Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Türkiye'nin yeni savaşı

Dünyada yaşanan ekonomik yarış ancak savaşla ifade edilebilecek bir gerilim hattı oluşturdu. Devletler özellikle yaşanan krizin ardından önce ayakta kalabilmek, daha sonra sürdürülebilir bir büyüme hızı yakalayabilmek için siyasi, askeri tüm seçenekleri devreye sokuyorlar. Siyaset de güvenlik planları da ekonomik gerçekliklerin peşi sıra gitmeye başladı. Adeta bir savaş yaşanmakta ve sadece ülkeler değil, şirketler de aktif olarak savaş stratejilerini belirliyorlar.

Tartışmaya gerek bile yok ki, bugün dünyada tam manasıyla ve gizlenemez bir ekonomik savaş sürmektedir. Kimisi kalkınma yolunda biraz daha ilerleyip kendini toparlamak, kimisi enerji kaynaklarını ve güzergâhlarını kontrollerinde tutmak için son derece acımasız planlar yapabiliyorlar. Sonuçta vahşi kapitalizmin kuralları işliyor. İlişkiler sanallaşıp daha karmaşık bir hal aldıkça, mücadelenin şiddeti, araçları da değişiyor. Dost düşman ayrımı ve diğer bütün ilişkiler ortak çıkarlar ekseninde yeniden biçimlenmeye başlıyor. Tabir yerindeyse ilişkiler son derece kırılgan, ince bir çizgide sürmektedir. Denklemler, planlar bu ince çizgide yapılmaktadır.

Çin ve Hindistan gibi doğu ülkeleri parlayan güç olarak sahneye çıkıyorlar. Bilgi ve teknolojideki birikimlerine kalabalık insan potansiyeli ve cari işlem fazlalıkları eklenince denklemi yeni baştan kurmak gerekiyor. Şu anda ABD ekonomik istikrarı sürdürmek için sürekli dolar basarken, Çin’in elinde yaklaşık üç trilyon dolar döviz fazlalığı var. Bu her an finans piyasalarını speküle edebileceği anlamına geliyor. Daha açık söyleyişle, bu fazlalık, ABD’yi ciddi manada tehdit ve tedirgin ediyor. Belki biraz da bu yüzden Kuzey ve Güney Kore arasında savaş rüzgârları estirilmek istendi. Aslında bu iki ülke arasında var edilen sürtüşme ABD ve Çin’in hesaplaşması olarak anlaşılmalıdır. Şu anda ABD deniz güçleri Güney Kore açıklarında bekliyor. Yakında bir dış saldırıya karşı ortak tatbikat yapılacağı söyleniyor. Yani yara kaşındıkça kaşınıyor. Sonucun nereye varacağını, düşünmek bile istemediğimiz sıcak gelişmelerin yenidünyayı nasıl etkileyeceğini kestirmek zor. Ne olursa olsun büyük facialar yaşanabilir. Düzenler, denklemler bozulabilir, yeniden kurulabilir. Görüldüğü gibi meselenin özünde ekonomik paylaşım ve üstünlük kavgası var. Geçenlerde Brezilya Maliye Bakanı Mantega “Dünyada şiddetli bir ekonomik savaş yaşanıyor” dediğinde, aslında süren bir realitenin adını koymuştu.

Her ülke şimdi bu realite üzerinden konumunu gözden geçiriyor, ona göre pozisyon alıyor. Dünya değişiyor. Değişmek zorunda. Tam da bu aralıkta doğru yer tutamayan, doğru ilişkiler kuramayanlar gelecekte varlıklarını sürdürmede zorlanacaklardır. İşte bu noktada Türkiye’ye bakalım: Türkiye, bu savaşı ve savaşın muhtemel gelişim aşamalarını önceden görebilmiş, ona göre de bir açılım yapmıştır. Sanayi başta olmak üzere birçok sektörde üretim ve ihracat atağı başlatmıştır. Ekonomik veriler olumlu seyretmektedir. Krizden çarçabuk çıkmıştır. Demokratikleşme ve hukuk alanında iyileşmelerle iç düzenini barış zemininde kurmaya çalışmıştır. İç barış sağlandıkça üretim de artmaya devam edecektir. Bununla beraber sınır komşularından başlayarak, sıfır sorun anlayışı ile onlarla zengin ilişkiler geliştirmiştir. Çoğu ülke ile aramızda vizeler, hatta neredeyse sınırlar kalkmıştır. Yoğun ticari faaliyetler bölge halklarını birbirleri ile entegre olacak tarzda yakınlaştırmış kaynaştırmıştır. Yakınlaşma siyasi yapıları da etkilemiştir veya etkileyecektir. Bu anlamda Türkiye her bakımdan model olmaktadır. Türkiye’nin bölgede ağırlığı alabildiğine artmaktadır. Sözü dinlenir bir ülke olmuştur.

Lübnan Başbakanı Hariri Türkiye’ye geliyor. Bunun sebebi elbette Türkiye’nin izlediği politika ile kazandığı etki gücüdür. Türkiye’nin görüşü, yaklaşımı çok önemli olmaktadır. Diğer yandan Başbakan’ın önce Kuveyt’e sonra Katar’a yaptığı ziyaret, Cumhurbaşkanı’nın aynı günlerde Yemen’e yaptığı ziyaret bölge ile kurulan canlı, sıcak ilişkilerin göstergesidir. Yüz milyar dolarlara varan iş bağlantıları yapılmaktadır. Bu bağlantılar çevremizdeki her ülke ile olacaktır. Yani Türkiye sürmekte olan ekonomik savaşta tam vaktinde mevzi ve pozisyon almaktadır.

Telaffuz edilen büyük rakamlar, çıkarlarını kaybeden ülkeleri mesela Fransa veya Almanya’yı üzmektedir. Merkel’in son açıklamalarını bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Türkiye’nin oyuna tüm hatları ile katılmasını içlerine sindiremiyorlar. Türkiye gelişmeleri etkileyecek tarzda olaya ağırlığını koymuştur. Başbakan’ın kimi hatırlatmalarına cevap olarak Merkel “Kimseden tarih dersi almaya ihtiyacımız yok” dedi. Biz kimseye tarih dersi vermeye niyetli değiliz. Ama tarih zaten herkese dersini verecektir. Onların tarih dersine değil ama tarihten ders almaya ihtiyaçları var gözüküyor. Tarih herkese dersini de haddini de bildirir, kimse merak etmesin.

Türkiye’nin stratejik açılımından asıl huzursuz olan İsrail’dir. Sudan’ı bölme planlarından Kuzey Afrika’daki karışıklıklara, Yunanistan ile yapılan askeri anlaşmalara kadar birçok hamlenin amaçlarından biri de Türkiye’yi sıkıştırmaktır. Bu aşamadan sonra artık sizin buna gücünüz yetmez, yetmeyecek. Mısır gibi, kayıtsız koşulsuz onlara destek verenler, içine çekildikleri tuzağı anladıkları zaman, Siyonistlerin işi daha da zor olacak. O nedenle Mısır gibi kimi ülkelerin derin letarjiden uyanmaları ve halklarına yabancı politikalardan vazgeçmeleri gerekir. Zaten Fas ve Cezair’de olduğu gibi Müslüman halklar diktatör yönetimlere sivil baskı kurmaya başlamışlardır. Bu dalganın önünü almak da imkânsız gözükmektedir. Aslında Türkiye, ait olduğumuz geniş coğrafyaları insanların duygu ve gönül dünyaları ile bağlantı kurarak sarmış durumdadır. Bu nedenle de bölge ülkeleri Türkiye ile kalıcı, köklü ilişkiler kurmaya zorlanacaklardır. Artan ilişkiler iklimin değişmesine yol açacaktır.

Sonuç olarak ekonomik ağırlığı fazla olan bir savaş sürmektedir. Türkiye, tarihsel, toplumsal, ekonomik dinamiklerini harekete geçirerek muhteşem bir konum elde etmiştir. Kazanımlara çok daha fazla değer katmalıyız. Avrupa’yı muazzam bir güç olarak birliğe dâhil olacak bir Türkiye’yi hazmedemeyeceğinin korkusu sarmıştır. Bu savaşı kazanmak zorundayız.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 2
Bu Ay : 14514
Toplam : 23772

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom