Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

İlkesizliğin bu boyutu

Ben bu CHP’yi anlamak mümkün değil diyorum da bana inanmıyorlar. “CHP değişti, değişiyor” diyorlar. Kaç kez ifade ettim. Kendimizi boşa yoruyoruz. Bu CHP’de değişim iradesi de, istidadı da görülmüyor. CHP’nin kendi içinde değişim ihtiyacını elzem görmesi için; ciddi, çok ciddi manada kafa ve ruh yapısının değişmesi gerekir. Daha doğrusu kafa ve ruh yapısı değişmeksizin değişim olmaz. Bu CHP ne böyle bir değişim olgunluğuna sahip ne de hazır gözüküyor.

Kafanı avuçlarının içine alıp derin derin, etraflıca düşüneceksiniz. Nerede hata yaptınız, nerede yanlış yapıyorsunuz? Bu memleket nereye gidiyor, neler talep ediyor? Halkın talepleri doğrultusunda neler yapılmalıdır? Bütün bu soruları CHP ne düşünebilir ne de cevabını bulabilir. O’nun halkçılığı sadece dil ucunda. Laf kalabalığı ile mugalâta yaparak, sağa sola sataşıp saldırarak muhalif duyguları rahatlattıklarını, bir şey yaptıklarını sanıyorlar. Bu üslup, anlama, anlamlandırma kaygıları olmayan kimi ideolojik dar çevrelerde rahatlatıcı bir etki yapmıyor diyemem. Ama halk onlara gülüyor.

Sanıyorlar ki, partinin vitrini ile oynamakla değişim yapmış olacaklar. Onların ufku, açısı bu kadar. Değişimi böyle bile anlasak, eskiye rahmet okutacak tarzda bir değişim yaşanmakta, hatta CHP’nin varsa eğer bir ağırlığı veya inisiyatifi başta Doğan grubu olmak üzere kimi malum çevrelerin kontrolüne girmektedir. Bu söylem bazında da olsa bir tuhaf çelişki değil midir?

Artık CHP’nin tutarsızlığını çelişkilerle izah etmenin de bir manası kalmadı. Çünkü onun adı Kemal. Yaparım dediyse yapar. Dün öyle demiş, bugün böyle yapmış onun için fark etmiyor, hele etik bir anlam hiç ifade etmiyor. “Dün dündür” jargonunun bu kadar düzeysiz bir seviyeye ineceğini tahmin edemezdim. Öyle ki, dün yolsuzlukla suçladığınız, hakkında araştırma istediğiniz bir insanı bugün tutup partiye alacaksınız. Üstelik İstanbul’da parti il Başkanı yapacaksınız. Bu anlaşılır gibi değil.

Kardeşim artık rica ediyoruz, ne yaparsanız yapın o sizin bileceğiniz iş, ancak yaptıklarınızda biraz tutarlılık olsun. Sizi izlerken bile kimyamız bozuluyor. Sizi hangi ölçülerle, hangi ilkelerle değerlendireceğimizi bilemiyoruz. “Allah için doğru, dürüst olun” diyeceğim ama hemen vazgeçiyorum. Allah’a inandığınızı sanmıyorum. Kendine inanmayan Allah’a inanmaz, kendine saygı duymayan Allah’a saygı duymaz da onun için. Bir kırıntısı bile varsa, inancınızda samimi olduğunuzu da sanmıyorum. Artık neye inanıyorsanız, neye önem veriyorsanız onun aşkına biraz tutarlı olunuz. Benim Nebil İlseven’le hiçbir davam olamaz. Ne tanırım ne bilirim. Herkes gibi ben de öteden beri basından izliyorum. “İyiyse de kötüyse de kendine” deyip geçerim. İyi ama bu kötü adam diyen sizlerdiniz; Kılıçdaroğlu idi. Bir adam kendi kendini nasıl böyle önemsizleştirir? Nasıl saygınlığını yitirir? Şimdi kim inanır senin elinde bazı dosyaları sallaya sallaya konuşmana? Sadece “yine sallıyor” diye ti’ye alırlar. Öyle de yapıyorlar. “O’nun adı Kemal” diyorlar. Bugün yolsuzlukla suçladığı adamı yarın partinin en etkili yerlerinden birine getirir mi getirir diyorlar.

Ne olacak peki? O zaman biz de yazarken konuşurken dikkatli olalım. Kemal’in kendisi için göstermediği dikkati biz mi göstereceğiz? Bizim dikkat etmemizle mi itibar kazanacak? Onun yere düşürdüğü itibarını biz mi kaldıracağız? Onun kalmayan inandırıcılığını biz mi koruyacağız? Onun kendine göstermediği saygıyı biz mi göstereceğiz? Bizim saygılı, tutarlı, ilkeli olmamızla mı CHP saygılı, ilkeli, tutarlı olacak? Demek onlar alabildiğince sorumsuz davranacak, sıra bize geldiğinde dikkatli olacağız öyle mi? Niçin? Onlar mahallenin seçkin, şımarık, ayrıcalıklı çocukları da onun için mi? Yok öyle yağma.

Bunları yazmak beni memnun etmiyor. Ama insanımızla alay ediyorlar. Siyasetle alay ediyorlar. Bakınız, CHP’de istifalarla boşalan yönetim kadrolarına atamalara bakınız. Berhan Şimşek’in istifası ile boşalan İl Başkanlığı görevine Doğan Grubu’nun CEO’su Nebil İlseven getirildi. Bunda bir şey yok. Herkes gibi siyaset yapmak İlseven’in de hakkıdır. Tuhaflık bizzat Kılıçdaroğlu’nun 6 yıl önce İlseven’in yargılanmasını istemesinde. Olay nasıl oluyor? Efendim 6 yıl önce, TBMM yolsuzlukları araştırmak üzere İstanbul Milletvekili Azmi Ateş’in başkanlığında bir komisyon kuruyor. Yolsuzlukları Araştırma Komisyonu’nda, CHP adına Kemal Kılıçdaroğlu, Ahmet Güryüz Ketenci, Mahmut Yıldız ve Yüksel Çorbacıoğlu görev alıyorlar. Komisyonun yaklaşık bir buçuk yıllık çalışmasının sonucunda hazırlanan rapor, günlerce tartışılıyor. Raporun “BDDK ve TMSF kapsamındaki off-shore bankacılık uygulaması” başlıklı bölümünde, dönemin TMSF Başkan Yardımcısı olan Nebil İlseven hakkındaki iddialara da yer veriliyor. CHP’liler İlseven’in yargılanmasını istiyorlar. Yetmiyor, Kılıçdaroğlu ayrıca şerh düşüyor. Yani şimdi İstanbul İl Başkanlığına getirdiği İlseven’in yolsuzluk yaptığından o kadar emin. Ne yapmış İlseven, şimdi anlatılması zaman alacak; çeşitli numaralarla, yanıltmalarla bankaların batırılmasına yol açmış, Doğan Holding’in borçlarından kurtulmasını falan sağlamış. Bizim Kılıçdaroğlu’da çok dürüst ve adı da Kemal ya hani; o nedenle İlsever’in ısrarla yargılanmasını istemişler.

Ne de olsa halktan yanalar ve holdinglere karşılar. Belki o zaman sloganik düzeyde de olsa Kılıçdaroğlu 68 ruhunu daha fazla taşıyordur. SSK Genel Müdürlüğü yaptığı dönemden bir kurumun nasıl batırılacağının bilgisini de yakinen biliyordur. Ayrıca müfettişlik idealizmi ve siyasete yeni girmiş olmasının verdiği sıcak heyecanla diğer partililere de örnek olmak istiyordur. Onu kendisi bilir. Ama bizim bildiğimiz bir şey var ki, o da işte bu yolsuzluk suçuyla yargılanmasını istediği kişinin, bizzat kendi oluru ve onayı ile CHP’nin İstanbul İl Başkanı olduğudur. Uzatmayalım. Bu konu daha çok konuşulur. Konuşulacak da. Milleti ahmak zannetmesinler. Ancak işkillenmeden de edemiyoruz: Oktay Ekşi, Erdoğan Toprak, Hurşit Güneş, Süheyl Batum, Tarhan Erdem gibi isimlerin partiye alınmaları CHP ile Doğan grubu arasındaki yakınlığın normal bir ilişkinin ötesinde olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki günler bakalım ne tür katılmalar, kuşatmalar olacak.

Kılıçdaroğlu “yandaş medya” diyordu. Kimi gazeteler hükümetin icraatlarını haber yapıyor, yazılarında konu ediniyorlarmış da onun için. Doğan grubunun iliklerine kadar bir partinin içine girmesine ne derler acaba? Acaba partiyi Kılıçdaroğlu’mu yönetiyor, yoksa Baykal’ın bir komploya kurban gitmesinin ardından, Kılıçdaroğlu kendine verilen makamın diyetini mi ödemeye mi başladı? Değişim dedikleri yoksa bu mu? Yani partinin, 68 ruhuyla karşı çıktıkları kapitalist sermayeye ve biraz da Ergenekon’a tamamen teslim edilmesi. Değişim dedikleri yoksa bu mu? Bunun adı olsa ‘çürüme’ olur. Vah bunların arkasından gitmekten başka çareleri olmayan samimi, dürüst solcuların haline. Görüyor musunuz yoldaşlar, kimlere emanet ediliyorsunuz. Hayat ne garip değil mi? Bazen ihanet insanı en fark etmediği yerinden vurur.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 409
Bu Ay : 592
Toplam : 592

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom