalar ve vuruşmalar sonra gelebilir. Yakında çoklarının canı fena halde, feci halde yanabilir. O gün ağlayıp sızlayacaklara “Ne yapalım bunu siz istediniz” denecek. Onlar yarın yiyecekleri tokadın gerekçelerini bizzat kendileri ve keyifle ve zafer kazanmış psikolojisiyle hazırlıyorlar.

 

Şu ya da bu şekilde ortaya çıksın önemli değil, hemen söyleyeyim ki, eğer ortada bir yolsuzluk varsa kimseye ayrıcalık tanımaksızın ortaya çıkarılmalıdır. Hiçbir ahlaksızlık karşılıksız kalmamalıdır. Bugün ve yarın için ileri hedefler koymuş bir Türkiye, kesinlikle yolsuzluğa müsaade etmemelidir. Böyle olmalıdır ki Başbakan’ın bir konuşmasında çok güzel ifade ettiği “Biz yol yaptık onlar yolsuzluk yaptı” gerçeği boşlukta ve anlamsız kalmasın.

 

Gelelim olayın asıl mahiyetine: Olay doğrudan dünyada güç odaklarının oluşturduğu bilinmezlik ve denklemlerle dolu. İran üzerinden bölgesel hâkimiyet sağlamaya çalışan güçler, bölge ülkelerini hizaya sokmaya çalışıyorlar. Kendi istek ve iradeleri dışında bir yaprak bile kımıldamasın istiyorlar. İstiyorlar ama her konuda olduğu gibi ekonomik faaliyetlerde de çifte standart uyguluyor, ahlaksızlık yapıyorlar. Mesela İran’la olan sürtüşmelerinden veya dışarıya sürtüşme olarak yansıtılan ilişkilerden dolayı bu ülkeye ambargo koyuyorlar. Özellikle çevre ve komşu ülkelerin İran’la ticari faaliyetleri denetim altına alınıyor. Niçin? Adamlar İran’ın gelişmesini istemiyorlarmış. Bu denetimi başta ABD ve İsrail sıkı takip etti. Ancak, başkalarına ticari izin vermeyen bu odaklar açıktan veya el altından bizzat kendileri İran’la ticaret yapmayı sürdürdüler, sürdürüyorlar. Bizi işkillendiren konulardan biri de bu zaten.

 

Binlerce kilometre uzaklarda, ileri akıllarıyla, biz gelişmelerden negatif ve birebir etkilenecek enayi (!) komşulara şöyle diyorlar adeta: “Size ticaret yapmak, gelirinizi düzeltmek yasak. Bu ambargo sizler için. Eğer birileriyle lüzum görülürse, lüzum gördüğümüz kadar ticareti biz yaparız. Denetim ve gözetim dışında bir faaliyet yapmanıza izin veremeyiz.” Böyle diyorlar. Daha düne kadar, İran limanlarına ABD, İngiliz hatta İsrail gemilerinin yanaşıp konteynır boşalttıkları, yüklenip gittikleri bilinmiyor değil. Bu noktada İran ve İsrail odaklı her türlü ilişkinin yeni bir bakışla gözden geçirilmesi gerektiğini de ifade etmiş olalım. Ancak bu gözden geçirme mevcut kalıp ve ezberin dışına çıkamayacaksa hiç bir yarar sağlamaz. Sahne önünde düşman gibi davrananların sahne gerisinde dostluklarına şahit olabilirsiniz; sakın şaşırmayın. Zaten bu tartışmalara hazır olmadığımız için kimi ilişkiler ağını, ilişki biçimlerini kavrayamıyoruz. Kavramamızı kolaylaştıracak insani yeteneklerimiz zayıf düşmüş olabiliyor. Mesela bu olanların Gülen Cemaatiyle ilişki seviyesini kavrayamamak bu tarz bir yetersizliğin sonucudur. Yakıştıramama temizliği bazen kirli ilişkileri anlamamıza mani oluyor. Bir kirliliği anlamamak, sizin ruhunuzun temizliğinden kaynaklanıyor.

 

Türkiye, egemenlerin dayatmalarına teslim olmadı, olmuyor. Dünya para ve finans (enerji, altın, döviz, dolar) kontrolünde onların hatırı için kendini dar boğaza sokacak sıkıntılara, kısıtlamalara teslim olmadı. “Komşumla yardımlaşmam için senden mi izin alacağım?” dedi bir bakıma. “Sen çıkarın hususunda hiçbir engel tanımıyorsun da ben niçin senin keyfin hatırına çıkarımı tehlikeye atayım?” dedi. Bu çerçevede İran’la hem ticari hem de finans (altın ticareti) işi sürdü. Bu operasyon biraz da fazla olan Türkiye’ye haddini ildirmeyi amaçlıyor. Bizi denetimleri altına almak isteyen ABD ve İsrail odaklı kimi mahreçlerden bu tarz haberler, özellikle Halk Bankasındaki uluslararası para trafiğini takip etmeye dönük faaliyet haberleri sızmamış, ayrıca makalelere, köşe yazılarına konu olmuştu(r). Yine bu çevrelerin özellikle 28 Şubat sürecinde asker ve kimi bürokratlar üzerinde ne kadar etkili oldukları bilinmeyen bir gerçek değildi. O eski güçleri şimdilerde fazla yok ama birlikte iş tutmaya devam ettikleri kişilerle bağlantılar maalesef devam ediyor. İşi koparanlar, işi tezgâhlayanlar son emre kadar asla cemaatle ilişkili değiller. Onların haddizatında cemaat diye bir dertleri de yok. Onlar sizlerin düşündüğünüzün milyonda birini düşünmezler.

 

Türkiye’ye diz çöktürülsün de bu hangi ittifak ve aracılarla olursa olsun; onların bütün dertleri, davaları bu. Tam da şu Samanyolu televizyonunda bir dizi var ya hani, ondaki gibi. Hani karanlık salonda sadece yüzüğünü gördüğümüz; koltuğunda kıpırdamaksın çok bozuk, gülünç bir Türkçeyle konuşan adam var ya, tıpkı onun söylediği gibi. Olaylar aynen öyle bir odada tezgâhlanıyor. O dizide üçüncü dördüncü dereceden bir kurgu olabilir hatta orada işaret edilen gizli ilişkilerin istikameti tam ters yönde bir doğruya da gidebilir. Yani bu operasyon bir yönüyle 28 Şubatın talimatını da veren Siyonist odakların kurgusuna hizmet edebilir. Bana öyle gözüküyor. Dikkat ederseniz ‘bir yönüyle’ dedim. Çünkü olayın başka yönleri, başka boyutları da var. Mesela yolsuzluk boyutu var, iktidara güç gösterme boyutu var. İşte tam bu noktada, son gelişmelerin de etkisiyle cemaatten destek alınmış olabilir.

 

Bu destek sanıldığı kadar büyük, güçlü bir destek değil ama sonuçta onlar bu işe katılmış, katılmak istenmiştir. Bu işi koparanlar cemaati ısrarla bu işe katmak istiyorlar. Onların amacı muhafazakâr Müslüman seçmen kitlesi ile Ak Parti arasına ne yapıp edip mesafeler, soğukluklar koymak. Onların derdi bu. Asıl nokta hedef ise, doğrudan Başbakan! Onlara göre ilk aşamada ne yapıp edip Erdoğan’dan kurtulmak gerek. Aynı amaç etrafında akıl almaz ittifaklar, denklemler kuruluyor, kurulmaya da devam edilecek. Ak Parti kanadından cemaate veya cemaat kanadından Ak Partiye dönük her bir beyanat, bunları sevindiriyor. İktidar olmanın siyasi gereği olarak gücü paylaşmak istemeyen iktidar, yakında kimi karşı operasyonlar için gerekçeler hazırlıyor olabilir.

Benden demesi. Niçin mi bunları yazıyorum?

 

Kimileri için yarın çok geç olabilir. An-lam o an’la ilgili doğruları yapmaktır. Bugün yapman gereken doğruyu yarın yaparsan, bugün an_laman gerekenler yarın anlarsan o zaman bu anlamsız olur. Anakronik bir yönüyle budur.  

necmevci@yahoo.com.tr

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 16
Bugün : 410
Bu Ay : 7972
Toplam : 7972

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom