Dr. Mehmet Akif Şahin
Dr. Mehmet Akif Şahin
22 Ocak 2012
Siviller ve siyasiler
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 Siviller ve siyasiler

Ülkemiz yeryüzünün en güzide bölgesine yerleşmiş şirin bir coğrafyanın beşiğidir. İnsanlık tarihinde önemli milletleri ve medeniyetleri misafir etmiş mümbit bir bölge olarak varlığını devam ettirmektedir. En son Anadolu’ya yerleşen milletler Osmanlıdan sonra Türkiye cumhuriyetini inşa ettiler. Bir asırdır bu ülke çeşitli ekonomik siyasal kültürel ve etnik dinamiklerle farklı güç odaklarının yönetiminde yoluna devam etmek zorunda kalmıştır. Eğrisiyle doğrusuyla bu gün varlığımızı geçmiş zaman dilimden yaşayan atalarımızın doğruları ve yanlışlarıyla inşa edilmiştir. Kim ne kadar kahramanlık yaptı, kim ne kadar ihanet etti? Bu konuları tarihin serüvenini inceleyen kişi ya da kurumlara bırakmalıyız.       

   Bilmemiz gereken önemli gerçekler vardır. Geçmiş hiçbir zaman geçmişte kalmamıştır, gelecek hiçbir zaman gelecekte var olmayacaktır. Aslında tarih: maziyi ve atiyi iç içe yerleştirmiş evrenin kıvrımlarıyla şekilleniyor. Bu günün projesi ve hayali dünden evvel kurulmuş yarından sonra unutulmayacaktır. Biz zamanın içinde kuşatılmış bireyleriz. Zaman bize tutsak değil, biz onun esirleriyiz. Unutulan istenmeyen değildir. Unutulan geleceğin en önemli ipuçlarını sunan kehanetin alınyazısıdır. Kendi eylemlerimizin dinamiklerini meşru kılmak için var olan gerçekler kendi uhdemizin cevheridir. Toplumsal yazgının yollarını belirleyen günümüz aktörlerinin eylemleri yarını şekillendirecektir. Zaman sadece geçmiş ve geleceğin toplamı değildir. Bu gün yaşadığımız gerçekler ve hayaller; bilinen geçmişin değil, bilinmeyen geçmişin mirasıyla şekillenmiştir. Yarın bu günün bilinmeyen, bilinmek istenmeyen ve göz ardı edilen gerçekleriyle şekillenecektir. Tarihin içinde bu böyle olmuştur. Hayatın içinde sivil olmak ya da siyasi olmak bizim gerçeğimizi nasıl değiştirir? Günümüzde birçok insan için hayat: hayal ile gerçeğin birleştiği noktada başlar. Bu insanlar toprağın tılsımından türetilmiş tanrıdan ruh üflenmiş toplumsal seçkinlik taşıyabilirler. Ancak bu günkü toplumsal ve siyasi erkin telkinleriyle insani dinamiklerin nakaratları değişmiştir. Madde ve ruhla bütünleşen insan bazı zamanlar yol haritasını bulmak için evrenin şifresini çözecek formüller aramıştır. Bazı kişilikler siyasi bir serüvenin peşine koşmuştur. Bazı insanlar materyalist bir tutkuyla kapitalizmin sularına dalmıştır. Bazı zamanlar insanoğlu bir tutkuyla manevi bir hazzın ülküsüyle gerçeğin üzerindeki örtüyü kaldırmaya çalışmıştır. Etnik ve dini dinamikler insani değerleri bazı asırlar da insani değerleri med cezir gibi savurmuştur. Bu ve benzeri dinamiklerle şekillenen insanlık bulunduğu mekân ve zamanın koşullarına göre tepki vermeye başlamıştır. Çeşitli toplumsal guruplara ayrılsalar da bunlar temel iki gurubu temsil ederler.    

   Siyasiler ve siviller olarak ayırmak daha anlamlıdır. İnsan hangi meslek ve uğraşı alanında olursa olsun sivil düşünüp sivil yaşıyorsa daha az kirlenmiş bir kimliğe sahip olabilir. Ekonomik ve sosyal etkenlerden dolayı siyasi bir eğilim içine giriyorsa kirlenmişlik onun ruhunu kuşatacaktır. Siyasileri toplumun içindeki asi unsurları çok farklı bir gözle görürüler. Onları illegal bir örgütün ya da bir partinin üyesi olarak algılarlar.  O insanları kendilerine muhalif görüş ve düşünceleri uğruna çalışan resmi veya gayri resmi kişiler olarak görürler. Ancak bu böyle değildir. Bu siyasi kişiliklere kapitalizm bulaşırsa hassasiyet farklılaşır. Burjuva zihniyetinde beslenen siyasiler ise resmi ve gayri resmi hiçbir partiye veya bir cemiyete üye olmayan ve bu uğurda çalışmayan(parazit) kişiler olarak anlatırlar. Günümüz dünyasının içinde oluşan manevi duygulara dayanan mitolojik hayat insanlığın geçmişine uzanan bir durumdur. Bu durumun içinde aynı guruplaşmalar mevcuttur. Siyasi dindarlar ve sivil dindarlar mevcuttur. İnsanı ve dünyayı parçalayan bu kirlenmişliği algılayanlar insani öze doğru hareket edenler gerçek sivillerdir. İnsanın bütünlüğü dünyanın ve evrenin bütünlüğü gibi tek bir noktada ve bir insanda şekillenmiştir. İnsan bu gerçeğe doğru hareket ederse hakikate ulaşabilir.

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Okunma:
409 Kez
YAZARIN DİĞER YAZILARI
KÖŞE YAZARLARI
Abdulkadir Artan
Abdulkadir Artan
Yazılarıyla aramızda olacak
Abuzer Yalçın
Abuzer Yalçın
Çevik Bir, Mustafa Reşit Paşa'nın nesi olur?
Yrd.Doç.Dr. Cafer MUM
Yrd.Doç.Dr. Cafer MUM
Onun bağladığı zünnâr imiş...
Ğıffari Türkmen
Ğıffari Türkmen
Öğretmen Sorunu
Hüseyin Yalçın
Hüseyin Yalçın
Makam-I İbrahim’den Efsaneler Kentine Dair
Dr. Mehmet Akif Şahin
Dr. Mehmet Akif Şahin
Yapay kimlikler
Doç. Dr.Mehmet Kubat
Doç. Dr.Mehmet Kubat
27 NİSAN E-MUHTIRASI VE HATIRLATTIKLARI
Necip Cengil
Necip Cengil
GEÇMİŞİN ATEŞİNİ YAKMAK
Necmettin Evci
Necmettin Evci
TÜRKİYE KARŞISINDA ÇARESİZLER
Sefer Benli
Sefer Benli
Türkiye: Model ülkeye doğru
Şevket Başıbüyük
Şevket Başıbüyük
Bir Zihniyetin 19 Mayıs Kutlamaları
Av. Umut Yalçın
Av. Umut Yalçın
BOŞANMA SEBEPLERİ
Alıntı Yazılar
Alıntı Yazılar
Gençler ve gelecek kaygısı
Füze Kalkanının Malatya'ya kurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sitemizde yayınladığımız her haber Malatyam.com'a aittir. Ajanslardan bile alınmış olsa haberlerimiz kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sitedeki diğer tüm bilgilerin hakları saklıdır © 2002 - 2012 Malatyam.com ▪ İletişim: Reklam, İletişim, Gönüllü Muhabirlik, Satış Ortaklığı, Köşe Yazarlığı ve diğer tüm istek ve düzeltmeleriniz için E-posta: malatyahaberleri[at]gmail.com - Telefon: 0 530 340 42 77
51 ziyaretçi çevrimiçi.
SİTEMİZ İHLAS HABER AJANSI ABONESİDİR Yazılım-Sistem Yönetimi: MEDYA İNTERNET Tasarım: ÖMER FARUK ER