Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

TAKSİMDE ERGENEKON PROVASI

TAKSİM OLAYLARI YA DA BİR ERGENEKON PROVASI

İstanbul Taksim Meydanı’ndaki Gezi Parkı’nın bulunduğu alana yapılması planlanan Topçu Kışlası için ağaçların kesileceği ve yerine AVM yapılacağını bahane ederek başlatılan protestolar, bir anda rayından çıkarak şiddet saçan bir eyleme dönüştü.

Önce masumane bir görünümle ortaya çıkan protesto eylemleri, daha sonra ellerinde balyozlarla kamu araçlarını parçalayan, banka ATM’lerini tahrip ederek soyan, iş yeri ve dükkânları taşlayarak yağmalayan, güvenlik güçlerini ve masum insanları yaralayan bir şehir çete hareketine dönüştü.

Halkevleri, DHKP/C, TİKKO, MLKP, ESP, SDP, TKP vb. hepsi “Ergenekoncu” paydada birleşen sol örgütlerin devreye girmesiyle birlikte olaylar tamamen çığırından çıkarak, kelimenin tam anlamıyla bir şehir eşkıyalığına evrildi.

Söz konusu çetenin öncülük ettiği ve başta İstanbul olmak üzere 77 ilde düzenlenen 603 eylemde 280 dükkân ve işyeri, 207 özel araç, 103 polis aracı, 6 kamu binası, 11 AK Parti hizmet binası, bir konut ve bir polis merkezi zarar gördü. Maddi zarar daha şimdiden 70 milyon lirayı çoktan aşmış bulunuyor…

Şüphesiz eylemlerin Gezi Parkı protestosundan, yani sıradan bir ağaç kesme boykotundan Başbakan Erdoğan, AK Parti ve iktidar karşıtlığına, oradan da şiddet kusan bir sokak çetesi hareketine dönüşmesinde İP’li ve CHP’lilerin büyük katkısı oldu. Bu iki partinin, bilhassa CHP’nin her zaman olduğu gibi, bugün de bu tür mihraklarla ciddi bir dayanışma içerisinde olduğu biliniyor. CHP’nin halk nezdinde itibar kaybedip oy kaygısı içine her girdikçe, iktidara gelme ümidini bu tür kaotik ortamlara bağladığı açıkça görülüyor. Nitekim Eskişehir’de Taksim olaylarına destek vermek amacıyla yapılan eylemde CHP Eskişehir İl Genel Meclisi Üyesi Erdal Şanlı “Tayyip mezara, halk iktidara” yazılı bir pankart taşıyordu.

Gezi Parkı’na yönelik protesto gösterilerinde BDP’li Sırrı Süreyya Önder’in iş makinelerinin üzerine çıkması eylemleri bir anda büyüttü. Kürt sorununa yönelik başlatılan Barış Süreci’nde aktif rol alan ve bu sürecin dumura uğramaması konusunda en çok dikkatli davranması beklenen Önder’in, üstelik barış sürecinin sabote edilmesine yönelik her tür oyunun tezgahlandığı bir dönemde “solcu yer altı örgütleri”nin emellerine hizmet etmesi, onların söylemlerini dillendirmesi, onların sözcülüğünü yapması ve onların maşası haline gelmesi doğrusu şaşılacak bir şey!.. Önder’in, Gezi Parkı’ndan sökülen (kesilen değil) birkaç ağacın hesabını, milyonlarca ağaç dikmiş; Türkiye’nin demokratikleşmesi yolunda binlerce adım atmış ve en nihayet Kürt Sorunu ile ilgili Barış Süreci’ni başlatmış bir iktidardan sormak gibi abes bir eyleme kalkışması kuşkusuz aklı selimle izah edilebilecek bir şey değil…

Eylemlerde ortaya atılan kasıtlı yalan-yanlış haberler, 27 Mayıs 1960 darbesi öncesi olayları hatırlattı. Bilindiği üzere dönemin Başbakanı merhum Adnan Menderes, Fatin Rüştü Zorlu ve Hasan Poaltkan’ın asılmasıyla sonuçlanan darbe öncesi İstanbul’da öğrencilerin kıyma makinelerinde doğrandığı ve daha sonra asfalta döküldüğü iddia edilmiş, fakat sonraları bu tür iddiaların külliyen yalan olduğu ortaya çıkmıştı. Benzer bir oyunun son Taksim eylemlerinde de kurgulanması mânidardı. Nitekim facebook ve twitter üzerinden atılan mesajlarla bu türden birçok yalan-yanlış iddiaya yer verildi.

Olayın tahrikçileri Gezi Parkı vesilesiyle Alevi vatandaşları galeyana getirmek için her tür yolu denedi. Söz gelimi Ankara ve İstanbul’da araçlarıyla Alevilerin çoğunlukta bulunduğu bölgelere yönelen İP’li ve CHP’liler, bilhassa Alevi vatandaşları meydanlara çıkarmak, Sünnilerle çatıştırmak için büyük bir uğraş verdi. Ankara’da Tuzluçayır ve Dikmen gibi Alevi vatandaşların yoğun olarak ikamet ettiği semtlerde tahrik mesajları eşliğinde yürüyüşler yapılması dikkat çekti. Kışkırtıcılar tarafından harcanan bu yoğun çabaların tek hedefi vardı: Alevi-Sünni vatandaşları birbirleriyle çatıştırarak ölümcül olayların yaşanmasına sebebiyet vermek…

Sokaklarda terör havası estiren bu kötülüğe kilitlenmiş mihraklar, 2007 yılında ülke genelinde yapılıp yaygınlaştırılmaya çalışılan Cumhuriyet mitinglerinin benzerini sahneye koymayı da denediler. Örneğin Oda TV, tıpkı Cumhuriyet mitinglerinde “Ordu Göreve” pankartı asanlar gibi, orduyu tekrar göreve çağırdı. Daha önce Ergenekon üyeliğinden tutuklanan ve cezaevinden birkaç ay önce tahliye edilen sitenin sahibi Soner Yalçın ve bazı yazarlar, günlerdir sürdürdükleri halkı kışkırtma görevini bir sonraki aşamaya taşıdı. Facebook sayfasından “Ayağa kalk, Ordu Taksim’e destek için toplanıyor” şeklinde çağrı yaptı. (Her ne kadar darbe çağrısı yapma suçlamasından kurtulmak için çağrıda “Ordu” kelimesi şehir olarak da anlaşabilecek şekilde ayarlandıysa da, Oda TV’nin gerçek niyetini anlayanlar, bu şark kurnazlığını yutmadı.)

İktidarda oldukları dönemlerde camileri ahır yapanlar, bu kez Gezi Parkı’ndaki ağaçları bahane ederek ayakkabılarıyla bir camiye girip içeride bira içtiler. Bu ajan-provokatörler, MHP ve BDP’yi de olayların içine çekmeyi denedilerse de bu konuda pek başarılı oldukları söylenemez. Olayların arka planındaki gerçeği fark etmekte gecikmeyen bu iki parti yetkilileri, kendilerini bu bozgunculardan çabucak ayrıştırmayı başardı.

Bazı kasıtlı köşe yazarları, her zaman yaptıkları gibi, bu olayı da manipüle ederek, Taksim olaylarını tamamen heterojen bir kitlenin ağaç kesme ve yerine AVM yapılmasını protesto etme eylemi, bu bağlamda hak arama ve bazı yanlış icraatlarından ötürü iktidardan hesap sorma girişimi, yani tamamen sivil bir direniş olarak göstermeye çalışsalar da, gerçekte bu hâdise, ön planda İP’li ve CHP’lilerin, arka planda ise yasadışı aşırı sol yer altı örgütlerin öncülüğünde başlatılan bir Ergenekon provasıdır. Bu durum, eylemcilerin herhangi somut bir taleplerinin olmamasından; yalnızca isyana, tahribe, yağmaya, soyguna, yıkıp yakmaya şartlanmış, sırf kötülüğe teşne olmalarından kolayca anlaşılmaktadır.

Biz bu tür manipülasyonları artık kanıksamış bulunuyoruz. Çünkü biz bu filmi daha önce defalarca izledik: Türkiye ne zaman yükselişe geçse, bu tür odaklar hemen harekete geçiyor. Başta ABD ve Avrupa olmak üzere bütün dünyada kriz iyiden iyiye kendini hissettirirken, kredi derecelendirme kuruluşlarının birbiri ardınca Türkiye’nin notunu artırması, Türkiye’nin yatırım yapılabilir seviyede gösterilmesi ve istikrarlı kalkınması ile bölgesinde örnek bir liman haline gelmesi bu şer odaklarını oldukça rahatsız etmişe benziyor…

Gelinen aşamada başta sayın Başbakan olmak üzere hükümet yetkililerine daha önce bu köşeden yaptığım bir uyarıyı yinelemek istiyorum: Hükümet olarak Sarıkız, Ayışığı, Yakamoz, Eldiven, Ergenekon… vb. darbe planlarına adı karışan darbecilerin asker kanadının adâlet önüne çıkarılmalarını sağladınız. Bu hususta attığınız adımlar takdire şayandır. Cesaterle bu tür olayların üstüne gittiğiniz için millet olarak sizlere müteşekkiriz. Ancak söz konusu darbecilerin, özellikle sivil bürokrasideki iş birlikçileri, iş dünyasındaki ortakları, medyadaki yandaşları ve akademisyen partnerleri hala dışarıda ve haklarında neredeyse tek bir işlem bile başlatılmış değil. Meselâ, Ergenekon’un 1 numarası olduğu iddia edilen şahıs hala dışarıda ve hakkında hukuki her hangi bir işlem yapılabilmiş değil. Ülkenin tek sahibi mantığıyla yetişen, darbe ruhuyla beslenen, kendilerini efendi, bütün tebaayı ise kendilerine hizmet etmeleri gereken köleler, göbeğini kaşıyanlar, bidon kafalılar… olarak gören Ergenekonu’un bu sivil uzantıları tek tek bulunup adâlet önüne çıkarılmadıkça, bu ülkede Taksim benzeri provokasyonların olması her zaman ihtimal dahilindedir.

Ergenekon’a destek veren bütün sivil güçlerin bilhassa Ak Parti hükümetine karşı diş bileyip kinlerini biriktirdikleri, uygun bir fırsat kolladıkları ve konjonktür değiştiğinde de tekrar harekete geçebilecekleri hiçbir zaman akıldan çıkarılmamalıdır. Son Taksim olayları, söz konusu şer odağının kötülük saçmak için sürekli tetikte beklediğini bir kez daha kanıtladı.

Sözün özü, yaşananların Taksim’deki Gezi Parkı ve ağaç sökümü ile doğrudan hiçbir ilgisi yok… Olay, basit bir protestonun çok çok ötesinde… Bu ülkede yüzde 60’ın üzerinde oy alan Adnan Menderes’i asanlar, Turgut Özal’ı zehirleyenler, cami bombalayıp kendi uçağımızı düşürmeyi planlayanlar… En nihayet Reyhanlı’da 52 vatandaşımızın ölümüne sebep olanlar… kısacası Türkiye Cumhuriyeti’nin en karanlık sayfalarına imza atanlar kimlerse, Taksim’de ve yurdun farklı bölgelerinde terör eylemlerine öncülük edenlerin de onlar olduğunda şüphe yok…

Bu duruşla, bu hareket tarzıyla, demokratik yolla, millî irâdeyle, seçimle, sandıkla… sittin sene iktidara gelemeyeceklerini, dolaysıyla milletin kanını kılcal damarlarına varıncaya kadar tıpkı sülük gibi emmekte başarılı olamayacaklarını, rant devşiremeyeceklerini, banka hortumlayamayacaklarını… anlayanlar, ümitlerini bu tür terör eylemlerine, kaosa, kargaşaya, darbelere bağlamış durumda…

Velhâsıl, İstiklal Mahkemeleri’nde darağacı kurmak için binlerce ağacı kesip üzerinde on binlerce âlimi sallandıranlar bugün karşımıza “ağaç sever” kılığında çıkmış bulunuyor. Gerçekte Taksim Gezi Parkı olayları, sandıkta AK Parti’yi mağlup edemeyenlerin bir çılgınlığı, bir provokasyonu, yani bir “Ergenekon Provası”dır…

mehmetkubat@gmail.com

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 274
Bu Ay : 15704
Toplam : 24962

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom