Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Türkiye'ye düşen büyük görev

Dünkü yazımızda “Bizim gerçekliğimiz sadece burayla veya orayla sınırlanamaz. İçeride ne kadar güçlü ve güvenli olursak dışarıda da o kadar etkili oluyoruz. Dışarıda ne kadar etkili olursak onun içe yansımaları da dengeli oranda köklü oluyor. Öyleyse duruş yerimizi ve tarzımızı buna göre belirlemek gerekir” demiştik. İddia ediyoruz, Türkiye kendi gerçek yerinde durduğu ve insanına engel olmadığı takdirde, bölgede hiçbir sosyal, siyasal, ekonomik matematiğin izah edemeyeceği büyüklükte bütünleşme ve etki sağlayacaktır. Bunun için gerekli koşullar da, istek de, birikim de mevcuttur. Bizde bazılarının ısrarla gelişmelerin önümüze getirip koyduğu gerçekleri algılamamasına karşın, dünya olup bitenleri görüyor.

Yine dün ABD’de yayınlanan New York Times’ta yer alan bir yazıda, “Güç kazanan Türkiye’nin, Irak’ın her yerinde nüfuzunu tesis ettiği ve yatırım yaptığı” belirtildi. Bu bizim için yeni bir bilgi değil. Ola ki, bazılarımız kendi ülkelerinin kudretlerini başka nazarlar üzerinden kavrarlar da kompleksten kurtulurlar.Söz konusu gazetenin birinci sayfadan verdiği ve Anthony Şadid imzasını taşıyan haber yorumda, ''Osmanlı'nın parlak günlerinden bu yana, son dönemde giderek güçlenen Türkiye'nin, Irak'taki nüfuzunu ve yumuşak gücünü, kültür, eğitim ve ekonomik ilişkiler yoluyla artırdığı, ağırlığını, nüfuzunu ve gücünü Irak'ın kuzeyinden güneyine her yerde gösterdiği'' görüşü dile getirildi.Türkiye'de siyasete yeniden yön veren Başbakan Recep Tayyip Erdoğan'ın AK Parti'sinin Irak'ta da aynı şeyi yaptığı vurgulanan yazıda, bu durumun tüm bölgede yansımaları olduğu ifade edildi.

Neler oluyor? Çok basit: Olması gerekenler oluyor. Türkiye, Irak’a, Suriye’ye, Lübnan’a, Filistin’e, İran’a, Azerbaycan’a, Gürcistan’a, Balkanlar’a, Asya’ya kendi doğal tarihsel alanına girer gibi giriyor. Oralar bizim doğal kültür coğrafyamız. Bu ülke de oradaki kardeşlerimizin doğal kültürel havzaları. Sınırlar kalktıkça, engeller aşıldıkça bunun böyle olduğunu kendiliğinden anlıyor, yaşıyoruz. Ticaret hacmimiz genişliyor. Eğitim ve kültür alanında muazzam işbirlikleri oluyor. Sivil toplum örgütleri, TİKA ve Yunus Emre Vakfı gibi kuruluşların da desteği ile oradaki kardeşlerimizle organik bütünleşmeler tesis ediyorlar. Bu çok boyutlu bütünleşme olmasaydı milyar dolarlarla ifade edilen ihracat gerçekleşmezdi. Sırf Irakta 700’ün üzerinde Türk firması faaliyet gösteriyor. Günde 1500 tır Irak’ın ihtiyacı olan çeşitli malları götürüyorlar. Bu her iki halkın zenginleşmesine, refahına yol açtığı gibi, felaket düzeyinde yaşanacak sıkıntıların da önünü alıyor. Bu bütünleşme zemini Nabucco’ya entegre edilmesi de düşünülen Kerkük-Yumurtalık boru hattı gibi dev enerji yatırımlarının da önünü açıyor. Vizeler kalkıyor, halklar yakınlaşıyor. Her geçen gün, geçmişte ne hain kumpasların kurbanı edildiğimizi biraz daha yakından anlıyoruz. Yapılacak diğer başka iyi işler için isteğimiz, heyecanımız artıyor. Son tahlilde burada bir büyük dayanışma modeli, bir büyük doğruluş kendiliğinden harekete geçiyor. Gelecekte bunun meyvelerini hep beraber daha çok yiyeceğiz. İşbirliği arttıkça, yanlış anlaşılmalar ortadan kalkacak, huzur, refah daha çok yayılacak. Merkezinde Türkiye olan muazzam bir güç ortaya çıkıyor, çıkacak.

Türkiye’nin yükselen gücü, başta İsrail’i sıkıntıya sokuyor. Bütün bu ülkeler Türkiye’nin doğal liderliğinde bir momentum kazanınca, İsrail’in manevra alanı daralıyor, daha da daralacak. İsrail çevresini saran bu ülkelerin bütünleşmesini, hele Türkiye gibi kendisine çok keskin ihtarlar veren ve net bir politik tavrı benimsemeye başlayan ülkenin öncülüğünde kenetleşmelerini asla arzulamaz. Bu onun için bir ölümdür. Çevredeki ülkeler birbirleri ile ne kadar sorunlu olurlarsa, kendisi için o kadar iyi olur. Onlar böyle düşünürler. Birliğimizi değil, parçalanmamızı ve amiyane tabirle birbirimizi yememizi isterler. Bunun için başta terör faaliyeti olmak üzere her türlü kanlı, kirli senaryoları devreye sokmaktan kaçınmazlar, kaçınmadılar. Düşünün ki, işgali, suikastı, terörü siyasi enstrüman olarak kullanıyorlar. Görünen o ki, güçten başka bir dilden anladıkları da anlayacakları da yok gibidir.

Her şeye rağmen, Müslüman’ı, Hıristiyan’ı ve diğer etnik unsurları ile bölge insanı, sonuna kadar İsrail’in cinayetlerine tahammül ve sabır göstermiştir, göstermektedir. Ama karşınızda ne bölgeye, ne dünya barışına dair sorumluluk duygusu olan bir devlet var. En son Sudan, Mısır ve Irak’ta sahnelenen olaylar aslında bir din savaşı çıkarmayı amaçlamaktadır. İki gün önce İbrahim Karagül yazdı. Bu olayların arkasında Mossad vardır. Kilise önlerinde patlatılan bombalar elbette bölgeyi karıştırmayı, daha fecisi Hıristiyanlarla Müslümanlar arasında bir din savaşını kışkırtmayı amaçlamaktadır. Bu saldırıların birçok amacı vardır. Amaçlarından en önemlisi de Türkiye’nin ve İslam medeniyet hareketinin önünü almaktır. Bütün bu ülkelerin siyasetçileri, aydınları oynanan oyunu görmelidir. Özellikle Türkiye’nin yöneticileri ve elbette Dışişleri Bakanlığı, bütün mekanizmaları çalıştırarak, çeşitli, yaygın programlarla (Zirveler, kongreler, partiler, medyayı bilgilendirme, çeşitli buluşma toplantıları vs) bu konuda aktif görev üslenmeli, yetkin ve yetkili olan herkesi aydınlatmalıdır. Bu Türkiye’ye düşen büyük görevdir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 10
Bugün : 430
Bu Ay : 4456
Toplam : 4456

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom