Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Dünya bizi bekliyor

O’nu önce Stratejik Derinlik adlı vizyoner eserinden tanıdım. Aslında ‘Tarihsel Derinlik’ ve ‘Kültürel Derinlik’ adlı diğerleri ile üçlü bir serinin belki de son kitabıydı. Ama hadiseler öyle hızlı akıyordu ki, bir an önce aktif görev aldığı dış siyaset danışmanlığı ve bakanlığı öncesinde bu kitabın yayınlanması öne alınmıştı. Ardından ‘Küresel Bunalım’ kitabını okudum.

O alışıldık bir Dışişleri Bakanından ziyade, öncelikle ait olduğu milletin vicdanını ve üst bilincini kişiliğinde müthiş bir temsil gücüyle mezcetmiş önemli bir fikir ve eylem adamıydı. Bunu herkes görüyor, takdir ediyordu. O nedenle de dünya çapında yılın en önemli entelektüelleri listesinin baş sıralarında yerini aldı. Ne mutlu ona, ne mutlu bize.

Davutoğlu kendisine yönelik övgüyü, batılılara yaltaklanarak, onlara hoş görünme ve her dediklerini yapma kişiliksiz soytarılıkları ile almadı. Hatırlayınız bir dönem bu ülkeyi yöneten en üst seviyede insanlar “ABD ne diyorsa doğrudur. Bizim bir şey söyleyecek durumumuz yok” gibi lâflar etmişlerdi. 3 Kasım seçimleri yaklaşırken başka biri “ABD, bizi desteklerse Irak’ı işgali sırasında fazla sorun çıkarmayız” gibi aşağılık bir beyanat vermişti. Hiç olmazsa Apo’nun neden teslim edildiğine dair soruya “Ben de anlayamadım. Niçin teslim ettiklerini ben de bilmiyorum” cevabını unutmuş olamazsınız.

Demek ki, bazı durumlarda bilincin de yükselişe geçmesi için önce diplere düşmesi gerekebilir. Ne yazık ki, yakın dönem düşünce ve siyasi tarihimiz biraz böyle bir grafik özelliği gösterir. O sert çarpmayla acaba yükseklere bir sıçrama mı yaşanıyor? Böyle değilse bile, şu anda devlet ve millet kademelerinin her katında bir yükseliş yaşanmaktadır. Bilincin, aklın, heyecanın, azmin, kararlılığın yükselişi. O yaşadığımız sefil tecrübelerden sonra girdiğimiz bu süreç, beni onurlandırıyor. Onur duymam adalet ve naif insan ilişkileri dışına sapmayacak bir aidiyet duygumun, hakkaniyete yakınlığı sebebi iledir. Hakkaniyeti gözeten bir tarihe, kültüre ve bir millete ait olmanın onurlu kimliğini taşıyorum. Şahsileştirerek kullandığım dilin hepimizin, herkesin duygularını ifade ettiğini sanıyorum. Çünkü millet olmak bir üst benlik, bir üst kimlik sahibi olduğunu bilmek demektir. Millet olduğumuzu, merhum Âkif’in dediği gibi “hem de ne millet” olduğumuzu unutmamak gerekir. Allah, adalet ve insanlık için, bu değerler için can verdiğimiz vatan coğrafyası bir büyük bütünleşmenin coşkusu ile canlanıyor.

Bütünleşme, kardeşliği, dayanışmayı, ölüp de dönmemeyi gerekli kılabilir. İşte dün Dışişleri Bakanımız, büyük entelektüel Sayın Davutoğlu, Sarıkamış Şehitlerini anma toplantısnda esaslı bir konuşma yaptı. Her esaslı konuşma gibi o da insanı kalp damarlarından yakalıyordu. Yalın, açık, anlaşılırdı. Şehitlerimiz, belki de sadece bizi yaşatmak için, öleceklerini bile, gidip, dönmemişlerdi. Durmak, dönmek yoktur bu yolda. Sarıkamış’ta da, Çanakkale’de de böyleydi bu. Zulme, işgale, sömürüye diz çökmek yoktu. "Biz de diz çökmeyeceğiz” diyordu Davutoğlu, “Onun için dünyanın her bir köşesinden benimle birlikte Erzurum'a gelen büyükelçilerimizle birlikte bir ant içtik. Mademki onlar bedenlerinde can, dizlerinde derman kalana kadar yürüdüler. Bizler de dünyanın her köşesinde, ister sıcak ülkelerde ister soğuk ülkelerde olsun, bedenlerimizde can, dizlerimizde derman kalana kadar bu bayrağı daha yükseklerde dalgalandıracağız. Andımız olsun, ahdimiz olsun bu şehitlere ki; bu bayrak Afrika'da da dalgalanacak, İskandinavya'da da dalgalanacak, Avustralya'da da dalgalanacak, Şili'de de dalgalanacak. Onun için sadece bir yıl içinde 20 büyükelçilik açtık, vatan topraklarının o aziz bayrağını dünyanın her köşesine taşımak için."

Davutoğlu Hariciyemize yeni bir ruh, yeni gelenekler katmaya, kazandırmaya çalışıyor. Onlardan biri de işte üçüncüsü Erzurum ve Kars’ta yapılan Büyükelçiler buluşması. Düzenli aralıklarla bütün dünyadaki büyükelçilerimiz bir araya gelerek derin stratejiyi konuşuyorlar. Davutoğlu o bilge, cesur kişiliği ve hoca kimliği ile vizyoner bir konuşma yapıyor. Taktikler, talimatlar veriyor. Müthiş bir şey bu! Yıllar boyu monşerlerin ‘ne şiş yansın ne kebap’ anlayışına terk edildiği için pısırık, uyuşuk, hatta mıymıntı politikaları, değişen Türkiye gerçekliğine paralel olarak tarihin çöplüğüne atıldı bile.

Dış politikamız da insanımızın zekâsını, coşkusunu, cesaretini, beklentilerini, düşlerini karşılamalıdır. İşte şimdi öyle oluyor. Davutoğlu, ‘Yemin ettik’ diyor. Daha ne desin, nasıl bir açıklıkla desin. Dünyanın var olduğumuz ve ulaşabildiğimiz bütün coğrafyalarında, elimizden geldiği kadar bıkmadan, usanmadan mazlumun yanında olacağız diyor. Haksızlıkların karşısına çıkacağız; geri bırakılmış, servetleri yağma edilmiş halkların, ülkelerin yardımına koşacağız diyor.

Türkiye dünyanın çorak, bakir, yoksul, yetim, zayıf topraklarına can suyu akıtacak. Hayat götürecek, hayat olup gidecek. Kendi içimizde sağladığımız, sağlamak zorunda olduğumuz dayanışma dışarıya da insanlık, yardım ve medeniyet olup taşacak. Buna öyle şiddetle ihtiyaç var ki. Bir saniye, evet bir saniye bile duramayız. Dakikamızı bile telef, israf edemeyiz. Çünkü o bir dakika içinde kaç çocuk annesiz kalıyor. Kaç tedavisi mümkün hastalıklar sebebi ile insanlar ölüyor. Kaç yerde çatışmaların fitili ateşleniyor. O bir dakika içinde kaç hain, kaç fesat odakları cinayet, yağma, sömürü, zulüm, işkence planları yapıyor. O nedenle durmak, yorulmak yok.
Dünya bizi bekliyor.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 1
Bugün : 1
Bu Ay : 1
Toplam : 1

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom