Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

İHVAN KUŞAĞI

İHVAN KUŞAĞI

Biz seksen kuşağı, Hasan el-Benna, Seyyid Kutub, Abdulkadir Udeh, Zeynep Gazali okuyarak ilk tartışmalarımızı yaptık, düşünce dünyamızı şekillendirdik. Daha sonra telif eserler çoğalmaya başladı. Ancak düşüncenin tadını, okuduğumuz o ilk kitaplarda bulmuştuk. Giderek dünyada bir “Müslüman Kardeşler” gerçeğini öğrenmeye, tartışmaya başladık. İngilizler tarafından sokak ortasında vurulan, hastanede yerli işbirlikçilerin tedaviyi geciktirmesi ile kan kaybından şehid olan Hasan el-Benna’nın öğrencilerinin şu gün dünyada renk vermedikleri Müslüman çoğunluğun yaşadığı ülke yok gibi.

Bir ara “Seyyid Kutup “ okuyarak tekfir dili geliştirdik diyenlere rastlamıştım, özellikle 28 Şubat sonrası “uyku sersemi düşüncelerinin” başkalaştırdığı kimi insanlar, artık Seyyid Kutub okumayalım, bize vereceği bir şey kalmadı diyorlardı. Mısır’da şu anda yaşanan direniş, Benna’nın, Seyyid Kutub’un bize daha çok şey öğreteceğini anlatmaktadır. Meşru haklarını savunmak için meydanlara dolabilen milyonlar bir ruhun eseridir ve bu ruhta el-Bennayı, Seyyid Kutub’u ve diğer yoldaşlarını görüyoruz. Bize meşru olana nasıl sahip çıkılır onu öğretiyorlar. Ülkemize gelince “kaybedilen bir ruhtan” dem vuranlarımız var. Giderek dünyevileşen, giderek “iktidarda donan” ve üretkenliğini yitiren bir nesilden yakınanlarımız var.

Bir ara ülkemizde yargılananlara,  mahkemelerde Seyyid Kutup el el-Benna soruluyordu. Onların renk verdiği samimi kitleler birilerini tedirgin ediyordu. Biz bunları yaşarken,  İhvan kuşağı Arap diktatörleri tarafından hiç sevilmedi. Mısır’ı petrodolarlarla besleyen Arap diktatörleri ve ABD-İngiliz aklı, bu kuşağın başarılı olmaması yani ülke yönetimlerinde “etkin güç” haline gelmemesi için her yolu denediler. Mısır’da 25 Ocak hareketi başladığında binlerce İhvan üyesi cezaevlerindeydi. Diktatörler, bir yandan hükmettikleri ülke insanlarını insanlık dışı karelerde yaşamaya itiyor, bir yandan İhvan gelmesin diye uğraşıyorlardı. Bu diktatörlerin bir başka özelliği de birer Arap ırkçısı olmalarıydı. İhvan “küresel kardeşlik” peşindeydi, onlar kendi ülkelerini özel mülkleri gibi yönetmek istiyor, dünyaya kardeşliğin yön vermesini engellemeye çalışıyorlardı. Kendi ırkçılıkları içinde donan kafaların İhvanı istemeleri elbette mümkün değildi.

Bugün Mısır’da yaşananları anlamak için, kendi ülkelerini, ırkçı ve İngiliz-ABD uşaklığıyla yöneten diktatörlerin kafa yapısını anlamak lazım. Bu adamlara göre milyonlarca İhvan Kuşağı, birkaç adet diktatörün ağırlığında bile değildir ve İhvan çizdiği küresel kardeşlik resmiyle, ülkeyi belirsizliğe sürüklemektedir. Hadi bir adım daha atalım, İhvan, Arap olsun olmasın, bütün dünyadaki kardeşleriyle yeni bir yol haritası peşindedir ve engellenmelidir. Irkçı ve ABD-İngiliz sevici diktatörler için, İhvan Kuşağı gelmesinde kim gelirse gelsin… İhvan Kuşağı gibi, küresel kardeşlik ilkesini yaşamak isteyen hiçbir lideri sevmez bu diktatörler. Hele birde Arap değilseler özel mim koyarlar. Mesela başarılı ve sevilen bir Tayyib Erdoğan onlar için ürkütücüdür. Sınırların engelleyemediği kardeşlik hesapları onlar için ürkütücüdür.

Gözlerimizi açtığımız ve yaşayarak, okuyarak, seyrederek tecrübeler edindiğimiz şu dünya serüveninde, en tehlikeli elin, kardeşin kardeşe oynadığı oyun olduğunu gördük. Biz İhvan Kuşağı okumalarında buna “imtihan” kelimesiyle başlık atanlardanız. İmtihan başlığı ile içeriğinin nasıl birbirine tezat oluşturabildiğini görenlerdeniz. Kardeş olmayı kelimelerde saklı tutan ve gerçek hayatı kardeşine zehir eden hasta kafalara şahitlik edenlerdeniz. İhvan kuşağı kurulduğu 1928 yılından beri ihanetler yaşıyor. Tertemiz aklın ve anlayışın yönetimlere renk vermesini engelleyenlerin kim olduğunu müşahede etmiş bir kuşak. Yapısında özgürlük kimliğini taşıyan, sömürge zihniyetlerine karşı duran, hilafetin ilga edildiği günden beri buna itiraz eden İhvan kuşağının imtihanı elbette bitmeyecek. Zira imtihansız bir dünya tahayyül bile edilemez. Bir Müslümanın, işim ve görevim bitti diyeceği bir an olamaz.

İhvan Mısır’da uğradığı son ihanet üzerine, “madem olmuyor, bırakayım kim ne yapıyorsa yapsın, kurtuluş ve özgürlük, Müslümanların küresel kardeşliği yaşaması için uğraşmak bana mı kalmış” diyecek bir hareket değildir. Bugün İhvana ihanet edenlerden hiçbiri, bu kuşağın yaşadığı tecrübeyi yaşamış değil ve ulaştığı olgunluğa ulaşmış değildir. Bu nedenle İhvanın direnişi, dünyaya kapatılmak istenen özgürlük ve kardeşlik pencerelerini yeniden açacak ve dünya özgürlüğün bedelini bir kez daha müşahede edecektir. O pencerelerin açılması için İhvan hiç acele etmedi, şiddete başvurmadı, hep öldürüldü, işkence çekti ama sabretti. Şimdi de “meydan sabrını” öğretiyor.Şüphesiz Allah mücadelede sabredenlerle beraberdir. Ve meydanlar nice oyunları yeniden bozacaktır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 758
Bu Ay : 3899
Toplam : 3899

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom