Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Günahsız olan ilk taşı atsın

Hayat ince bir çizginin üzerinde gerçekleşen yürüyüşün şarkısını mırıldanmaya benzer. Bu yürüyüş ışığın içindeki karanlığa eşdeğer tutulan bir serüvenin ipuçlarını barındırır. En basit yaşayan ilkel insanın hayat penceresindeki hayal ile en modern ve elit olanların hayatı algılayışlarına kadar değişen bir renk tonuyla özdeşleşmiş durumdadır. Taşradan başlayarak mevcut sistemleri veya devletleri oluşturan insani yaşama modelleri ve bunların fotoğraflarını çeken sosyologların analizlerine dayanan bazı ütopik projeleri anlatılır. Bu karmaşık gibi görülen hayat modellerini inceleyen ve anlamlandıran, kafa yoran sosyal felsefeciler ve düşünürler sürekli gelişen ve değişen sorunlara çözüm aramak adı altında hayali tezlerin peşinde koşmuşlardır. Gerçek toplumsal değerleri göz önünde bulundurarak yapılan araştırma ve bilimsel veri niteliğindeki önemli toplumsal sorunlar ve çözüm önerileri yapılmıştır. Bunları okuyup pratiğe uygulayan siyasetçiler bürokratlar ve toplumun diğer kanaat önderlerinin ruh halleri bir rüzgârın kıvılcımlara dokunuşu gibi afakidir. Kurallar manzumesi ve bunların sosyal siyasal ekonomik temellerini oluşturan kitaplar dolusu cümle yığınları bir sosyal obje olan insanın hayatını karmaşık bir kaosa dönüştürmüştür. Aslında hayatımız ince bir çizginin üzerinde bir dizi estetik adımlar manzumesidir. Bu noktada sevgi ve nefret küçük tespit edilmesi çok zor olan bir çizgiyle ayrılır. Aşk ve ihanet, iman ve inkâr, dostluk ve düşmanlık, gibi toplumsal ahlaki modellerin inşasını ve yıkımını oluşturan kavramların çoğu böyle ince bir çizgiyle ayrıştırılır. Hayatın içinde oluşturulan bu yapay dönemeçler bizi kırılgan bir yelpazenin serinliğine sürükleyen göçmen kuşlara benzeştirmiştir. İdealler yaratarak yoluna devam eden insanoğlunun serüveni ilahi dinlerin ve seküler veya pozitivizmin temel sosyal dayanaklarını oluşturur. Bu ve bunun gibi bu düşüncelerin ve mesajların temel amacı yeryüzünün sosyal barışı sağlamak adına insan için kurgulanmıştır.

Bu insan yaşamının temel dinamiğini oluşturan unsurlara dayandırılır.

Ahlaki değerleri düzenleyen kurumsal yapılar toplumların ilk çağlarında bile bilge kişi olarak tanımlanan veya aydın olduğu kabul edilen insanların o konuyla ilgili görüşleriyle şekillenmiştir. Bu toplumsal değerler manzumesi iki temel kaynakla şekillenmiştir. İlahi dinlerin mesajıyla toplumları şekillendiren teolojik düşünceyle beslenenler yapılar ana bir unsurdur. Diğer bir yapı ise seküler kökenli pozitivist veya materyalist akımların beslediği düşünce dinamikleridir.

Hangi düşünce akımında gelişmiş olursa olsun topluma en pozitif hayat ve pozitif sosyal düzen oluşturmak gibi bir idealle yola çıkmış olmasıdır. Teorik olarak anlatılan bu gerçeğe yakın ve ütopik manifestoları, toplumun inşasını oluştururken kendi amaçları dışında uygulanmaya konulmuştur.

Toplumun en küçük birimi olan ailelerin kuruluş ve çözülme süreçlerinde teorik ve pratik her zaman birbiriyle alakasız bir noktaya gitmiştir. Devletlerin inşası sırasında bu sonuç değişmemiştir. Hükümetlerin kuruluşlarıyla aynı çıkar ve ihanet şebekeleri bireysel ve toplumsal manada kendi fasit döngüsünü oluşturmuştur. Toplumun elit kesimlerini oluşturan aydın siyasetçi, öğretim üyesi, bürokrat ve teknokratların uygulamalarında bunu görmek her zaman mümkün olmuştur. İdealler uğruna sosyal ve toplumsal ahlaki değerler kurmak için hayatlarını ortaya koyanlar mevcut zalim toplumsal olgular veya sistemler yok olunca yerine inşa edilen yapının şekli ve ismi değişmiş tonu daha farklı zona oturmuştur. Toplumun değerlerini iyileştirmek adına yapılan düşüncelere dayanan iyilik hareketleri ister siyasi ister insani amaçları taşısın, bireyin ve toplumun vicdani sorumluluğuyla ve sadakatiyle özdeşleşmek üzerine olmalıdır. Eğer bu ve benzeri değerleri farklı çıkar guruplarının hegemonyasına bırakılır ise toplumsal kaosa çağrı yapılmıştır. Bu zaman diliminden sonra yaşamak başlı başına bir eziyet haline dönüşür,

İşte dünyamızda kurulmuş olan devlet ve toplumların en önemli çıkmazı kendi meşruiyetlerini oluşturan yapılar kurmak ve bu yapıların tartışılmaz masumiyetini ve çıkarlarını korumak adına yok edilen binlerce yıllık kültürel ve ahlaki değerler manzumesidir. Bu durum bireysel insanın kendi vicdanıyla başlayan bir masumiyet ve toplumsal meşruiyet kavgasıdır. Bu düşünce penceresiyle bu dünyadaki değişimin ve dönüşümün ilk adımları atılabilir.

Kutsal kitaplardan bir örnek
Zina yapan bir kadını, hışımla İsa’nın karşısına getiren topluluk, kadını taşlayarak öldürmek isterler. İsa’yla alay etmek içinse; İsa’nın, nasıl bir ceza uygun gördüğünü sorarlar. İsa onlara aldırış etmeden, eğilmiş parmağıyla toprağa yazı yazar. Durmadan aynı soruyu sormaları üzerine doğrulur ve o muhteşem cevabı verir: içinizde günahsız olan ona ilk taşı atsın. Toplumun değer yargıları bize kimi ne diye mahkûm ettiğimizi ve özgür ettiğimizin gerekçelerini sorguluyor.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 548
Bu Ay : 2751
Toplam : 2751

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom