Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Güçlüler karşısında kudretli Türkiye

Türkiye bir büyük toparlanış içindedir. Toparlanışın medeniyetin eksenini değiştirecek boyutta etkilere sahip olduğunun bilincindeyiz. Şimdiye kadar dünyaya egemen olma gücünü elinde bulundurmuş aktörler de bunun bilincinde. Ne var ki onların gücü her alanda bizim zayıf düşmemiz sayesinde yükseliyordu. Şimdi ne onlar eskiye oranla baş edilmez bir güce sahipler ne de bizler eskideki gibi zayıfız. Türkiye’nin en korkunç zaaf noktası, kendisine olan inancını yitirmekle yaşadığı benlik ve kimlik bunalımı idi. Bunalımla kurtulmakla kazandığımız güven; tarihi, kültürel, jeopolitik unsurlarla birleşince dünyanın tam kalbinde, tam merkezinde yeni, köklü bir güç doğuyor. Türkiye’nin bölgesinin ve dünyanın mecbur olacağı etkinliğini ‘güç’ kavramı yerine ‘kudret’ kavramı ile açıklamak daha doğru olur. Çünkü güç daha çok kas kuvvetini çağrıştırıyor. Sonra biraz küt bir kelime. Kudret ise içinde bilgiyi, erdemi, merhameti, kendinden bir değer olmayı da içeriyor.

Türkiye kendini kudretli kılacak birçok eşsiz unsura sahip. Bu gerçek dün böyleydi, bugün de böyle. Bir farkla: Dün devlete egemen ideolojik anlayış, milletin değer kodlarına ilgisiz hatta karşı olduğu için; istenen, özlenen sıçrama bir türlü yapılamadı. Devletin kurumlarında yuvalanmış kimi karanlık kişiler, akıl almaz bulanık bağlantılarının gereği olarak, her defasında insanımıza ayak bağı oldular. Onların görevi adeta halkın atılım gücünü akamete uğratmak, ona hayal kırıklığı yaşatmaktı. Öğrenilmiş çaresizliğin kolları arasında kendimize güvenimizi yitirmiştik. Oysa şimdi bir büyük uyanışla kendimize güveni yeniden kazandık.

Güven duygusu, halkının duygu dünyasına daha yakın durmaya çalışan devleti de harekete geçirdi. Bu hareket olmaksızın istenen sonuçlar elde edilemiyordu. Şimdi devletin en üst katındaki aktörler toplumla birlikte Türkiye’nin gerçek gücünü, zenginliğini yeniden keşfettiler. Sırf kendimizi keşfetmekle elde ettiğimiz yeni konum bile, dengeleri değiştirecek bir merkez olmamıza yetti.

Bir yanda Cumhurbaşkanı, diğer yanda Başbakan, Dışişleri Bakanı, Türkiye’nin ve Türk insanının temsil ettiği değerleri son derece aktif, etkili bir tarzla, hem içeride hem dışarıda gündeme getiriyorlar. Dünya Türkiye ile yeni bir açı, yeni bir bakış kazanıyor. Bizim gerçekliğimiz sadece burayla veya orayla sınırlanamaz. İçeride ne kadar güçlü ve güvenli olursak dışarıda da o kadar etkili oluyoruz. Dışarıda ne kadar etkili olursak onun içe yansımaları da dengeli oranda köklü oluyor. Öyleyse duruş yerimizi ve tarzımızı buna göre belirlemek gerekir. Duruş yerimizi ve mantığımızı kavramak için isimlerini andığımız üç siyasi liderin eylem ve söylemlerini gözden geçirmeniz yeterlidir.

Gözden geçirmeyi ayrıntılı bir analizle yapmaya bile gerek yok. Her şey açık, ortada. Bu konuda Davutoğlu’nun 3 Ocak Pazartesi günü, Türkiye’nin yaklaşık 180 büyükelçisini bir araya getiren Üçüncü Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında yaptığı konuşmaya bakmak yeterli olacaktır. Davutoğlu, yeni vizyoner diplomasi çerçevesinde Türkiye’nin dünyadaki gelişmeleri bekleyip, yeni düzen oluştuktan sonra bunlara tepki veren bir ülke olamayacağını belirterek, şunları kaydetti: "Çünkü bunun bedelini Birinci Dünya Savaşı’nda yaşadık. Eğer bir düzensizlik varsa, bu düzensizliği ilk sorgulayacak ülkelerin başında geleceğiz ve eğer yeni bir düzen kurulacaksa, o düzenin temel taşını atan ülkelerin başında geleceğiz. Buna hakkımız var, buna tecrübemiz var, buna gücümüz de yeter. Bu kadar iddialı bir söylem dile getirdiğimizde hemen tepki veriliyor; ’Gücünüz yeter mi?’ Evet, yeter. Türkiye geçmişten gelen köklü devlet geleneği ve diplomasisi ile birçok şeye gücü yeten bir ülkedir. Şimdi rahatsızlık doğuran şey, Türkiye’nin sadece tepki veren bir ülke konumu ile artık yetinmemesidir. Son 8 yılda bu konum ile yetinmeyeceğimizi gösterdik. Bununla yetinmemiz tarihin akışının gerisinde kalmış olmamız anlamına gelir. Dinamik bir dünyaya karşı dinamik tepkiler vermemiz gerekir. Eğer dünya sürekli değişiyorsa bizler de statik olamayız.”

İnsan böyle derin stratejik bakış sahibi bir Dışişleri Bakanına sahip olduğu için iftihar ediyor. Davutoğlu’nun geniş ufku, derin, özgün, özgür bakışı, kendine güveni, bölgesel ve küresel sorumluluk bilinci, manevra kabiliyeti, denklem kurma becerisi, dinamiklerimizi harekete geçirmedeki yeteneği; özlemleri, birikimi, değerleri ile tam da bu milleti, bu çekirdek ülkeyi yansıtıyor.

Türkiye komşularla sıfır sorun politikası ile yol almaya devam ediyor. Duruşumuzu buna göre belirliyoruz. İyi de komşuların duruşu, orada olanlar da bir şekilde sizi etkilemez mi? Elbette etkiler. Bana kalırsa tam da bu noktada, bize çelme takmak isteyen kimi güçler, etrafımızda bir yangını alevlendirerek bizi o ateşin içinde boğmak istiyorlar. Diğer yandan durduk yere “iki dil” tartışması üzerinden gerilim yaratmak isteyenler, içine girdiğimiz seçim sürecinde etnik aidiyetlere duyarlı hassasiyetleri birbirine karşı kışkırtarak puslu bir hava oluşturmak, o ateşi Türkiye’de de yakmak istiyorlar. Böylelikle duruşumuz bozulmuş olacak!

İyi de bu kaosun kime ne yararı olacak?
Bu hesabı yapanlar ülkenin yararını mı düşünüyorlar ki böyle saf, masum sorular soruyoruz?
Gözümüz açıldı ve artık neler olup bittiğini çok iyi görüyoruz.
Milleti ve devleti ile bütünleşik Türkiye’nin kudretli atılımını hiçbir güç engelleyemeyecektir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 164
Bu Ay : 5146
Toplam : 5146

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom