Sefer Benli

Sefer Benli

sefer-benli

SAYIN BAŞBAKAN YALNIZLAŞTIRILIYOR MU?

SAYIN BAŞBAKAN YALNIZLAŞTIRILIYOR MU?        

 

         Çok normal süreçlerden geçiyoruz.

         Gezi olayları…  Barış süreci…

         Sanıldığı gibi karışık bir durum söz konusu değil.

         Bu ülkede olan biten her şeye yönelik lehte ve aleyhte yorumlar yapılıyor. Kimine katılırız veya katılmayız. Neticede; bölgesinde ve dünyada özgürleşme yönünde devinimler sahibi bir Türkiye var. Bu olan bitenler de birbirleriyle ilintili. Başım büyük denilirse, baş ağrımasından dert yanmak boşa düşer. Burada; gündemdeki hadiselerin ne kadarı ülke içiyle alakalı, ne kadarı dış dünya ile alakalı tartışmasına girmenin de kanaatimce bir değeri yok… Peki, bu süreçte    daha önemli olan nedir? Sayın Başbakan’ın yalnızlaştırılma sürecine dâhil edilmek istenmesi! Belirtileri var mı? Var!

         Bu belirtileri bir süredir izliyorum.

         Halk ile kalıcı bağlar kurulup, kalıcı değişim ve dönüşümler gündeme gelince varlığını hissettiren belirtiler…

         Bir süreç…

         Rahmetli Menderes’in, Turgut Özal’ın yalnızlaştırılma süreçlerine benzerlik arz eden bir süreçler zincirine tanıklık ediyoruz.

         Şimdi biraz açalım…

         Her üç lider Türkiye’de aslında liberal damarı hem geliştirdiler hem de halk inisiyatifinin gücünü daha çok katarak bu damarı geliştirmek istediler. Partileri “Lider Partisi”di. Sayıca az ama  yetenekli yakın çalışma arkadaşları olsa da,  geriye kalan vekilleri, yani halk temsilcilerini, maalesef,   halkta karşılıkları olmayan, halkın dilini bilmeyen, halk ile iktidar arasında köprü olma yeteneğine sahip olmayan kimselerden seçtiler. Bu durum, en çok Sayın Erdoğan’ın zamanında oldu. Halk lidere gözünü dikti ve geriye kalan dolgu malzemelerini de lider hatırına kaale aldı. Ne var ki adı geçen dolgu malzemeleri her üç liderin sonunu hazırlayanlar oldular. Nasıl mı? Zaten zayıf halkalardan ibaret olan bu sözde temsilciler en kritik zamanlarda şakşakçılığa soyundular. Başbakanların etrafını saran birinci halka oldular ve başbakanlar ne yaparsa yapsın alkışladılar. Buların sayıları o kadar o denli gereksiz ve çok idi ki gerçek faydalılar gölgede kaldılar… Denilebilir ki başbakanların etrafında şakşakçı ve yalaka güruhuna da ihtiyaç var , neden zararlı olsunlar ki? Toplumun özüyle alaka noktasında sorun yaşan bu kimselerin çoğunlukla cahil oldukları, tüm sermayeleri ve yetenekleri “birilerinin adamı olmak” tan ibaret bu kimselerin Menderes ve  Özal’ın içe kapanmalarında ve derin yalnızlıklara gömülmelerinde payları ne ise    aynı tehlike ne yazık ki  Erdoğan’ı da beklemektedir. Sayın Başbakandan ötürü “Yedirtmeyiz!” sloganları atılırken sayın Başbakanın etrafında Melih Gökçekvari kimler  yoktu ki? Sicili hakkında türlü şaibeler bulunan bu tür insanlar nasıl oldu da dumanlı havada beliriverdiler? Makamlarının geleceğini garantiye almış olmanın hazzını yaşadılar!  Ayaklarına gelen bir fırsatı basıl da değerlendirdiler?

         Konuya devam edelim…

         Menderes ve Özal;  toplumla, sivil toplumun bileşenleriyle   sağlıklı diyaloglar kurduklarında arkalarını dönecekleri bir kitleden bahsedebiliyorlardı. Erdoğan için de bu geçerlidir. Ne zaman ki her şeyi tek başlarına belirledikleri o görkemli dönemlerinde halktan kopuk ve halkta karşılıkları olmayan insanları seçip yanlarına almaya başladılar, halkta da derinden derine nefret duyguları gelişmeye  başladı. Bilinçaltındaki  bu nefret hissi provokatörlerce  başbakanlara yöneltildi. İşte burada yıkıcı diğer provokasyonlar devreye girdi. Kimi odaklar( ki temelde aynı odaklardır)  Menderes’i, Özal’ı ve Erdoğan’ı  hedefe aldığında,  tepkilerin üzerinde odaklandığı liderlerin yükünü taşıyacak, yükü bölüşüp olumsuz havayı dağıtacak birikim ve şahsiyet olarak kaliteli kimseler kalmayınca söylem, kitlelerin bağırtısına  yenik düştü: YEDİRTMEYİZ!

         Gerçekleşen mitingler her ne kadar coşkulu geçse de “YEDİRTMEYİZ!” çığlıklarından öteye geçemedi. Unutmayalım ki adı üzerinde, çığlık! İçinde ihtimal, korku, kimsesizlik, yalnızlık bulunduran bir çığlık.

         Başka?

         Sayın Erdoğan doğal olarak on yıldan fazladır kendi karizmasıyla işi ötürdüğünü ima etti. Ama bugün durum farklı… Deha bile olsa neticede bir kişidir. Bir kişiye indirgenen, bir kişice tüm aşamaları yürütülen kriz dönemleri değil midir lideri yalnızlaştıran en önemli reel?

         Bu toplum;   kendilerini demokratik kanallarla ifade edemeyen muhalefet  söyleminin politik arka planlarla muhalif yıkıcılığa doğru devşirilmek istenen bir topluma dönüşmek istendiği için  daha uzun süre “bir kişinin” inisiyatifiyle çeki düzen verilecek bir toplum değildir. Yıkıcılığa gerekçe gösterilen bu tablo ve    görüntü acilen değişmelidir. Sayın Erdoğan dün, “ Ne de olsa halk bana teveccüh ediyor!” dediği için  kısmen dışladığı, kısmen  görmezden geldiği tüm   hayırlı toplum bileşenleriyle ilişkilerini yeniden gözden geçirmelidir kanaatindeyim.

         Çünkü Sayın Erdoğan yalnızlaştırılma süreci yaşıyor.

         Şahsına getirilen eleştiriler, tarzı üzerinden kopartılan fırtınalar,   bir takım şartlar dayatma çalışmaları, acele olmaya zorlanmalar hiç de yabancısı olduğumuz taktikler değil… Menderes ve Özal’da denenen  ve bazısı  sonuç veren taktiklerdir. Eğer sayın Başbakan eski başbakanlardan rahmetli Erbakan’ın dediği gibi “ Bunlar fasa fiso şeylerdir!” derse,   her dört  isim üzerine  yazılan geniş kapsamlı  tez çalışmalarını daha dikkatli okumak lazım.

         Buradan, halka elbette ki güvenilmelidir sonucu çıkar.  Ama halkın temsilciler üzerinden gelişim gösterdiğini, sivil toplum bileşenleri ve gücü ile şekillenip kendi mecrasında emin bir şekilde aktığını da unutmamalıyız. Sayın Başbakan’ın doğrudan halka yönelik yüzü olmalıdır ama halkın tüm temsiliyle olabildiğince gönül ve fikir birliği de  olmalıdır.  Yoksa gün gelir halk yeni korkuların esiri olur da yeni güç dengelerine meyleder.

          Şurası kesindir ki; ülkemiz açısından, dünya dengeleri açısından yeni bir kavşaktayız. Batı Dünyası’nın rahmetli Menderes ve Özal’ın yalnızlaştırılmasında önemli bir rolünün de olduğunu biliyoruz. Bunda, İsrail ile ilişkilerin de payı belki olmuştur. Her ne olursa olsun bu halkı bir arada tutan kadim bağlar güçlü olursa ve gittikçe güçlendirilirse zayıf halkaların bir değer ifade etmediğini görebileceğiz vesselam! 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom