Eğitimde Model Arayışları Çalıştayı

Malatya Bilgi Yolu Eğitim, Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BİLSAM) bünyesinde faaliyet gösteren Fırat Düşünce Platformu tarafından gerçekleştirilen çalıştay eğitimi tartıştı.

Eğitimde Model Arayışları Çalıştayı Malatya Eğitim

Malatya'da, "Eğitimde Model Arayışları" konulu çalıştay düzenlendi.

Bilgi Yolu Eğitim, Kültür ve Sosyal Araştırmalar Merkezi (BİLSAM) bünyesinde faaliyet gösteren Fırat Düşünce Platformu tarafından gerçekleştirilen çalıştaya; Vali Vasip Şahin, Malatya Belediye Başkanı Ahmet Çakır, AK Parti Malatya milletvekilleri Öznur Çalık ve Mustafa Şahin, BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim Gezer, akademisyenler, belediye başkanları, kamu kurum ve kuruluşlarının müdürleri, eğitimciler ve öğrenciler katıldı.

Çalıştay öncesi bir konuşma yapan Malatya Valisi Şahin, ülkede üzerine en çok kafa yorulan konulardan birinin eğitim olduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Eğitim en azından Malatya’da birinci önceliği olan bir konu. İnsanoğlu hep var olduğu müddetçe, beşikten mezara kadar öğrenmeyi, ilmi ve dolayısıyla eğitimi birinci sırada tutmak görevimizdir. Eğitim konusunda herkes bir şeyler üretmeye ve teklifler sunmaya çalışıyor. Ama sistematik bir şekilde bunların hayata geçirilmesi noktasında müthiş bir kafa karışıklığı var. İnşallah BİLSAM ve benzeri kuruluşlar akademik düzeyde çok daha uygulanabilir bir düzeyde ülkemize sunarlar ve bu kafa karışıklığı da biran önce çözülür."

Milletvekili Öznur Çalık ise, AK Parti iktidarı olarak bütçeden en büyük payı eğitime ayırdıklarının altını çizerek, eğitimin hem sorun hem de sorunun çözümü olduğunu dile getirdi. Eğitimde reformlar yaptıklarına değinen Çalık, şu ifadeleri kaydetti:

"10 yıldır iktidarız ve 10 yıllık süreçte bütçenin en büyük payını eğitime ayırdık. Yasamanın yapması görev, sorunun ve çözümün başı eğitimse, yapılması gereken de eğitime en fazla bütçenin ayrılmasıydı ve de bunu yaptık. 4+4+4 eğitim sistemi, herkese eşit şartlarda eğitim imkanı sağladı."

Belediye Başkanı Çakır da, toplumların geleceğinin eğitime verdikleri önemle şekilleneceğini vurgulayarak, gelişmiş ülkelerin eğitime büyük pay ayırdıklarına değindi. Çakır, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Üniversite sınavında binlerce öğrencinin sıfır puan aldığını görüyoruz. Bu gerçekten çok acı bir tabloyu önümüze koyuyor. Bunun izahı yoktur. Geçmiş süreçte alınmış ideolojik kararlar vardı. İmam hatiplerin önünün kapatılması için alınmış bir mesleki eğitimin yok edilmesi gerçeği var. Eğitime biraz daha objektif, biraz daha global anlamda bakmamız gerekiyor."
BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Gezer, ülkelerin ve toplumların geleceklerinin yetiştirdikleri yetenekli ve sorumluluk sahibi yeni nesillerin varlığına bağlı olacağına vurgu yaptı. BİLSAM olarak toplumun her kesimiyle birlikte eğitim konusunda birçok çalışma yürüttüklerine dikkat çeken Gezer, şunları söyledi:

"Eğitim çalışmalarımıza yeni bir halka daha ekliyoruz. Ulusal düzeyde gerçekleştirdiğimiz 'Eğitimde Model Arayışları' çalıştayımızı düzenliyoruz. Son yıllarda eğitim alanında önemli adımlar atıldı. Önemli kazanımlar elde edildi. Ama bütün bunlara rağmen sorunlarımızın da olduğu gerçeği var."

Yapılan konuşmaların ardından çalıştaya geçilirken, Artuklu Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Kadri Yıldırım, 'anadilde eğitim' konusunda açıklamalarda bulundu. Yıldırım, anadilde eğitim ve bu dil için çizilen projenin çok kısa sürelik bir iş olmadığını savundu.

Sınav sistemleri ve dershaneler hakkında görüşlerini sunan Güven-Der Başkan Yardımcısı Eyüp Kılcı ise, "Türkiye’de adrese dayalı okula kayıt yapılıyor. Okul yönetiminin öğrenci kaydetmek için ek çalışma yapmasını gerektirecek bir şey var mı? Öğretmenlerin var mı? Ek bir çalışma yapmadan, sadece asılan tabelaya bağlı kaydı gerçekleştirmektedir. Bu gerçekten motiveyi ve çalışma temposunu artıran bir yöntem değil. Dershanelerde şöyle farklı bir durum var.

Dershanelere bu sene gelen öğrencilerin tamamı ayrılıyor. Yeniden bütün öğrencilerinizi sıfırdan kaydetmek zorundasınız. Daha dönemin ortasında dershaneler, daha fazla kayıt yaptırmanın gayreti içerisine girer. Bu öyle motive edici bir ortam oluşturuyor ki, bu sene öğrenciye sunacağınız her hizmet, önümüzdeki sene öğrenci kaydına tesir edecektir. Dershane yönetimi bu nedenle öğretmenlere, öğrenciye daha fazla hizmet vermesini istiyor" ifadelerini kullandı. 

 

EĞİTİM MODELİ HAKKINDA KİM NE DEDİ?
 
BİLSAM’ın düşünce platformlarından biri olan Fırat Düşünce Platformu tarafından düzenlenen ve moderatörlüğünü Ülke TV haber sunucusu Ersoy DEDE’nin yaptığı “Eğitimde Model Arayışları” çalıştayı 8 Aralık 2012 ‘de Malatya Kongre ve Kültür Merkezinde Kemal Sunal salonunda gerçekleştirildi.

Malatya Kongre ve Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilen ve gün boyu süren programın konukları; Prof. Dr. Durmuş GÜNAY, Prof. Dr. Kadri YILDIRIM, Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN, Prof. Dr. Ayhan AYDIN, Yrd. Doç. Dr. Bekir GÜR, Ömer LAÇİNER, Eyüp KILCI, Batuhan AYDAGÜL ve Gökhan YÜCEL’di. Program, Malatya Valisi Vasip ŞAHİN, AK Parti Malatya Milletvekilleri Öznur ÇALIK, Malatya Belediye Başkanı Ahmet ÇAKIR, Malatya İl Milli Eğitim Müdürü Mehmet BULUT, Arapgir Belediye Başkanı Haluk CÖMERTOĞLU ve çeşitli sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve davetlilerin katılımıyla gerçekleşti.  

BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. İbrahim GEZER’in açılış konuşmasını yaptığı, Malatya Valisi Vasip ŞAHİN, Ak Parti Milletvekili Öznur Çalık ve Belediye Başkanı Ahmet ÇAKIR’ın selamlama konuşmalarının yer aldığı program üç oturum halinde gerçekleştirildi: I. Oturum  “Eğitimde Durum Tesbiti ve Sorunlar”; II. Oturum “Çözüm ve Model Önerileri”; III. Oturum “Değerlendirme ve Öneriler”  başlıkları altında gerçekleştirildi. Program boyunca dillendirilen görüş ve model önerilerden bazıları aşağıya alınmıştır.

Prof. Dr. İbrahim GEZER, BİLSAM Yönetim Kurulu Başkanı;

Son yıllarda eğitim alanında atılan birçok önemli adıma rağmen hala çok ciddi sorunlarla karşı karşıyayız. Türkiye’deki mevcut eğitim sistemi, mevcut yapısıyla, eğitimden beklenen sonuçların tam olarak elde edilmesini engellemektedir. Öğrencilere bir şeyin “niçin” yapıldığını öğretmekten çok, “nasıl” yapılacağını öğreten bir anlayış hâkim olmaya başlamıştır. Meslek liselerinin ortaöğretim içerisindeki payının %70’lere çıkarılma hedefi oldukça sorunludur. Bir eğitim sisteminin öncelikli amacı işgücü yetiştirmek değildir. Eğitim sisteminin amacı, sadece ve sadece insanı özgürleştirmek, zihinsel, duygusal, bedensel ve entelektüel açıdan geliştirmek, kendini keşfetme yolunda ona olabildiğince çok imkân ve seçenek sunmak olmalıdır. ABD, Kanada, Çin ve Japonya gibi gelişmiş ülkelerde bütün liseler akademik ağırlıklı hale getirilmiş, meslek eğitimi önemli oranda lise sonrasına ertelenmiştir. Türkiye’de de akademik eğitim öncelikli hale getirilmelidir. Çünkü geleceğin dünyası iyi meslek eğitimi verenlerin değil, iyi akademik eğitim verenlerin dünyası olacaktır. İnsanlara zihinsel gücünü kullanmadan önce elini kolunu kullanmayı öğretmek eğitimde bir sapmadır ve bedeli ağırdır. Çocuklara ve gençlere verilen eğitimin içeriğini iş dünyasının talepleri odaklı belirlemekten vazgeçilmelidir. İş dünyası, ihtiyaç uyduğu iş gücünü eğitim merkezi kurarak ya da bir eğitim merkezleriyle anlaşarak yetiştirmelidir. Bütün liseler muadil akademik liselere dönüştürülmelidir. Bu liselerin çıktıları sadece test temelli sınavlarla değil, çok yönlü ve çok boyutlu akademik gelişimi ölçen ve mutlaka yazı yazmayı da içeren sınavlarla ölçülmelidir. Meslek eğitimi ise herkesin fırsat bulduğu ya da ihtiyaç duyduğu her zaman gidip eğitim alacağı mesleki eğitim merkezlerinde verilmelidir. Bu merkezler diploma değil sertifika vermelidir. Öğrenciler akademik eğitimlerine devam ederken, ara verdiklerinde ya da bitirdiklerinde istedikleri zaman gelip bu merkezlerde meslek öğrenebilmelidirler. Bu anlamda Türkiye’de akademik eğitim ile mesleki eğitim birbirinden bağımsız yapılandırılmalıdır. Sürekli tartışılan dershanelerin bir kısmı bu alana kaydırılmalıdır. Seçmeli olmak şartıyla isteyen aile çocuğuna istediği dönemde istediği süre din eğitimi aldırabilmelidir. Milli Eğitim Bakanlığı merkezden ders, içerik ve müfredat belirleme yaklaşımından vazgeçmelidir. Bakanlık sadece yeterlilikleri belirlemeli ve çıktıları belgelendirmelidir. Ders, içerik ve müfredatlar eğitim kurumları tarafından belirlenmelidir. Bu süreç akademik ve mesleki eğitimi rekabete açacak ve son yıllarda çokça tartışılan kalite sorunu büyük oranda çözülecektir.

Prof. Dr. Durmuş GÜNAY, YÖK Yürütme Kurulu Üyesi;

Üniversite, inşa edilmiş bir akıldır. Bu yüzden aklın tüm imkanlarının ortaya konulduğu bir üniversiteye ihtiyaç vardır. Toplumun bütün gücüyle devrede olduğu bir üniversite modeli geliştirilmelidir. Nasılki Tarım Bakanlığı, Savunma Bakanlığı gibi kurumlar varsa, kamuyla üniversiteler ve üniversitelerin kendi arasındaki koordinasyonu için de YÖK benzeri bir kuruluşa ihtiyaç vardır. Dünyada bütün ülkelerde benzeri yapılar mevcuttur. Ancak bu kurumun yetki ve sorumluluklarının ne olacağı geniş tabanlı bir mutabakatla belirlenmelidir. Bugüne kadar siviller yeterli bir düzenleme yapamamışlardır, yapılan bütün yasal düzenlemeler askeri yönetimler tarafından gerçekleştirilmiştir. En fazla eleştirilmesine rağmen en uzun süre uygulamada kalan yasal düzenleme 1981’de yapılan düzenlemedir. Ülkemizin ihtiyaç duyduğu insan gücünü yetiştiren, bilim ve teknoloji üreten ve toplumsal hizmet gerçekleştiren bir yükseköğretim sistemine ihtiyacımız vardır.

Prof. Dr. Kadri YILDIRIM, Artuklu Üniv. Rektör Yrd., Yaşayan Diller Enst. Md;

Ne zaman anadilde eğitim talebini dillendirsek, hemen bunun örgütün talebi olduğu ileri sürülerek bu talep örtülmeye çalışılıyor.  Bu talebin silahlı örgütün talebi olduğunu söylemek Kürt Halkına hakarettir. Örgütten nasıl kurtuluruz diye soruyorlar. Örgütten kurtulmanın yolu Kürtlerin temel haklarını sonuna kadar karşılamaktan geçer. Bunu yaparsanız örgüt tabansız ve iddiaları ise yersiz kalacaktır. Kürtçe Dersinin seçmeli olarak okutulmaya başlanması olumlu bir gelişmedir, ancak bunun beşinci sınıftan değil birinci sınıftan itibaren başlatılması gerekir. Ayrıca anadilde eğitimi gerçekleştirecek akademik kadro noktasında sıkıntılar var. Biz üniversite olarak bu dersi verecek öğretmen yetiştirme konusunda projeler gerçekleştiriyoruz. Anadilde eğitim konusunda bir takvimin belirlenmesi, ders materyallerinin hazırlanması ve öğretmenlerin yetiştirilmesi gerekir. Bu temel bir insan hakkıdır. Bunun tartışılması bile haksızlıktır. Herkes kendi anadilini öğrenmek ve o dille eğitim almak hakkına sahip olmalıdır. Türkiye’de Kürtçenin iyi öğrenilmesi, Türkçenin de daha iyi öğrenilmesini sağlayacaktır. Türkçe’nin Kürtler tarafından iyi bir şekilde öğrenilebilmesi için de kendi anadillerinden mahrum bırakılmamaları gerekir.

Prof. Dr. Ayhan AYDIN, Osman Gazi Üniv. Eğt. Fak. Öğr. Üyesi;

Öncelikle öğretmenlerin iyi bir eğitimden geçirilmesi gerekmektedir. İyi öğretmen yetiştirmek için daha fazla kaynak ayrılmalıdır. Eğitim muhakkak sağlam felsefeye dayanmalıdır. Felsefesiz bir eğitim ruhsuz bir eğitimdir. Değerlerin yeniden sorgulanması gerekir. Eğitimin en temel sorunlarından biri sağlıklı planlama eksikliğidir. Toplum olarak yeterince bilimle meşgul olmuyoruz. İnandığımız kitap oku diye başlıyor ancak okumuyoruz. Yapılan değişiklikler yeterince tartışılmadan yapılıyor, oysa gelişmiş ülkelerde eğitim ile ilgili kararlarda üçte iki çoğunluk aranır. Bu yaklaşım bizim yaptığımız değişikliklerde de dikkate alınmalıdır.    

Ömer LAÇİNER, Birikim Dergisi Genel Yayın Yönetmeni;

Eğitim felsefesinin tepeden değil toplum tarafından belirlenmesi gerekir. Eğitimin, toplum tarafından benimsenmiş kalıcı, değişmeyen felsefi bir temelinin olması zorunludur. Çocuklarda doğuştan varolan merak duygusu eğitimde iyi değerlendirilmelidir. Ama maalesef bu duygu okullar ve öğretmenler tarafından bastırılmaktadır. Bugün salt bilgi edinmeye indirgenmiş bir en bir eğitim anlayışıyla karşı karşıyayız. Bu tarz yetiştirilen çocukların hayata tutunmakları mümkün olmayacaktır. Bu yüzden bilgi edinmekten ziyade bilgi üretmeyi teşvik eden bir eğitim yaklaşımı esas alınmalıdır. Üniversiteler meslek kazandıran yerler olmaktan çıkarılmalıdır. Eğitim sistemi, bireylere hayata tutunmayı ve ayakta kalmayı öğretmelidir.

Prof. Dr. Aytaç AÇIKALIN, Eğitimci Öğretim Üyesi;

Ekonomik açıdan büyümenin devamının sağlanmasının en önemli şartı eğitimden geçmektedir. Vizyonu olmayan eğitim reformları kalıcı ve olumlu sonuçlar doğurmamaktadır. Farklı düşünmeyi ve özgürlüğü öğretmeyen bir eğitim, eğitim değildir. İnsanların anadillerini konuşmayı yasaklayan bir eğitim, eğitim değildir. Ana dilini konuşamayan bir kişinin kendini tam ifade etmesi mümkün değildir. Değerler eğitimi denerek popüler edilen yaklaşım Hıristiyan kökenli bir yaklaşımdır. Okullara seçmeli olarak konulan Hz. Peygamberin Hayatı dersi hakkıyla verilirse değerler eğitimine ihtiyaç kalmaz.

Batuhan AYDAGÜL, Eğitim Reformu Girişimi (ERG) Başkan Yrd;

Eğitimde sivilleşme Türkiye için yeni bir şeydir. Bize bugüne kadar farklılıklarımızın olmadığı öğretilmeye çalışıldı. Bu yaklaşımın bizi toplum olarak nasıl parçaladığını görmemiz gerekir. Sivil irade eğitime yön verirken toplumun tüm kesimlerinden gerekli verileri toplayarak veriler üzerinden bir tartışma zemini oluşturmalıdır. Bu yüzden 4+4+4 meşru bir kanundur fakat toplumun yeterince tartışmasına ve uzlaşmasına izin verilmemiştir. Bu yapılmadığı zaman yapılan her değişiklik iktidarın, hükümette kalma süresiyle sınırlı olacaktır, yeni gelen başka bir iktidar ilk iş olarak bunu değiştirecektir. Artık Türkiye iktidara gelen farklı partilerin değiştirme ihtiyacı duymayacağı bir eğitim sistemini benimsemelidir. Bunun yolu ise yapılan değişikliklerin diyalog, uzlaşma ve tabana yayılarak yapılmasından geçmektedir. Hemen herkesin katılımıyla bir ulusal eğitim stratejisi belirlenmelidir. 

Eyüp KILCI, Güven – Der Genel Müdür Yrd;

Eğitimde yeniliklerin ve değişimlerin olması tabi bir durumdur. Fakat mevcudu hiçe sayan yenlikler yanlıştır. Deneyimlerin dikkate alınması gerekir. Dünyanın hiçbir yerinde Türkiye’deki gibi mevcudu hiçe sayan radikal eğitim reformları yapılmaz. Reformlarda tedricilik esas olmalıdır. Ayrıca reformlar topluma dayatılan değil toplumun talepleri doğrultusunda ya da toplumun onayıyla yapılmalıdır. Ancak böyle kalıcı olabilir. Türkiye’de istihdamda verimliliği arttıran eğitimdir. Dolayısıyla eğitimde üst düzey bir motivasyona ihtiyaç vardır. Ayrıca fırsat eşitliğini daha geniş bir tabana yayan bir özelliğe sahip olan dershanelerin eğitim sistemindeki varlığı sürdürülmelidir. Dershaneler iddia edildiği gibi fırsat eşitsizliğine yol açan değil, fırsat eşitliği sağlayan bir özelliğe sahiptir. Dershanelerin olmadığı bir sistemde özel okula gidenler ile özel ders alan öğrenciler çok avantajlı duruma geçeceklerdir. Oysa dershaneler çok daha makul ücretlerle bu avantajı tabana yaymaktadırlar. Dershaneler sadece bizde değil hemen hemen bütün dünyada eğitimi destekleyici bir unsur olarak vardır.  Sınav oldukça, rekabet oldukça, arz ve talep arasında fark oldukça dershane benzeri kurumlar da olacaktır.

Yrd. Doç. Dr. Bekir GÜR, SETA Eğitim Koordinatörü;

Üniversiteler başından beri yanlış bir özerklik algısı içindedirler. Halk tarafından finanse edilen fakat halka hesap vermeyen bir üniversite anlayışıyla karşı karşıya kaldık yıllarca. Halkın taleplerini dikkate almayan ve halka hesap vermeyen bir kurumun başarılı olması mümkün değildir. Rektörler Kurulunun YÖK’e üye önerme uygulamasından vazgeçilmelidir. YÖK Genel Kurulu için TBMM ve Cumhurbaşkanının etkin olduğu bir model önerilmelidir. Zira bu iki kurumda halk tarafından belirlenmektedir. Bu sayede bir şekilde halkın iradesi üniversitelere yansıyacaktır. Üniversitelerin topluma hesap veren kurumlar olması sağlanmalıdır. Ayrıca üniversitelerin toplumdaki tüm farklı düşünceleri yansıtan yerler olması gerekir. Toplum olarak bizim çoğunlukla yaptığımız Ali Şeriati’nin bir tespitinde olduğu üzere konuşmak değil sızlanmaktır. Bu yüzden bu konularda konuşmanın ötesine geçerek somut öneriler getirmek gerekir. İlgili kişi ve kurumlar daha iyi bir eğitim sistemi ve daha iyi bir eğitim sorusuna yönelik somut arayışlarını sürdürmelidirler. Bu anlamda bu tür programları önemsemek gerekir.

Gökhan YÜCEL, Araştırmacı – Yazar;

 Ülkelerin inovasyon göstergeleri ile eğitim göstergeleri arasında doğrusal bir ilişki vardır. Bu anlamda Türkiye açısından ciddi sıkıntılar söz konusudur. Bunun sebepleri üzerine ciddi araştırmalar yapılmalıdır. İstatistiksel araştırmaların yanında insan unsuru da ciddi bir şekilde ele alınmalıdır. Türkiye sürdürülebilir bir kalkınma için eğitimde bireyselleşme, yaratıcılık ve inovasyonu öne çıkarmalı, dünyadaki yenilikleri yakalama çabası içinde olmalıdır. Dünyadaki eğitimle ilgili trendler yakından takip edilmelidir. Eğitim sisteminde okul bölgeleri kurulmalı, öğretmen yetiştiren eğitim fakülteleri yeniden ele alınmalı, sosyal medyanın eğitim ve öğretimde nasıl değerlendirileceği araştırılmalıdır. Özellikle lise kademesinde girişimcilik ve inovasyon kavramları ışığında programlar yeniden gözden geçirilmelidir. Eğitim üzerinde düşünen BİLSAM benzeri düşünce kuruluşlarının artması sağlanmalıdır. Eğitimde bölgelerarası fırsat eşitsizliğinin önüne geçebilmek için alternatif okul/eğitim sistemi modelleri üzerinde çalışılmalıdır. Siyasi iradenin 2023 vizyonu ile bunun eğitimdeki izdüşümüne yönelik analizler yapılmalıdır.

Program sonunda bir açıklama yapan proje Koordinatörü Av. Özcan ÇETİN, Fırat Düşünce Platformu olarak, onlarca medeniyete ev sahipliği yapmış olan Fırat Kültür Havzasının derinliği, kuşatıcılığı ve birikimine uygun bir yaklaşım ve üslupla yerel, ulusal ve küresel meseleleri tartışmak istediklerini ve bu programların periyodik aralıklarla devam edeceğini bildirdi.

 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 222
Bu Ay : 15652
Toplam : 24910

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom