

Arap-İslam aleminde yaşanan değişmeler tüm kararlılığı ile devam ediyor. Kısa sürede dengelerin oturacağını beklememek lazım. Çünkü asıl derin depremler başka yerlerde yaşanıyor, bu ise onun yansımaları.
Batı dünyası her şey güllük gülistanlık gidiyorken, sadece İslam-Arap aleminde bir şeyler olmuyor. Asil değişim ortaçağ Avrupa’sında üretilen Modernite olarak bilinen değerlerin fonksiyonunu tamamlamasından kaynaklanıyor. İslam dünyasında yaşananlar, fonksiyonunu tamamlayan sekiz yüz yıllık değerler sisteminin oluşturduğu boşluğun ardından bölgenin rahatlaması sonucu yansıyan dalgalardır.
Bu anlamda sekiz yüzyıllık bir düşüncenin 1200-1300 yıllarında ortaçağ Avrupa’sında gelişen tarihi arka planı biraz hatırlamakta fayda var.
Bilindiği gibi bugünkü batı değerler sistemini üretenler ne kilise ne de feodal yapıların kontrolünde olmayan, denizlerde korsanlık (eşkıya) yapanlar tarafından üretilmiştir. Öncesi korsan, sonra tüccar ve nihayetinde de üretim yaptılar. Bu kitlenin oluşturduğu ekonomik, siyasal ve değerler sistemi modern batı diye bilinen bir medeniyet ortaya çıkardı. Bu anlayışın özü, kutsal olarak sermaye ve üretim araçlarını kabul etmiştir. Bu kutsala uygun bir din (Protestanlık mezhebi) geliştirdi. Protestanlık mezhebi, kişinin bugün sahip olduğu sermaye, onun tanrı katındaki makbul kul olduğunun göstergesi olarak görmektedir. Dolayısı ile cennetlik biri olduğunu anlamak için tek bilinecek gösterge sahip olduğun zenginlikten anlayabilirsin. Tanrının sevgili kulu konumunu korumak için sahip olduğun sermayeyi korumak ve artırmak gerekiyor. Hatta bunun için Makyavelist bir anlayışla her türlü yol meşru sayılmıştır.
Ortaçağın Cenova ve Venedik kıyı kentlerinde gelişen bu anlayışın patronları fabrika anlamında olacak ilk tekstil atölyelerinde insanlar 18 saat karın tokluğuna çalıştırıldılar. Bunu bile bulamayıp arayanlar, işsiz kalmış eski soylu serfler, şövalyeler, iç Avrupa dan gelen toprak sahibi köylüler ile binlerce başıboş kalmış köleler tanrının bile acımadığı varlıklar olarak görülmüştür. Önce başıboş olan bu insanları öldürülerek imha edilmesini düşündüler. Fakat sayılarının çokluğu nedeniyle olası karşı direnci göze alamadılar. Bu arada çok ince bir fikir ortaya çıktı. O da kutsal bir amaçla savaş çıkartıp böylece bunlardan kurtulmayı amaçladılar. Böylece meşhur Haçlı seferleri başlamış oldu. Nihayetinde bunların önemli bir kısmı ölmüş oldular.
Bu düşüncenin geliştirdiği devlet yapılanma şekli ise ulus devletlerdir. Ulus devletin geçmişe dayalı ortak birliği yoktur. Ancak Yeni sermaye sınıfının çıkarlarına hizmet edecek amaç birliği vardır.
Dolayısıyla bu Ulus devlet yapıları, ortaya çıkan yeni sınıfın mallarını güvenli bir şekilde taşımak, satmak ve korumak üzere dizayn edilmiş yapılandırma şeklidir. Ulus devletlerinde kültürel, dini, coğrafi uyum istenmez. Hatta ortak tarihi bağlar koparılarak sömürü ve çaresizliğe açık yapay değerler oluşturdular. İlla da din lazım olacaksa ya işine gelen bir din üretilir veya tarihte olup ta işlevini yetirmiş inançlar topluma sunulur. Tıpkı bizde Türklere Şamanizm veya bugünlerde Kürtlere Zerdüştlük sunulduğu gibi… 1900 yıllarında oluşturulan İslam coğrafyasındaki cetvelle çizilmiş sınırlara bakıldığında bu yapaylığı rahat görebilirsiniz.
Ulus devletlerin yönetici eliti, adı geçen sermayenin sahiplerine sadakat ölçüleriyle bağlılığı aranır. Bu sistemin ana mayası korsanlık kültüründen geldikleri için halkına karşı da acımasız olurlar.
Bu değerler sistemi önce Orta çağ Avrupa’sında, Avrupa’yı sömürdü. Haçlı Seferleri sırasında sağ kurtulanlar ülkelerine dönerken İslam Aleminden götürdükleri kitapların etkisi ve Endülüs Emevileri ile Avrupa da yeni bir aydınlanma düşüncesi oluşturdu. Ancak uyanık sermaye düzeni bu oluşumları kendi maharet ve sunumu olarak tarihin en büyük rol çalmasını yaptı. Bu süreçte sömürüyü Avrupa kıtası dışına yayarak, getirdiği sömürü zenginliğinin birazını halkına dağıtarak, dünya halklarına ideal model sunumunu çok güzel başardı.
Sonuç olarak;
Bugün daha fazla rantabl olarak sömürülecek ülke kalmadı. Somali ve Kara Afrika’sı bu medeniyetin geride neler bıraktığının en güzel örneğidir.
Tüketime alışmış olan bu değerler dünyasının insanı yaşam şartlarında zorunlu olarak gerileme yaşanacaktır. Yunanistan kişi başı milli geliri 32.000 dolardan azcık düştüğü için, insanlar bu denli tepki gösteriyorlar. Benzer gelişmeler Avrupa başta olmak üzere ABD ve diğer coğrafyalarda yaşanacaktır. Önümüzdeki yıllarda Fransa herkesi şaşkına çevirecek kadar insan haklarından geriye gidecek kararlar alacaktır.
Bu söylediğim kehanet değil. Kişi başı 32 bin dolar gelirle gelecek kaygısı yaşayarak yağmalama yapma ile, 600 dolarlık Somali halkının hayata tutunma heyecanını yan yana getirdiğinizde bunu görebilirsiniz. Veya insanlık, demokrasi, özgürlük söylemi ile dünyayı kandırarak zalim diktatörleri nasıl desteklediklerinden de anlayabilirsiniz. Ve en önemlisi bu değerler sistemini oluşturan anlayış artık insanlığa verecek bir şeyide kalmadı.
Bu anlamda Avrupa Birliği sadece yük getirecektir. Biz O birliğe üye olarak, onların sıkıntılarını taşıyamayız. Kendi özümüze dönerek, güncellenmiş değerlerimizi üretmeliyiz. İnsanlığın buna çok ihtiyacı olacaktır.
Başta İslam alemi ve diğer dünya bu boşluktan yararlanmasını iyi bilmeli.
MALATYA HAVA DURUMU
Detaylı Hava Durumları [5 Günlük]
SIK KULLANILAN SAYFALAR
» Malatya Nöbetçi Eczaneler
» Malatya Eczanelerin İletişim Bilgileri
» Yeni Malatyaspor Puan Durumu
»
Malatya Sinemalarında Bu Hafta
» Malatya
Tiyatrolarında Bu Ay
» Malatya Namaz Vakitleri
»
Güncel
Döviz ve Altın Bilgileri
» Ulusal Gazetelerin 1. Sayfaları
» Malatya Televizyonlarını İzle
»
Malatya Radyolarını Dinle
»
2011 Dini Günler ve Geceler
» 2011 Resmi Tatil Günleri
»
Güncel Kayısı Fiyatları
» Hal Toptan Satış Fiyat Listesi
» Bizi Destekleyin
»
Diğer Sayfalarımız