Necmettin Evci
Necmettin Evci
11 Kasım 2011
YENİDÜNYA’NIN ÖNCÜ SARSINTILARI
12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

 YENİDÜNYA’NIN ÖNCÜ SARSINTILARI 

Zaman siyasal, kültürel, ekonomik ve ideolojik anlamda yeni bir evreye girmektedir. Yeni evre bütün dengeleri, denklemleri temelden değiştirecek bir aşamaya girildiği anlamına geliyor. Bir derin bir sancılı bunalım ve aynı zamanda bir derin bir sancılı doğum yaşanmaktadır. Bir yapının yok oluşuna, eş zamanlı olarak başka bir dünyanın egemen olmaya başladığına tanık olmaktayız.  

Tanık olduklarımız değişimin ilk etkili belirtileridir. Tanık olacaklarımız, etkilerini yaşadıklarımızdan daha şiddetlidir, daha dehşetli olacaktır. Sözün kısası, dünyanın ekseni, iklimi, yörüngesi değişmektedir. Dünyanın döngüsü, devri, devranı, seyri, istikameti değişmektedir. Mevcut dünyanın hâlâ geçerli kılınmak istenen denklemi öne çıkan gerçekliklerle örtüşmemektedir. Dünya değişmekte, global statüko değişimi kaldıramamaktadır. Dengeler çözülmekte, kırılmakta, ittifaklar dağılmaktadır. Bu pencereden baktığınızda, yaşanan krizin tek başına bir sebep ile açıklanamayacağı ortadadır.  

Kriz sadece gelip geçici finansal ya da siyasal kriz değildir. Kriz sadece ekonomik veya sadece kültürel eksenli değildir. Kriz dünyanın tüm ana ve toplardamarını felç edecek ölçüde yayılmaktadır, yayılacaktır. Bir bünye, bir yapı, bir düşünüş, bir ruh, bir anlayış, bir akıl çökmekte, çözülmektedir. Modern dünya değer ve dinamikleriyle tıkanmakta, işlevsiz kalmaktadır. Sistemin tüm doku ve organları iş göremez duruma gelmektedir. Eğer durum böyleyse bu ne anlama gelir? Bizce peş peşe yaşanan krizler, bir medeniyet bunalımının öncü sarsıntılarıdır.  

Dünya bir medeniyet bunalımı sürecine girmiştir. Eski dünyaya ait güçler, denklemler, paradigmalar tarih sahnesinden çekilecektir, çekilmek zorundadır. Çünkü mevcut dünyanın değerlerini sürdürmeyi amaçlayan denklem, yeni gerçekliklere uygun düşmemektedir. Başbakan Erdoğan BM Genel Kurulunda bu gerçeği çok net bir dille ifade etti. O konuşma, insanlığın erdem ve özgürlük ekseninde yeni arayışlarına önemle işaret eden sahici bir entelektüel yoğunluğa sahipti. Başbakan’ın şahsında ve öncülcüğünde Türkiye, küresel anlamda yeni araşışların çığırını cesurca açmış oldu. Bundan böyle Türkiye; ezilmiş, örselenmiş, dışlanmış milyarlarca insanın, kanayan vicdanının sesi olmaya, ne pahasına olursa olsun hakkın, doğruluğun, özgürlüğün sözcüsü olmaya devam etmelidir. Etmelidir ki, kurulacak yenidünyada yerimizi etkili bir şekilde almış mı olalım? Hayır, yenidünyanın kurucu unsuru olalım. Ötekiler de millet olarak yaptığımız açılımı, kendileri için de şansa dönüştürebilmelidir. Türkiye onlar için de bir penceredir, imkândır, çıkıştır. Tarihsel anlamda medeniyet tecrübesi ve yeni duyarlıklarıyla yeni bir modeldir. 

Eski dünya yıkılmaktadır.  

Yıkılışın çatırtıları 80’li yıllarda hissedilmeye başlandı. Bir on yıl geçmeden medeniyetin fay hattında bir kırılma oldu. Sosyalist Rusya dağıldı, savruldu. Tarih sahnesine yeni unsurlar çıktı. Bir kader olarak yaşanan kırılmanın önlenemez olduğunu gören liderler ona göre pozisyon aldılar. Olacak olanın önünde direnmeye, tarihi fazla zorlamaya çalışmadılar. Biraz da bu yüzden sarsıntı olabildiğince az hasarla atlatıldı. Yeni düzene geçiş daha az sertlikle sağlandı. Zaman zaman artçı sarsıntılar olduysa da, yeryüzünün bu tarafında yani fay hattının güney tarafında, iç basınç derinden derine hissedildi, hissediliyor. Ortadoğu ve Arap İslâm coğrafyası için için biriken, kaynaşan enerjisini boşaltamadı, boşaltamıyor. Beklenen kırılma Tunus ve Mısır’da gözlendi. Ardından Libya. Şimdi sırada başta Suriye olmak üzere diğer, İslam ülkeleri var.  

Sarsıntı devam ediyor, devam edecek. Sarsıntı şimdiden öngörülemeyecek kadar şiddetli yayılacak. Yaşananları fay hattı kırılması ile açıklamak bile yetersiz kalabilir. Yaşananlar doğrudan dünyanın ekseninin değişmesidir. Siyasal, kültürel, ekonomik merkezler ve eksenler değişiyor. Mevcut denklem çöktü. Şimdi yeni denklem kuruluyor.  

Yeni oluşum içinde dış güçlerin etkisini arayanlar yanlış değiller, ama bütünüyle doğru da değiller. Yanlış değiller, çünkü olacakları önceden kestiren siyasilerin ona göre politika üretmelerinden daha doğal bir şey olamaz. Başta Türkiye bu konuda bölgeyi ve dünyayı değiştirecek tsunamiyi görmüş ve denklem kurucu bir rolle olaylara aktif olarak katılmıştır, katılmaktadır. Bizce doğrusunu yapmaktadır. Ancak gelişmelerin ana belirleyeni bölgenin ve bölge insanının tarihsel, kültürel dinamikleridir. Özellikle bölgenin bunu böyle düşünmeye aşırı komplocu unsurları varsa onlar iflah olmaz evhamlarının hastalık derecesini yaşamaktadırlar. Hastalık onlarda kendilerine olan saygıyı da güveni de ortadan kaldırmıştır. Kendi kendilerini hiçleştirmişlerdir. Yüzyıllardır uygulanan sistemli, amaçlı programlarla batılı emperyalistlerin bölge halklarının benliği ve ruhu üzerinde elde etmek istedikleri sonuç da budur zaten. Oysa şimdi, dışarıda emperyalist güçlerin, içeride devrilen diktatörlerin göremedikleri, hesaba kat(a)madıkları varoluşsal unsurlar, bütün hesapları bozacak boyutta capcanlı harekete geçmiştir.  

Türkiye canlanmanın, canlılığın merkezidir, merkezi olmalıdır. Libya’da, Mısır’da öyle oldu. Suriye’de de öyle olmak zorundadır. Suriye’nin kendine özgü hassas ve çok dikkatli olmayı gerektiren durumu bir vakıadır. Ne ki, artık kılıçlar çekilmiştir. Burada mutlaka bir kırılma, daha açık söyleyişle Beşar Esat rejiminin çöküşü sağlanmalıdır. Türkiye tarafını ve amacını çok net olarak belli etmiştir, geri dönüşsüz bir yola girmiştir. Yeni bir dünya kurulmalı ve Türkiye de bu dünyada yerini almalı mıdır? Hayır, başta bölgesindeki hayatı ve ilişkileri doğrudan etkileyecek dünyayı Türkiye kurmalıdır. Türkiye’nin liderliğinde tüm bölge halkları ve mazlum dünya, insanlığı yeniden kurmalı, onarmalıdır. Bunu yapabilir miyiz? Yapmamız için önce yapabileceğimize inanmak gerekir.   

BU YAZIYI PAYLAŞIN!
Facebook'ta Paylaş Twitter'da Paylaş Digg'de Paylaş Del.icio.us'ta Paylaş Google'da Paylaş Yahoo'da Paylaş Technorati'de Paylaş
Okunma:
645 Kez
YAZARIN DİĞER YAZILARI
KÖŞE YAZARLARI
Abdulkadir Artan
Abdulkadir Artan
Yazılarıyla aramızda olacak
Abuzer Yalçın
Abuzer Yalçın
Çevik Bir, Mustafa Reşit Paşa'nın nesi olur?
Yrd.Doç.Dr. Cafer MUM
Yrd.Doç.Dr. Cafer MUM
Onun bağladığı zünnâr imiş...
Ğıffari Türkmen
Ğıffari Türkmen
Öğretmen Sorunu
Hüseyin Yalçın
Hüseyin Yalçın
Makam-I İbrahim’den Efsaneler Kentine Dair
Dr. Mehmet Akif Şahin
Dr. Mehmet Akif Şahin
Yapay kimlikler
Doç. Dr.Mehmet Kubat
Doç. Dr.Mehmet Kubat
27 NİSAN E-MUHTIRASI VE HATIRLATTIKLARI
Necip Cengil
Necip Cengil
GEÇMİŞİN ATEŞİNİ YAKMAK
Necmettin Evci
Necmettin Evci
TÜRKİYE KARŞISINDA ÇARESİZLER
Sefer Benli
Sefer Benli
Türkiye: Model ülkeye doğru
Şevket Başıbüyük
Şevket Başıbüyük
Bir Zihniyetin 19 Mayıs Kutlamaları
Av. Umut Yalçın
Av. Umut Yalçın
BOŞANMA SEBEPLERİ
Alıntı Yazılar
Alıntı Yazılar
Gençler ve gelecek kaygısı
Füze Kalkanının Malatya'ya kurulmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?
Sitemizde yayınladığımız her haber Malatyam.com'a aittir. Ajanslardan bile alınmış olsa haberlerimiz kaynak belirtilmeden kullanılamaz. Sitedeki diğer tüm bilgilerin hakları saklıdır © 2002 - 2012 Malatyam.com ▪ İletişim: Reklam, İletişim, Gönüllü Muhabirlik, Satış Ortaklığı, Köşe Yazarlığı ve diğer tüm istek ve düzeltmeleriniz için E-posta: malatyahaberleri[at]gmail.com - Telefon: 0 530 340 42 77
51 ziyaretçi çevrimiçi.
SİTEMİZ İHLAS HABER AJANSI ABONESİDİR Yazılım-Sistem Yönetimi: MEDYA İNTERNET Tasarım: ÖMER FARUK ER