Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

MISIR VE ARTAN SORUMLULUĞUMUZ

MISIR VE ARTAN SORUMLULUĞUMUZ

Mısır’da yüzde 52 oy alan Mursî başkanlığındaki iktidar, İslâm dünyası için demokrasiyi, insan haklarını, eşitlik ve özgürlükleri fazla gören ikiyüzlü, ikircikli, çifte standartlı batı dünyasının teşvik ve desteğiyle bir yıl sonra yıkıldı.

Başta ABD ve AB ülkeleri olmak üzere, bütün dünya, Mısır’da cunta tarafından gerçekleştirilen darbeyi onayladı, darbecilere arka çıktı ve onları alkışladı.

Türkiye dışında bütün devletler, arkasında İsrail’in olduğu açığa çıkan darbeyi kınamak bir yana, darbeye “darbe” dahi diyemedi.

Dünya devletlerinin bu tavrından cesaret alan darbeciler, Mısır’da kelimenin tam anlamıyla soykırımı andıran bir katliama, bir Müslüman kıyımına soyundu: Mısır kan seline döndü, sokaklar katliam kusuyor!..

Bugüne kadar cuntanın emriyle asker, polis ve ‘baltacılar’ denilen katliam şebekesi tarafından katledilen Mısırlıların sayısının 5 bini geçtiği söyleniyor…

Elinde top, tüfek, silah, molotof, hatta taş bile olmadığı halde katledilen masum ve sahipsiz halkın tek suçu var: Yalnızca barışçıl gösteri yapmak!..

Müslümanlar söz konusu olunca topyekun dünya kamuoyu olup bitenlere karşı yine sessiz, yine dilsiz, yine sağır, yine lal kesilmiş bulunuyor!...

Başta ABD, AB ve Rusya olmak üzere dünyanın egemen güçleri darbeye sağır kesilmiş durumda… Önceleri Bosna’da, şimdilerde ise Suriye’de takındıkları tavrı Mısır için de aynen sürdürerek adeta bir soykırıma dönüşen katliamı yalnızca seyretmekle yetiniyorlar!..

Batılılar, bu kez ‘sandığın her şey demek olmadığı’ hezeyanını savurarak Mısır’da darbeyi onaylıyor, yaptıkları darbeyle yüzde 52 oy almış Müslüman Kardeşler iktidarını deviren zorba cuntanın arkasında olduklarını da gizlemiyorlar. Nitekim ABD Dışişleri Bakanı John Kerry, konuya dair yaptığı verdiği bir demeçte “Mısır ordusunun ülkede demokrasiyi yeniden inşa etmekte olduğunu” belirtti.

Türkiye dışında birçok Müslüman ülke de alenen darbecilere destekte bulundu. Örneğin zengin petrol gelirlerini yalnızca saltanatlarının selameti uğruna harcayan, Müslümanların parasını batılılara peşkeş çeken Suudi Arabistan krallığı ile 21. yüzyılda hala Ortaçağ krallıklarından daha geri, daha bayağı ve daha gaddar rejimlerle halklarını yöneten, en iptidai düzeyde krallıklarla Müslüman nüfusa tahakküm eden petrol zengini şımarık körfez ülkeleri, cuntacıları kutlayıp tebrik etmenin yanında, darbecilere 16 milyar dolar yardım yapmayı da taahhüt etti.

Ayrıca Türkiye dışında İslâm coğrafyasından darbe ve darbecileri kınayan ya da yeren hiçbir tepki de yok: Adının başında “İslâm Cumhuriyeti” ibaresi bulunan İran’dan da Mısır’daki darbeye kayda değer bir tepki gelmedi. Dahası İran, yanına aldığı Lübnan Hizbullahı ile birlikte, Suriye’de iki yılı aşkın bir süredir devam eden savaşta benzer bir soykırımı sürdüren, milyonlarca insanı öldüren, sakat bırakan, evlerinden ve yurtlarından eden; daha dün Halepçe katliamından 25 yıl sonra Suriye’de kimyasal bomba kullanarak çoğu çocuk 1300 kişiden fazla insanı hunharca katleden, binlerce kişiyi de yaralayıp komaya sokan zâlim Esed rejiminin safında askerleriyle birlikte Müslüman kıyımına devam ediyor!..

Diğer körfez ülkeleriyle birlikte darbecilere 16 milyar dolar yardım yapan despot Suudi Arabistan yönetimi, Batı’nın Sisi cuntasına olası bir yaptırım kararı alması halinde dahi Mısır’daki darbe yönetimine her türlü finansal yardımı vermeye hazır olduklarını ilan etti. Nitekim Suudi Arabistan Dış İşleri Bakanı Prens Suud el-Faysal, ABD ve Almanya’nın darbecilerin gerçekleştirdiği katliam nedeniyle cunta yönetimi ile ilişkilerini gözden geçirme kararı alması durumunda Mısır yönetimine her türlü finansal desteği vermekten çekinmeyeceklerini bildirdi.

Müslümanların hac, umre vb. kutsal mekânları ziyaret ederken Suud hanedanına bıraktığı paralar, Mısır örneğinde açıkça görüldüğü üzere, kendilerine kurşun olarak geri dönüyor. Bu nedenle dünya Müslümanlarının despot Suud rejimine bir ders vermelerinin zamanı gelmiş de geçiyor!..

Batı yanlısı politikalar izleyen ve onların çıkarlarını sürdüren Suudi Arabistan krallığı Mekke, Medine, Mescid-i Haram, Mescid-i Nebî vb. İslâm Dini’nin neşet edip yayıldığı kutsal mekânları kendi şahsî malı gibi görüyor, bu alanlar üzerinde istediği gibi tasarrufta bulunuyor ve bu konuda tamamen keyfî davranıyor. Suudi hanedanı bu kutsal mekânlar üzerinde tasarrufta bulunurken hiçbir İslâm ülkesiyle istişare etme, onlara danışma ve onlarla ortaklaşa iş görme gereği duymuyor. Oysa bu kutsal mekânlar, deyim yerindeyse, Suud hanedanının babasının malı değil, tüm dünya Müslümanlarının ortak değerleridir.

İslâm âlemi için hayati derecede önem arz eden bu kutsal mekânların yönetiminin Müslümanlardan oluşan bir gözlemci heyet nezaretinde yürütülmesinin vakti gelmiştir. Mesela İslâm İşbirliği Teşkilatı’nca bir heyet teşekkül ettirilmeli ve bu heyet, Müslümanların ortak değeri olan bu kutsal mekânlara nezaret etmelidir.

Haklı olarak, Mısır’daki darbeye karşı çıkmak bir yana, basit bir kınama kararı bile almaktan aciz bir teşkilatın, nasıl böyle önemli bir görevi üstlenebileceği sorulabilir. Ancak unutulmamalıdır ki bu amaçlar için kurulan bu teşkilat, varlığının gereğini yerine getirmek zorundadır. İslâm İşbirliği Teşkilatı, sorumluluğunun bilincinde davranmaya çağrılmalı, bu ve benzeri görevleri üstlenmeye zorlanmalı, bu hususlarda üzerinde ciddi baskı oluşturulmalıdır. Çünkü bu kutsal mekânlar Müslüman âlemine aittir. Bu nedenle bu teşkilatın önderliğinde sözkonusu mekânlara, hiçbir kesim dışarıda bırakılmadan, her görüşü temsil edecek olan Müslümanlardan oluşan bir heyet nezaret etmeli ve bu alanlar ümmetin ortaklaşa vereceği kararlarla yönetilmelidir.

Topyekun Müslümanlar olarak, Suud hanedanı kutsal mekânların yönetimini Müslümanlardan oluşan heyete bırakıncaya; tamamen batı yanlısı, onların çıkarlarını koruyup kollayan uydu siyasetinden vaz geçinceye ve Mısır’da olduğu gibi darbeci cunta yönetimlerini maddeten desteklemeyi terk edinceye kadar temelde siyasî bir ibâdet olan hac ve umre ile diğer Suudi Arabistan ziyaretlerimizi askıya almalı, bu vazifeleri bir süreliğine ertelemeliyiz.

Râbiatu’l-Adeviyye Meydanı’nda darbecilerin emriyle şehid edilen İhvan-ı Müslimîn liderinin 17 yaşındaki masum kızı Esmâ’nın yüreğine saplanan kurşunun finansörü biz olmamalıyız!..

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 712
Bu Ay : 7417
Toplam : 7417

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom