Prof. Dr.  Mehmet Kubat

Prof. Dr. Mehmet Kubat

mehmetkubat@gmail.com

AK PARTİ VE YENİ OYUN DÜZENİ

AK PARTİ VE YENİ OYUN DÜZENİ

Ak Parti hükümeti, iktidara geldiği 2002 yılından beri, ekonomik açıdan tartışılmaz başarılara imza attı. Söz gelimi 2011 yılında Türkiye, rekor kıran bir büyüme oranıyla, OECD ve AB ülkeleri arasında en hızlı büyüyen ülkeler sıralamasında birinci oldu. Dünyada ise Çin’den sonra en hızlı büyüyen ikinci ülke oldu.

Bu hükümet iktidara geldiğinde Türkiye’nin IMF’ye olan borcu 23,5 milyar dolarken şimdi 1,5 milyar dolara düşmüş durumda. Hükümetin isterse bu borcu hemen kapatabilme gücünün olduğunu bilmeyenimiz yoktur. Bu yılın Nisan ayında bu borç tamamen bitirilmiş olacak. Dahası, 2002 öncesi 1 milyar dolar borç almak için IMF kapısında bekleyen Türkiye, öylesine güçlü bir ekonomik yapıya sahip oldu ki, IMF kasasına 5 milyar dolar borç verecek konuma geldi.

10 yıl öncesi ile karşılaştırıldığında kişi başına düşen milli gelirimiz 3.5 misli arttı. 2002’de 3 bin 492 dolar olan kişi başına düşen milli gelir, 2011 yılında rekor bir artışla 10 bin 444 dolar oldu.

Ak Parti hükümeti, görevi devraldığı 2002 yılından beri, siyasî açıdan da içte ve dışta devrim niteliğinde birçok başarıya imza attı. Söz gelimi dış politika temsilindeki rakamlara baktığınızda, daha önce toplam dış temsilciliğimiz 160 civarındayken, şimdi 221’e ulaşmış durumda. Türkiye şu an dünyanın en çok dış temsilciliğe sahip olan ilk 10 ülkesi içinde. İktidarın bu yıl ve gelecek yıl açmayı planladığı elçilik sayısı 235’i bulduğunda Türkiye dünyada en fazla dış temsilciliğe sahip ilk 5 ülke arasına girecek.

Hükümet, Yeni Türkiye’nin dış politika teorisini yazmakla kalmayıp aynı zamanda pratiğine de yön veren Dışişleri Bakanı Prof. Dr. Ahmet Davutoğlu önderliğinde yürüttüğü siyasetle, bir yandan halkı Müslüman olan ülkelerin olağanüstü derecede teveccühünü kazanırken, öbür yandan Balkanlardan Afrika’ya kadar uzanan geniş bir coğrafyada ülkelerin Türkiye’ye bakışlarını temelden değiştirdi. Hükümetin yürüttüğü akılcı siyaset, Osmanlı’dan tevarüs ettiği dinamiklerle, Türkiye’nin nasıl bir potansiyele sahip olduğunu gösterdiği gibi, akılcı politikalar sayesinde nelere kadir olduğunu da ortaya çıkardı.

Bu süreçte Türkiye’nin içte İmralı üzerinden Kürt vatandaşlarıyla başlattığı halkların eşitliği temeline dayalı olumlu ilişkiler; dışta ise İsrail ve Filistin örneğinde olduğu gibi, zâlimlerin karşısında duran, mazlumların yanında yer alan tavrıyla, başta Ortadoğu ve Balkan ülkeleri olmak üzere, bütün dünya halklarıyla kardeşlik temeline dayalı kurduğu pozitif münasebetler, bütün batılı ülkeleri ciddi şekilde rahatsız etti.

Bilindiği gibi Almanya-Fransa bloku, Türkiye’nin AB entegrasyonunu bozan iki ülke konumunda. Almanya ve Fransa, bilhassa Ak Parti’nin yönetimi devralmasından sonra Türkiye’nin AB üyesi olması yolunda sürekli çelme taktı, takoz koydu. Kısacası Ak Parti’nin iktidarıyla beraber bu iki ülkeyle Türkiye’nin yıldızı bir türlü barışmadı.

27 AB ülkesinin patronu konumundaki Almanya, deyim yerindeyse arka bahçesi olarak gördüğü Balkanlar ve iliklerine kadar sömürdüğü Ortadoğu ülkeleri üzerindeki etkinliğinden dolayı, Türkiye’ye ciddi bir cephe almış durumda. Nitekim Almanya’da Türkiye’yi mezhebî açıdan bölmek isteyen bir mekanizmanın varlığı biliniyor ve bu odak Türkiye aleyhinde ciddi faaliyetlerde bulunuyor. Meselâ bu ülkede İslâmiyet ayrı bir din olarak kabul edilmezken, söz konusu odağın çabaları sonucu, Almanya’da Alevîlik bir din olarak kabul edilmiş durumda. Yine Millî Görüş Teşkilatı Almanya açısından ciddi bir tehlike olarak algılanırken, bu ülkede PKK ve DHKPC gibi örgütler demokrasi, insan hakları veya halkların kendilerini ifade etmesi adına korunup kollanıyor.

Paris’te, Kürdistan Enformasyon Bürosu’nda öldürülen Sakine Cansız, Fidan Doğan ve Leyla Söylemez adlı kırmızı bültenle aranan üç PKK’lı kadın Almanya’da yaşıyor, yani Alman yetkililer tarafından korunup kollanıyordu. Bilindiği gibi Fransa Cumhurbaşkanı François Hollande, hiçbir sakınca duymadan, gayet rahat ve son derece pişkin bir tavırla “öldürülen kadınlardan birini tanıyorum, düzenli olarak bizimle görüşmeye gelirdi” ifadesini kullanmıştı.

Bir AB ülkesi olan ve demokrasinin beşiği sayılan, Türkiye’nin komşusu Yunanistan’da DHKPC’nin eğitim kamplarının varlığı inkâr edilmiyor. Nitekim ABD Büyükelçiliği’ne canlı bomba saldırısı gerçekleştiren Ecevit ŞANLI adlı şahsın Yunanistan’da eğitim gördüğü ve bu ülke üzerinden Türkiye’ye giriş yaptığı tespit edilmiş durumda.

Yine bir diğer AB ülkesi Güney Kıbrıs’ın PKK’nın lojistik destek üssü konumunda olduğu ve bu ülkede de DHKPC’nin eğitim kamplarının varlığı alenen bilinmektedir.

Öteden beri bir imparatorluk özlemi içerisinde olduğu bilinen ve son zamanlarda bu amacını ete-kemiğe büründürme noktasında bir hayli çaba sarf eden Almanya ve onunla ciddi bir entegrasyona giren Fransa başta olmak üzere, bütün batı dünyası, bilhassa içte Kürt sorununu çözdüğünde hiç kimsenin Türkiye’nin önünü kesemeyeceğini fark etmiş durumda. Bu amaçla Türkiye’nin önünü kesme adına bir kısmına işaret ettiğimiz faaliyetleriyle ellerinden geleni artlarına bırakmamaya karar vermiş bulunuyorlar.

Türkiye Habur’la başlayan, Oslo süreciyle ivme kazanan ve İmralı ile devam eden Kürt vatandaşlarıyla halkların eşitliği temeline dayalı olumlu ilişkiler kurunca, üç PKK’lı kadının öldürülmesi ve DHKPC örgütünün harekete geçirilmesiyle Batı’dan ses geldi.

Batı bu eylemleriyle aslında alttan alta şöyle bir mesaj vermek istedi Türkiye hükümet yetkililerine:

“Siz İmralı üzerinden Kürt halkı ile uzlaşma yapabilirsiniz, belki anlaşabilirsiniz de… Böylece PKK da gündeminizden düşebilir. Fakat bizim çıkarlarımıza dokunduğunuz müddetçe sizi asla rahat bırakmayız. Şayet çıkarlarımız aleyhine adım atmaya devam ederseniz, bu kez B planımızı devreye sokar, DHKPC gibi örgütleri harekete geçirir ve onları başınıza musallat ederiz! “Ortadoğu ve Balkanlar’da emperyalistlerin çoğunlukla masa başında cetvelle çizdikleri sınırları ortadan kaldıracağız yahut bariyerleri gevşeteceğiz” gibi amaçlar peşinde koşmayın. Ayağınızı denk alın! Başta Ortadoğu ve Balkanlar olmak üzere, dünyanın (tarafımızdan geri bırakılmış) bütün milletlerini iliklerine kadar sömürmeye devam edeceğiz! Bu duruma sakın ses çıkarmayın. Değilse, bütün planlarımızı devreye sokmaktan asla geri durmayız!...”

Batı tarafından tezgahlanan bu sinsî planın pekalâ farkında olan Başbakan Erdoğan, akılcı bir strateji ve biraz da meydan okuyan bir tavırla, Türkiye’nin Şangay Beşlisi’ne girebileceğini söyledi. Belki de Başbakan Erdoğan’ın bu açıklaması, doğrudan doğruya yaklaşan bir eksen kaymasını değil, daha ziyade AB devlet ve hükûmet liderlerinin Türkiye üzerine yürürlüğe koydukları söz konusu “Yeni Oyun Düzeni”ni bozmaya yönelik bir mesajdı.

“Onlar düzen kuruyorlarsa Allah da düzen kurar. Zira Allah, düzen kuranların en ustasıdır.” (Krş. Âl-i İmrân, 3/54; Enfâl, 8/30; Neml, 27/50; Târık, 86/15-16).

mehmetkubat@gmail.com 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 97
Bu Ay : 17758
Toplam : 27016

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom