Ğıffari Türkmen

Ğıffari Türkmen

giffari-turkmen

PKK Sorunu- Kürt Meselesi

PKK Sorunu- Kürt Meselesi

Barış görüşmelerinin yapıldığı sorun, otuz yıllık PKK sorunudur. Taraflar ise devlet ile PKK’dır. Yoksa Kürt halkı ile Türk halkının barışı değildir. Allah’a şükür Kürt halkı ile Türk hakkı savaşmadılar ki barışsınlar. Her ne kadar bazen olayın bu boyuta gelmesini isteyen şer merkezleri olduysa da iki halkın da feraseti buna hiç fırsat vermedi.  Bundan sonra iki halk da birbirini daha iyi dinler, daha iyi anlamaya çalışırsa bu süreç güzel sonuçlar getirir. İnşallah süreç kesintiye uğramaz ve en azından silahlar susar artık. Bu sorundan rant devşirmeyenler artık sorunun çözülmesi gerektiği yönünde belli bir mesafe kat etmiş durumdadır. Her iki taraf da silah ile bu işin kendisi için daha iyi bir noktaya gelmeyeceğini anlamış durumda. Öldürülen askerin de PKK’lının da ana yüreğine sahip bir anasının olduğu anlaşılıyor. Ana yüreği için “acaba oğlum askere gider de vurulur mu” kaygısı ile, “acaba oğlum dağa çıkar da vurulur mu” kaygısının aynı olduğu anlaşılıyor artık. Başbakan bunun için hiçbir ayırım yapmadan kadınlara “siz bir işe ‘dur’ derseniz evelallah o iş durur.” diyor. Ana yüreğini biliyor.

PKK’ya,  ‘evden kaçmış ve daha sonra pişman olmuş eve dönmek isteyen evin yaramaz çocuğu’ gözü ile bakılmamalıdır. PKK ne yaptığını biliyor ve yaptığına pişman değildir. Tam aksine mücadelesinin doğru olduğuna inanıyor ve mücadelesine devam ediyor. Bunun için müzakerelerin sonuncunun tamamen devlet tarafının şimdi söyledikleri şekliyle neticelenmesini beklememek lazım. Gelip özür dileyen bir PKK yoktur. Müzakere detaylarının sızdırılmasına biraz da bu yöndeki yüksek beklentileri frenleme gözü ile de bakılmalıdır.

Kürt meselesinin bir sonucu olan PKK sorununda inşallah böylece şiddet biter. Fakat kürt sorunu nasıl çözülür? Bunu için nasıl bir strateji takip edilebilir? Kürt sorunun çözümünde sadece PKK-BDP çizgisi dikkate alınmaya devam mı edilecek? Sosyolojik olarak oluşmuş olan yanlışlar, boşluklar, ihmaller nasıl halledilecek?

Gerçekten bu memlekette Kürt kimliği de Türk kimliği kadar özgür olacak mı? Kamu kuruluşları Türk kimliğine ve kültürüne yaptığı hizmeti, masrafı, oluşturduğu olanakları,  gösterdiği saygıyı Kürt kimliğine ve kültürüne de gösterecek mi? Bu gerçekten büyük bir olay olur. O zaman binlerce Kürt ihtiyarı ömrünün son dönemlerinde sevinç gözyaşı döker, vesile olanlara içten dua eder. Kardeşlik bunu gerektirir. Fakat süregelen kültür böyle bir zihniyetin yetişmesine müsaade etmedi ki. ‘Kürt- Türk kardeştir.’ deniyor,  ardından ‘Kürt kökenli vatandaşlarımız’ deniyor. Yani aslı Kürt ama artık o dönüşümünü sağlamıştır, bir Türk’tür veya Türk gibidir. Halen Kürtler’in alnında “Ne mutlu Türküm diyene” yazıyor. Halen bütün çocuklara okulda her sabah Türk olduklarına dair yemin ettiriliyor. “Ana dilde eğitim olur mu?” tartışması yapılıyor. Ama İngiliz dilinde, Fransız dilinde, Alman dilinde eğitim yapılıyor. Bu milliyetçilik gözlüğü atılmıyor, sadece camın tonu biraz açılıyor.

Kürt sorunu çözülmeden sadece silahların susmasını sağlamak bu problemi bitirmeyecektir. Bu memlekette herkes kendi dini ile, ismi ile, dili ile, kültürü ile, tarihi ile varolup birlikte yaşadığı zaman bu sorun çözüme kavuşacaktır.

Birinin kültürüne yan bakılmayacaktır. Kimse kendi kültürünü yaşamakta bir kaygı duymayacaktır. Kürtlerin kendi dilinin hayat bulmasına değer verilecektir. Bu gün Türkçe’nin hayat bulması, ilerlemesi için devlet nasıl emek verip masraf yapıyorsa bunu Kürtçe için de yapmalıdır. Türkçenin gelişmesine katkısı olanlar nasıl ödüllendiriliyorsa bu Kürtçe için de yapılmalıdır. Bu bir anlayış meselesidir. Yani “ben ne kadar değerli isem kardeşim de o kadar değerli olsun” bilincine varmaktır. Kardeşini kendine tercih etmeye doğru yol almaktır. Bu konuda gelinen nokta ise maalesef şudur: Bu güne kadar yasak olan Kürtçe’nin henüz öğrenilmesi serbest bırakıldı, kurslar- dersler açıldı ve hemen hüküm verildi; kimse öğrenmeye gitmiyor ki. Geçmişte büyük bir suç olarak ceza görmüş, ayıplanmış, kınanmış bir olayı sadece serbest bırakmakla insanların ona hemen akın etmesini mi bekliyorsunuz? Asıl problem insanların anadillerinden bu kadar uzaklaşmalarını, bu kadar asimile olmalarını sağlamak değil midir? Kürtçe’ye değer verilerek, cazipleştirilerek, ödüllendirilerek bunun telafisi yapılabilir. Kürtçe neden eğitim dili olmasın? Bu insanlar kendi dilinden eğitim görmeye layık değil midir?

İslam toplumunun eğitim sistemi olan medreseler Kürt toplumunda yaygındı. Halen yetersiz de olsa devam etmektedir. Bu gün birçok saygın âlimimiz o medreselerden yetişmiştir. Medreselerde başlangıç düzeyinde ders kitapları dâhil, eğitim dili Kürtçe idi. İleri düzey için ise yazı dili Arapça öğretim dili ise Kürtçe idi. Medrese geleneğinin daha modern bir şekilde revize edilerek ihyası bize farklı kazanımlar sağlayabilir. Laik eğitim kurumlarında ahlak düzeyi bizim için hiç iyi bir durumda değildir. Medreseler ihya edilirse güzel bir ahlaki düzey yakalanabilir. Daha önemlisi açılım ile önü biraz daha açılan Kürt gençleri İslam kültüründen uzak sosyalist PKK- BDP çizgisine terk edilmemiş olur.

Kürtler sadece resmi Türk tarihini mi öğrenecekler? Kendi tarihleri yok mu? Atalarının yapıp ettikleri bir şeyler yok mudur? Tarihte; medeniyetleri, sosyal hayatları, savaşları- barışları, ilmi faaliyetleri, hikâyeleri, ekonomik- siyasi geçmişleri, insanlığa hizmet etmiş şahsiyetleri, İslam ümmeti içindeki konumları nedir? İnkâr döneminde bunlar yasaktı fakat yasaklamakla bunlar yok olmuş olmuyor. İnsanları kendi geçmişinden koparmak, kökünden ayrılmış kuru bir kengere benzer. Hangi rüzgârın nereye savuracağını hiç bilemezsiniz. Bir toplum için geçmişinden esinlenmeyen bir gelecek tasavvur etmek, herhangi bir ekonomik gücü olmayan bir işçiyi kapitalizme iman etmiş bir kapitalist patrona teslim etmeye benzer. Kürt çocuklarının da ilk eğitimlerini kendi tarihleri ile buluşturarak almaları onlara bir özgüven kazandırmaz mı? Neden onlar bu haktan mahrum bırakılsınlar? Devlet bu uğurda Türkler için nasıl masraf yapıyorsa, emek harcıyorsa kardeş Kürtler için de bunu yapması gerekmez mi?

Bunlar için bir kere Türk kültürünü tek kültür veya egemen kültür olarak gören kafayı bir kenara bırakmak gerekir. Bu konuları Kürt gençleri neden sadece sosyalistlerin ağzından onların ideolojilerinin dili ile öğrensinler?

Diğer bir boyutu bunları asla bir ırkın diğer bir ırka olan üstünlükleri veya aşağılıkları olarak ele almamak gerekir. Etnik milliyetçilik etkisinden kurtulursak, bunlar Müslüman bir toplum için hem birer zenginlik, hem de ayrıştırıcı değil bütünleştirici olur.

Telaffuzu ile veya anlamı ile bir etnisiteye dayanan, bir etnisiteyi öne çıkaran bir üst kimlik tanımlaması uygun bir tanımlama değildir. Herkim olursa olsun Allah (c.c.) kendisini hangi kavimden yaratmışsa yaratsın bundan memnundur, bundan rahatsız değildir. Başka bir kavim ile kendisini tanımlamasına veya kimliğini tamamlamasına ihtiyacı yoktur. Allah’ın (c.c.) yaratmasından herkes memnundur. Üst kimlik sadece “İslam medeniyeti kimliği” olabilir. Bir toplumun kendisinin değil başka bir toplumun kimliğini üst kimlik olarak görmesi bir aşağılık kompleksi oluşturur. Ardından geçimsizlikler, itirazlar ve şahit olduğumuz kavga süreçleri gelir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 668
Bu Ay : 17575
Toplam : 26833

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom