Bahri Camii'nin Restorasyonu Başlıyor

Malatya Valiliği bünyesinde faaliyetlerini sürdüren KUDEB, önümüzdeki günlerde Erenli Beldesi’ndeki 344 yıllık tarihî Bahri Camii’nin de restorasyon çalışmalarını başlatıyor.

Bahri Camii'nin Restorasyonu Başlıyor Malatya İlçe

Restore edilen tarihî eserlerimize bir yenisi daha ekleniyor.

 İnönü Üniversitesi öğretim üyesi Yrd. Doç. Dr. Cafer MUM tarafından arşiv araştırması yapılan, kitabesi okunan ve Valiliğin gündemine taşınan ve orijinal adı Seyyid Molla Ali Cami-i Şerifi olan Bahri Camii, Vali Doç. Dr. Ulvi SARAN’ın talimatı, KUDEB Başkanı Levent İSKENDEROĞLU ve Erenli Belediye Başkanı İrfan VAROL’un özverili çalışmalarıyla kısa zaman içinde tarihî eser olarak tescil edilmişti. Bu yıl KUDEB tarafından röleve restitüsyon ve restorasyon projeleri çizdirilen camiin projeleri geçtiğimiz Haziran ayında Sivas Kültür Varlıklarını Koruma Kurulu tarafından onaylandı. Böylece Malatya, bir taşınmaz kültür varlığını daha restore ederek koruma altına almış oluyor. Restorasyonuna önümüzdeki günlerde başlanacak olan Bahri Camii’nin Malatya KUDEB’in denetiminde 120 gün içinde tamamlanması öngörülüyor. Restorasyon projesinin müellifi Mimar Nüvit Bayar ile ve KUDEB Başkanı Levent İskenderoğlu’nun koordinatörlüğünde gerçekleştirilecek olan Bahri Camii restorasyonun Malatya’da ilk kerpiç cami restorasyonu olacağı bildirildi.

Bahri Camii’nin tarihçesi, mimari özellikleri ve yapı sosyoloji ile ilgili olarak Yrd. Doç. Dr. Cafer MUM tarafından yapılan çalışmadan bir bölüm veriyoruz.

 
BAHRİ CAMİİ’NİN MİMARİ ÖZELLİKLERİ VE TARİHÇESİ

Bahri Camii, Malatya Merkez ilçeye bağlı Erenli Beldesi’nde yer alan Osmanlı Dönemi’ne ait tarihî bir eserdir. Merkez Mahallesi’nde evlerin ortasındaki geniş alanda yer alan Bahri Camii, aynı alandaki Eski Mezarlık ve Yeni Cami ile birlikte Belde’ye güzel bir görünüm vermektedir. Türk-İslâm şehir mimarisine uygunluk gösteren bu yerleşim kompozisyonu, Belde’ye tarihî bir yerleşim yeri niteliği kazandırmaktadır. 1667 yılında yapılan 344 yıllık Bahri Camii ve en az onun kadar eskilere giden Eski Mezarlık, bugün Erenli Beldesi’nin kitâbesi veya nüfus cüzdanı hükmündedir.

Bahri Camii, ahşap tavanlı camilerden olup, alt kısımları taş, üst kısımları ise kerpiçle inşa edilmiştir. Cami’in üstü toprak dam olup, çok yakın bir dönemde bu toprak dam üzerine çatı ilave edilmiştir. Ortadaki ahşap sütunlar ve dış duvarlar üzerine ana hizanlar (ana kirişler) ve onların üzerine de ara hizanlar (ara kirişler) oturtulmuş; toprağın dökülmesini engellemek amacıyla da ara hizanların üzeri tahtayla kapatılmıştır. Cami’nin önünde etrafı yığma taş duvarla çevrili ve içinde su kuyusu da bulunan küçük bir avlu yer almaktadır. Cami’e de bu avludan girilmektedir. Cami’in avluya bakan yönünde, Belde’de sundurma olarak adlandırılan bir eyvan bulunmaktadır. Sundurmanın sağ ve sol taraflarında camiin harim bölümüne giriş için kullanılan iki cümle kapısı, ortasında ise normal yükseklikte iki pencere ile etrafı ahşap parmaklıklarla çevrili son cemaat mahalli vardır. Son cemaat mahallinde bir de küçük mihrap bulunmaktadır. Özellikle sıcak yaz günlerinde küçük cemaat bu son cemaat mahallinde namaz kıldığı gibi, Cuma günleri içeri sığmayan insanlar da burada namaza dururdu. Bayram namazlarında ise cemaat, çok kalabalık olduğundan avlu dışına taşar ve camiin doğu yönündeki geniş alanda da saf bağlardı. Avluyu çevreleyen kuzey yönündeki duvarın üzerinde, yakın dönemlere kadar ezan okunan, ama hoparlör kullanılmaya başlandıktan sonra metruk hâle gelen ve zamanla yıkılan küçük bir ahşap minare bulunuyordu. Basit bir işçilik ürünü olan bu minare, dört direk üzerinde duran sacla kaplı küçük bir çatıdan ibaretti. Cami avlusuna sol duvarındaki ahşap kapıdan, cami harimine ise avludaki sağ ve sol cümle kapılarından girilmektedir. Cami’in iç aydınlatması, son cemaat mahalline bakan normal yükseklikteki iki pencere ve camiin sağ ve sol duvarlarındaki toplam sekiz şevli pencere ile sağlanmaktadır. Söz konusu şevli pencereler, küçük olmalarına rağmen, içeriye doğru genişleyen mimari özellikleri nedeniyle camiin aydınlatılmasında oldukça işlevseldir.

Cami’in harim kısmında, kıble yönündeki kerpiç duvarın oyuklu örülmesi yoluyla oluşturulmuş mihrap, onun sağında ahşap minber ve sağ cümle kapısının hemen yanında müezzin mahfeli olarak da kullanılan ahşap asma kat bulunmaktadır. Asma kata ahşap bir merdivenle çıkılırken, asma kattaki ikinci bir merdivenle de Camii’n damına çıkılmaktadır.

Görüldüğü gibi, Bahri Camii’nde, cami mimarisindeki avlu, harim, son cemaat mahalli, minare, su tesisi (kuyu) gibi en önemli klâsik plân elemanları bulunmaktadır.

Cami’in kitâbesi sol cümle kapısının üzerinde yer almaktadır. Ancak kitâbe, Cami’in yapılışına değil, hicrî 1280/milâdî 1863-1864 yılındaki tecdit ve tamirine aittir.

Kitâbeden, Bahri Camii’nin, Nebî’nin oğlu Hasan Ağa adlı biri tarafından, Allah’ın rızasını ve peygamberin şefaatini kazanmak amacıyla, hicrî 1280/milâdî 1863-1864 tarihinde tecdit ve tamir edildiği anlaşılmaktadır. Kitâbe şöyledir:

“Bu mescid-i şerîfi ve ma’bed-i münîfi Nebî’nin oğlu Hasan Ağa rızâ’en li’llâhi te’âlâ ve râciyen li-şefâ’ati rasûlihi tecdîd ve ta’mîr etmişdir. Bu misillü itmâmını te’âlâ ve tekaddes kabûle karîn ve keffe-i mîzâna mu’în eyleye ve sâ’ir hidmet edenlerin sebeb-i mağfiret ve rahmetleri kılınsın. Âmîn. Sene 1280.”

Cami’in ne zaman yapıldığını gösterecek kitâbe bugün elimizde değilse de arşivlerde yeterli miktarda belge bulunmaktadır. Başbakanlık Osmanlı Arşivi’ndeki İbnü’l-Emîn tasnifinde “Evkâf, 796/a-b” bölüm ve kayıt numarasıyla yer alan eski harfli iki belgenin kopyaları, tarihçi bilim adamımız Prof. Dr. Mehmet KARAGÖZ’den temin edildi ve tarafımızdan okunarak yeni yazıya aktarıldı. Yeni harflere aktardığımız söz konusu arşiv belgeleri şöyledir:

[İbnü’l-Emîn 796/b]

“Malatya Kadı’sının Arzıdır”

“Kazâ-i mezbûr muzâfâtından Cûbâs nahiyesinde vâki Bahrî-nâm karyede câmi olmayıp ve şehre dahı ba’îd olmağla ahâlîsi şiddet-i şitâda edâ-yı salât-ı cum’ada küllî usret çekmeleriyle karye-i mezbûr ahâlîsi kendi mâllarıyla hasbeten li-llâhi te’âlâ karye-i mezbûrede olan mescidi câmi eylemek murâd etmeleriyle izn-i hümâyûn erzânî kılınmak ricâsına arz eder ol bâbda emr ü fermân şevketlü ve azametlü pâdişâhımındır.”

“Der-i devlet-i mekîne arz-ı dâ’î-i kemîne oldur ki medîne-i Malatya muzâfâtından Cûbâs nâhiyesinde vâki’ Bahrî-nâm karyede câmi-i şerîf olmayıp ve şehre dahı ba’îd olmağla karye-i mezbûre ahâlîleri ve kurbunda olan kurâ ahâlîleri şiddet-i şitâda salât-ı cum’a ve salât-ı iydeyni edâ eylemege ba’îd olan câmilere varmakda küllî usret çekilip bir câmiden lâzım olmağını yine karye-i mezbûre ahâlîleri kendi mâlları ile mukaddem olan mescidlerini tevsî’ ve salât-ı cum’a kılınmak içün hükm-i hümâyûn ricâsıyla ol ki vâki hâldir ala-vukû’a bâb-ı serîr-i a’lâya arz olundu. Bâkî fermân der-i ‘adlindir. Hurrira fi’l-yevmi sânî aşere min-şehri recebi’l-müreccebi senete semânin ve seb’îne ve elfin. [1078]

Ez’afu’l-ibâd Abdü’l-Bâkî el-kâdî bi-medîneti’l-mahmiyyeti Malatya”

 Yukarıdaki arşiv belgesinin ilk bölümünde Malatya Kadısı’nın arzı yer almaktadır. Buna göre, Malatya Kazası’na bağlı Cubas Nahiyesi’ndeki Bahri adlı köyün ahalisi, köylerinde cami bulunmaması ve şehre de uzak olmaları nedeniyle soğuk kış günlerinde Cuma namazını eda etmekte ciddi güçlük çekmektedirler. Adı geçen köyün ahalisi, köylerinde önceden var olan mescidi, Allah rızası için, kendi imkânlarıyla camie çevirmek istemiş ve bu hususta “izn-i hümâyûn”, yani devletin/padişahın iznini talep etmişlerdir. Malatya Kadısı’nın arz yazısı, “Bu konuda emir ve ferman, şevket ve azamet sahibi padişahımındır.” cümlesiyle bitiyor.

Belgenin ikinci bölümü ise devletin bu konuda verdiği kararı havidir. Bu karara göre, Bahri köyünde cami-i şerif bulunmaması ve şehre de uzak olması nedeniyle, adı geçen köyün ahalisi ile yakınındaki diğer köylerin ahalisi, soğuk kış günlerinde, Cuma ve Bayram namazlarını eda etmek üzere uzaktaki camilere gitmekte ciddi güçlük çekmektedir. Bahri ahalisi, köylerinde önceden var olan mescidi, kendi imkânlarıyla genişletmek ve burada Cuma namazı kılınması için “hükm-i hümâyûn”, yani devlet kararı ricasında bulunduklarından, ricaları olduğu gibi kabul edilmiştir. Burada mutlaka üzerinde durulması ve altı çizilmesi gereken bir husus da camiin, herhangi bir kişi tarafından değil, Belde ahalisi tarafından yapılmış olmasıdır. Belgelerdeki “Karye-i mezbûr ahâlîsi kendi mâllarıyla …” ve “Karye-i mezbûre ahâlîleri kendi mâlları ile …” ifadeleri, bu hususu açıkça ortaya koymaktadır. Karar, hicrî 1078/milâdî 1667 yılının Recep ayının 12. günü yazılmıştır.

[İbnü’l-Emîn 796/a]
“Malatya Kâdısının Arzıdır”

“Kazâ-i mezbûr muzâfâtından Cûbâs nâhiyesinde vâki’ Bahrî-nâm karyede müceddeden binâ olunan câmi’e hatîb lâzım olmağla Mevlânâ Alî’ye sadaka ve inâyet buyurulmak ricâsına arz eder ol bâbda emr ü fermân şevketlü ve azametlü pâdişâhımındır.”

“Der-i devlet-i mekîne arz-ı dâ’î-i kemîne budur ki medîne-i Malatya muzâfâtından Cûbâs nâhiyesinde vâki’ Bahrî-nâm karyede müceddeden binâ olunan câmi-i şerîfde bir hatîbden lâzım ve emr-i mühim olmağla yine karye-i mezbûrede işbu bâ’is-i arz-ı ubûdiyyet Mevlânâ Alî dâ’îleri lâyık ve her vech ile mahall-i müstehak olmağını mezbûr dâ’îleri câmi-i mezkûrede yevmî bir akçe ile hatîb olup yedine berât-ı şerîf-i âlî-şân sadaka ve ihsân buyurulmak ricâsıyla ol ki vâki’ hâldir ala-vukû’a devlet-i masîre arz ve i’lâm olundu. Hurrira fi’l-yevmi’s-sâlise aşere min-şehri recebi’l-müreccebi senete semânin ve seb’îne ve elfin. [1078]

Ez’afu’l-ibâd Abdü’l-Bâkî el-kâdî bi-medîneti’l-mahmiyyeti Malatya”

 İlk belgeden sadece bir gün sonra kaleme alınan bu belgenin ilk bölümünde Malatya Kadısı’nın arzı yer almaktadır. Buna göre, Malatya Kazası’na bağlı Cubas Nahiyesi’ndeki Bahri adlı köyde yeniden yapılan camie hatip lâzım olduğundan Mevlana Alî için padişahın izni talep edilmiş ve bu talep iletilmiştir.

Belgenin ikinci bölümü, devletin aynı konuda verdiği kararı havidir. Buna göre, Bahri adlı köyde yeniden yapılan camide bir hatip görevlendirilmesi gerekli ve çok önemli bir iş olduğundan, Mevlana Alî de bu işe lâyık ve her bakımdan uygun görüldüğünden, adı geçen kişi günlük bir akçe ile hatip olarak atanmış; eline yetki belgesi olan “berat” verilmiş; işlemler, gerçekleştiği üzere karara bağlanarak arz edilmiş ve ilâm edilmiştir. Karar, hicrî 1078/milâdî 1667 yılının Recep ayının 13. günü yazılmıştır.

Daha sonra elde ettiğimiz arşiv belgeleri ise şöyledir:

Başbakanlık Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü

Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı
Tasnifin Kodu       : Hatt-ı Humayun

Dosya No              : 1533

Gömlek Sıra No    : 52

Tarih                      : 1230

“İZN-İ HÜMÂYÛNUM OLMUŞDUR”
PÂDİŞÂHIM

“Arz-ı bende-i bî-mikdâr oldur ki şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü, kudretlü velî-ni’metim, efendim!..

Medîne-i Malatya kazâsında Cûbâs nâhiyesinde Bahrî-nâm karyede vâki ashâb-ı hayrâtdan Seyyid Mollâ Alî-nâm kimesnenin binâ eylediği mescid-i şerîfin kurb u civârında edâ-yı salât-ı cum’a ve iydeyn olunur câmi-i şerîf olmayup ahâlîsi eyyâm-ı şitâda usret çekmeleriyle mescid-i mezbûrun câmi olmağa salâhiyeti olduğundan müceddeden minber vaz’ ve ikâmet-i salât-ı cum’a ve iydeyne izn-i hümâyûnları erzânî ve hitâbeti dahi erbâb-ı istihkâkdan Alî Halîfe’ye sadaka buyurulmak recâsına Malatya nâ’ibi arz etmekle bâlâsı izn-i hümâyûnum olmuşdur deyü hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûnlarıyla tezyîn buyurulmak bâbında emr ü fermân şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü velî-ni’metim, efendim, pâdişâhımındır.”

 
 
Başbakanlık Osmanlı Arşivi Daire Başkanlığı
Tasnifin Cinsi                        : Cevdet Evkaf
Vesika Adedi                        : 2
Orijinal kayıt/Tasnif No      : 17985

Tarih                                      : 1247

“İZN-İ HÜMÂYÛNUM OLMUŞDUR”

“PÂDİŞÂHIM”

“Arz-ı bende-i bî-mikdâr oldur ki şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü, kudretlü velî-ni’metim, efendim!..

Malatya kazâsında Cûbâs nâhiyesinde Bahrî karyesinde Seyyid Mollâ Alî Câmi-i Şerîfinin hitâbeti mahlûl olmağla erbâb-ı istihkâkdan Ömer Halîfe’ye sadaka buyurulmak recâsına Malatya nâ’ibi arz etmekle bâlâsı izn-i hümâyûnum olmuşdur deyü hatt-ı hümâyûn-ı şevket-makrûn-ı şâhâneleriyle tezyîn buyurulmak bâbında emr ü fermân şevketlü, kerâmetlü, mehâbetlü, kudretlü velî-ni’metim, efendim pâdişâhımındır.”

“Der-i devlet-i mekîne arz-ı dâ’î-i kemîne budur ki medîne-i Malatya kazâsında Cûbâs nâhiyesinde vâki Bahrî-nâm karyede bundan akdem ashâb-ı hayrâtdan es-Seyyid Mollâ Alî’nin binâ ve ihyâ eylediği mescid-i şerîfin ber-vech-i hasbî İmâmet ve hitâbet cihetine bâ-berât-ı âlî-şân munsarıf olan Alî bi-emrillâhi te’âlâ fevt olup yeri hâlî ve hıdmet-i lâzımesi mu’attal olmağla müteveffâ-yı mezbûrun sulb-ı sahîh oğlu işbu bâ’is-i arz-ı ubûdiyyet Ömer Halîfe her vechile lâyık ve mahall-i müstehak olmağla müteveffâ-yı mezbûrun fevtinden ve mahlûlünde ber-vech-i hasbî imâmet cihetini ve hitâbet cihetini merkûm Ömer Halîfe’ye tevcîh ve müceddeden yedine bir kıt’a berât-ı şerîf-i âlî-şân sadaka ve ihsân buyurulmak recâsıyla der-i devlet-medâra i’lâm ediver deyü istirhâm etmeleriyle ol ki vâki’u’l-hâldir hasbeten li’llâhi’l-müte’âl pâye-i serîr-i a’lâya i’lâm olundu. Bâkî emr ü fermân hazret-i men lehü’l-emr ve’l-ihsânındır. Tahrîren fî evâ’il-i şehr-i Cemâziyye’l-âhir sene seb’a ve erba’în ve mi’eteyn ve elf.

El-Abd ed-Dâ’î li-devleti’l-aliyyeti’l-Osmâniyye

Muhammed evliyâ’ü’l-……….. bi-medîneti Malatya”

Bu son belgelere göre camiin orijinal adı, es-Seyyid Mollâ Alî Câmi-i Şerîfi olup, 1815’te yeniden cami statüsü kazanmış; camiye Ali Halife imam ve hatip olarak atanmış ve kendisine berat verilmiştir. 1832’de ise Ali Halife öldüğü için onun yerine oğlu Ömer Halife imamet ve hitabete atanmış ve kendisine berat verilmiştir.

Yukarıda söylediklerimizi özetleyecek olursak; Bahri Camii, Cuma ve Bayram namazlarını eda etmek üzere, bugünkü Battalgazi ilçesine gitmek zorunda kalan Bahri (Erenli Beldesi) ve yakınında bulunan diğer köy ahalilerinin soğuk kış günlerinde çektikleri sıkıntılar üzerine gündeme gelmiştir. Arşiv belgelerinden anlaşıldığına göre Bahri’de daha önce bir mescit bulunmaktadır. Mescitlerde Cuma ve Bayram namazlarını eda etmek imkânı olmadığından, Bahri ahalisi mescitlerini kendi imkânlarıyla genişleterek ve yeniden yaparak camie çevirmek, orada Cuma ve Bayram namazlarını eda etmek üzere, hicrî 1078/milâdî 1667 yılında “izn-i hümâyûn”, yani padişahın müsaadesini talep etmiş; konuya ilişkin “hükm-i hümâyûn”, yani devlet kararı çıkmasını sağlamış ve Bahri Camii’ni yapmışlardır. Aynı doğrultuda Mevlana Alî adında bir kişi, günlük bir akçe ile bu camie hatip olarak görevlendirilmiştir. Cami’in mevcut kitâbesinden de, bu yapının, hicrî 1280/milâdî 1863-1864 tarihinde, Nebî’nin oğlu Hasan Ağa adlı biri tarafından onarıldığı ve teşrifatının yenilendiği anlaşılmaktadır.

ERENLİ BELDESİ’NİN SOSYAL, KÜLTÜREL VE EKONOMİK YAŞAMINDA BAHRİ CAMİİ’NİN YERİ

Bahri Camii’nin sahip olduğu özellikler, Erenli Beldesi’nin sosyal, kültürel ve ekonomik yaşamını çok derinden etkilemiş, hatta şekillendirmiştir.

Hicrî 1078/milâdî 1667 tarihli arşiv belgelerinden de anlaşıldığı üzere, 17. yüzyılın ortalarından itibaren dışarıdan bazı kişiler, Erenli Beldesi’ndeki Bahri Camii’ne hatip olarak atanmış ve görevleri süresince burada yaşamışlardır. Belde’deki bazı ailelerin evveliyatı ile ilgili şifahî bilgilerden, Cami’de görev yapan bazı hatiplerin veya imamların, görevlerinin bitmesinden sonra da memleketlerine dönmeyip buraya yerleştikleri anlaşılmaktadır. Bu da söz konusu görevler nedeniyle Belde’nin zaman zaman göç aldığını göstermektedir. Hatip olarak atanan veya imam olarak görev yapan kişiler ile Belde sakinleri arasında gelişen ilişkilerin, Belde’nin sosyal ve kültürel yaşamında daima olumlu yönde etkiler yapmış olduğu muhakkaktır. Erenli’nin dışarıdan göç alması, bununla da sınırlı değildir. Birçok ailenin başka yerlerden gelerek buraya yerleştikleri bilinen bir olgudur. Farklı yüzlerle, farklı insanlarla, dolayısıyla onların farklı yaşam ve kültür biçimleriyle karşılaşmak, Belde insanının değişime ve gelişmeye sürekli açık olmasını beraberinde getirmiştir.

Erenli Beldesi’nde 1667 yılından beri Cuma namazı kılınması ve yöredeki diğer köylerde Cuma namazı kılınabilecek mescit veya camiler bulunmaması nedeniyle, uzak ve yakın köylerde meskûn olan insanların Cuma günleri namaz kılmak üzere buraya gelmelerini zorunlu kılmıştır. Aynı durum Bayram namazları için de geçerlidir. Çünkü eski dönemlerde Bayram namazları da ancak Cuma camilerinde eda edilebiliyordu. Namaz için Belde’ye gelen bu insanların, hem buradaki ailelerle sıcak ilişkiler kurdukları hem de namaz sonrası cami civarındaki bakkal dükkânlarında alışveriş yaptıkları, 30-40 yıl öncesine kadar sürmekte olan ve bugün hayatta olanların çoğunun bizzat şahit olduğu bir durumdur. Bu nedenledir ki, Erenli Beldesi’ndeki insanlar, uzak ve yakın köylerdeki aileleri iyi tanıdıkları gibi, o aileler de Belde insanını çok iyi tanırlar. Yakın döneme kadar süren uygulamalardan, namaz için gelen insanların, binek hayvanlarını tanıdıkları bazı ailelerin avlularında bağladıkları; namazlarını kıldıktan ve alışverişlerini yaptıktan sonra hayvanlarını alıp köylerine döndükleri bilinmektedir. Özellikle Bayram namazlarında dışarıdan gelenlerin sayısı çok daha fazla olurdu. Bayram namazından hemen sonra evde kurulacak sofrada, dışarıdan gelmiş bu insanları ağırlamak, başta çocuklar olmak üzere bütün hane halkı için tarifi imkânsız büyük bir mutluluktu. Belde’de bayram sabahları için arife gününden etli tiritler, içli köfteler ve yufka ekmekleri hazırlanması, söz konusu dönemden kalma bir âdettir. Bunun en güzel kanıtı, Kurban bayramlarında bile ilk günün sabah sofrası için arife gününden et hazırlanmasıdır. Bu hazırlığın, hane halkı için değil, dışarıdan gelen misafirler için yapıldığı açıktır.

Erenli insanı ile diğer köy ve mezralarda yaşayan insanlar arasında kurulan ve geliştirilen iyi ilişkiler, zamanla akrabalık ilişkilerinin ortaya çıkmasına da vesile olmuş; onlarla kız alınmış, kız verilmiştir. Onun içindir ki, bugün Erenli Beldesi’ndeki hemen her ailenin, civardaki başka bir köyde ya dayıları ya da yeğenleri vardır. Bu satırların yazarının hem anneannesinin hem de babaannesinin diğer köylerden Erenli’ye gelin geldiğini söyleyecek olursak, söz konusu akrabalık ilişkilerinin ne kadar gelişmiş olduğu daha net anlaşılacaktır.

Cuma ve Bayram namazları için Erenli Beldesi’ne gelen insanların, namaz sonrası cami yakınlarındaki bakkal dükkânlarında alışveriş yapmaları, ihtiyaç duydukları birçok şeyi bu dükkânlarda temin etmeleri, Belde ekonomisine büyük bir katkı ve canlılık sağlıyordu. Yakın dönemlere kadar Belde’de çok sayıda dükkân bulunmasının sebebi budur. Söz konusu bakkal dükkânlarında gazyağından bisküviye, şekerden elbiselik kumaşa kadar bir evin ihtiyaç duyacağı birçok ürünün bulundurulması ve satılması, Erenli Beldesi’ne farklı bir özellik kazandırmıştır. Bu dükkânların aynı zaman da köy odası gibi kullanıldığını, dükkânlarda oturma yerleri bulunduğunu da ifade etmekte yarar görüyoruz. Bakkal dükkânlarının yanı sıra Belde’de marangoz, nalbant, semerci, köşker, iğneci, ebe, terzi, sünnetçilik ve diş çekme işlerini de yapan berber gibi çok farklı meslek sahipleri bulunurdu. Uzak ve yakın birçok köyün insanı için Erenli Beldesi, söz konusu dönemlerde âdeta küçük bir şehir hükmündeydi. Nitekim Erenli Beldesi’nin, güney yönünde yer alan bazı dağ köylerinde yakın zamanlara kadar “KÜÇÜK ŞEHİR” olarak anıldığı bilinen bir gerçektir.

Erenli Beldesi’nin civardaki bazı dağ köylerinde “Küçük Şehir” olarak anılması ile Belde’nin yerleşim kompozisyonu arasında doğrudan bir ilişki vardır. Belde’nin yerleşim kompozisyonunun çekirdeğini, içinde Cuma ve Bayram namazları da kılınan Bahri Camii ile bu camiin yanındaki mezarlık oluşturmaktadır. Bu çekirdek yapıya civardaki bakkal dükkânları ile son yıllarda inşa edilen Erenli Camii’ni de eklemek lâzım. Erenli Beldesi’ndeki bu yerleşim kompozisyonu ile Ulu Camiler etrafında kurulan Türk-İslâm, özellikle de Selçuklu şehir mimarisi arasında büyük bir benzerlik bulunmaktadır. Buradan hareketle, Belde’nin öteden beri şehirleşme temayülü içinde bulunduğunu söyleyebiliriz. 1667 tarihinden itibaren Bahri Camii’nde Cuma ve Bayram namazlarının kılınması, bu camiin civardaki köy ahalilerine de hizmet vereceğinin arşiv belgelerinde bizzat ifade edilmesi, Erenli’nin kendi yöresinde sosyal, kültürel ve ekonomik bir merkez hâline gelmesi, hatta günümüzde köy olmaktan çıkıp “Belde” statüsü kazanması, söz konusu şehirleşme temayülünde önemli mesafeler kat edildiğini açıkça ortaya koymaktadır.

Erenli Beldesi, Türkiye’nin modernleşme sürecine uyum sağlama konusunda da kendi yöresinde öncü ve merkezî bir rol üstlenmiştir. Motorlu taşıtların ortaya çıkmasıyla beraber Belde, gerek taşımacılıkta gerekse tarım aletlerinde teknolojiyi kullanmak konusunda gecikmemiş ve kendi yöresine de öncülük etmiştir. Şehir merkezine yolcu ve yük taşıyan motorlu taşıtlar ile tarımda kullanılan traktör, römork ve patos gibi araçlar, yörede ilk defa Erenli insanı tarafından satın alınmış ve bunlarla civar köylere de hizmet verilmiştir. Yakın bir döneme kadar, civar köylerdeki, özellikle de dağ köylerindeki insanlar, binek ve yük hayvanlarıyla Erenli Beldesi’ne gelir, hayvanlarını tanıdıkları ailelerin avlularına ya da köy meydanındaki uygun bir yere bağlar, buradaki araçlarla şehre gidip gelirlerdi. Belde’deki tarım aletleriyle diğer köylere hizmet verilmesi ise, çok daha yaygın bir uygulama olarak kısa bir süre öncesine kadar sürdürülmüştür. Bu durum, eskisi kadar olmasa bile günümüzde de kısmen devam etmektedir.

Yukarıda anlatılanlar, Erenli Beldesi’nin öteden beri önemli bir yerleşim yeri ve kendi yöresinde sosyal, kültürel, ekonomik bir merkez olduğunu açıkça ortaya koymaktadır. Belde’yi bu kadar önemli kılan ve kendi yöresinde sosyal, kültürel, ekonomik bir merkez hâline getiren şey, kuşkusuz 17. yüzyıl ortalarından beri Cuma ve Bayram namazlarına ev sahipliği yapan BAHRİ CAMİİ’dir. Bundan tam 344 yıl önce inşa edilen ve birkaç yıl öncesine kadar civar köylere de hizmet veren bu cami, Malatyamızın Osmanlı Dönemi’ne ait önemli tarihî eserlerinden biridir. Birkaç yıl önce yeni bir cami yapılıp ibadete açıldığı hâlde, Osmanlı Dönemi’ne ait bu tarihî eserin henüz yıkılmamış ve bugün hâlâ ayakta duruyor olması, hem Belde hem de yöre açısından büyük bir şanstır. Malatya’nın bugünkü şehir merkezinde bile bu kadar eski bir camiin bulunmadığı düşünülecek olursa, Osmanlı Dönemi’ne ait tarihî bir eser olarak Bahri Camii’nin restore edilip geleceğe taşınmasının, hem Erenli Beldesi hem de bağlı olduğu Malatya ili açısından taşıdığı önem daha kolay anlaşılacaktır. Cami’in restore edilerek geleceğe taşınması hepimiz için millî bir görevdir. Bunu gerçekleştirmek, önceki nesillere karşı gösterilmesi gereken bir vefakârlık, gelecek nesillere karşı da mutlaka yapılması gereken bir fedakârlıktır. Bu bağlamda, İlgili bütün kişi ve kurumların kendilerine düşen görevi en iyi biçimde yerine getireceklerine olan güvenimiz tamdır.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 17
Bu Ay : 17678
Toplam : 26936

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom