Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Gerçekten değişebilirler mi?

CHP Kurultayı, siyaseti dizayn etmeye çalışan odakların geçmek zorunda oldukları bir süreçti. Kılıçdaroğlu etrafında oluşturulan ekibin, en az hasarla veya en fazla kazanımla amaca ulaşması üzerine kurgulanan süreç, kazasız belasız geçildi. Bir anlamda parti içinde Baykal ve önder Sav’ın ekipleri tasfiye edildi.

Parti Meclisi’nin değişmesi, anlayışın da değişmesi anlamına geliyor mu? CHP böyle bir felsefe ve politika değişikliğini gerçekleştirecek arzuya ve yeteneğe sahip mi? Türk Siyasi Tarihi açısından benim asıl önem verdiğim ana sorular bunlardır.

Ben CHP’nin ‘Yeni CHP’ klişesiyle gündeme getirdiği ‘değişiklik’ söyleminin içinin boş olduğunu düşünüyorum. Zaten yapılan muhteva değişikliği değildir. CHP makyajla halka dönük yüzünü farklı göstermeye çalışıyor, hepsi bu. Buna rağmen başta Sabih Kanadoğlu, İnönü ve Ecevit’lerin onur konuğu olarak ağırlanmaları gibi birçok sebepler, partinin özde bir değişikliğe gitmeyeceğinin açık işaretlerini veriyor.

Her şeye karşın CHP’nin değişmeyeceğini söylemek bir sabit fikir olarak algılanabilir. O yüzden şimdilik kendimizi koşullandırmayalım. Kabul. Ancak CHP hangi yönde, nasıl değişecektir? Daha fazla demokrat ve özgürlükçü mü olacaktır? Dine, toplumun kültür değerlerine daha yakın mı duracaktır? AB ve Kürt politikasını mı değiştirecektir? Dış siyasette ne gibi farklı vizyon ortaya koyacaktır? Zaten hükmü kalkmış devletçi Kapitalizm yerine nasıl bir ekonomik model, nasıl bir kalkınma programı öngörmektedir? Daha da önemlisi laiklik anlayışı Fransız jakobenizmini terk edip, insan hak ve özgürlüklerine dayalı bir çerçevede şekillenecek midir? Cevabı verildiğinde CHP’nin geleneksel ve taşlaşmış ideolojisini temelden sarsacak sorular bunlardır.

Bu sorulara, gelişen dünyanın ve Türkiye’nin yeni gerçekliklerine göre cevap vermeleri zordur. Onların bu yönde ciddi çalışmaları da yoktur. Vitrinde kimi isimleri değiştirmek, değişim demek midir? Kılıçdaroğlu’nun bir saati aşkın konuşmasına baktığınızda, bu temel konularda açılım işareti veren bir tek cümleye bile rastlayamazsınız. Yani değişim yüzeyseldir. Değişim belli bir grubun partiyi ele geçirme operasyonundan başka bir şey değildir. Ben böyle düşünüyorum. Böyle düşünmemi gerektirecek yığınla sebep var. Ama gerçekten değişeceklerine dair umutlarımızı besleyecek çok az sebep görünüyor veya görülmüyor.

Her şeye rağmen, CHP kendisinden umulmadık bir hamle ile sorularımıza denk düşecek tarzda, özgürlük ve demokrasi ağırlıklı bir yeni söylemi hayata geçirebilir. Bu elbette güzel bir gelişme olur. Sadece CHP açısından değil, bütün bir ülke için güzel bir gelişme olur. Ancak CHP için asıl tıkanıklık da burada başlar. Yani parti, felsefe olarak kendini yenilemeye kalksa eski alışkanlıklardan kurtulamayanlar ile karşı karşıya gelecektir. Onlar CHP’nin Ak Partileştiği tezini savunacaklar ve hatta epey etkili de olacaklardır. Yok, eğer mevcut kadrolarla geleneksel söylemlerini sürdürürlerse, o zaman da halk desteğini arkalarına alamayacaklardır. Gel de çık işin içinden.

Eğer Kılıçdaroğlu’nda şimdiye kadar bizim göremediğimiz, sezemediğimiz bir liderlik dehası ve kabiliyeti varsa, işte bütün o yeteneklerini şimdi ortaya çıkarmanın tam zamanıdır. Baykal ne der, Önder Sav ne der diye aldırmadan, İskender’in Gordion düğümünü kesip atması gibi, partide yeni bir milat başlatabilir. Ne kadar sürer bilmem; belli bir sıkıntı, belli bir huzursuzluk yaşanır belki ama sonunda CHP ve Türkiye kazanır. Hem sonra CHP’liler kendilerini her zaman ‘Yeniliklerin Partisi’ olarak lanse etmişlerdir. Tarihlerinde belli yenilikçi açılımlar da olmamış değildir.

İyi incelendiği zaman İnönü’nün CHP’yi Atatürk’ün partisinden çok başka bir mecraya taşıdığı görülür. Benzer açılımı 1972’de Ecevit İnönü’ye karşı yaptı. Ecevit’in yaptığı bir anlamda partinin felsefesini değiştirmekti. Değişiklik halk nezdinde karşılık da bulmadı değil. İki yıl sonra koalisyonun büyük ortağı olarak iktidara geldi. O sıralar kendini ‘ortanın solu’ tanımlaması içinde konumlandıran CHP, siyasi hayatımıza ‘demokratik sol’ kavramını soktu. Belki ilk defa ‘sosyal demokrasi’ kavramı ve değerleri o zamanlar siyasi hayatımıza girdi. Kötü mü oldu? Hayır. Belki o sıralar ve sonralarında bu kavram samimi olarak yaşanılır kılınsa, sosyal demokrat ilkelere bağlı kalınsaydı bugün Türkiye’nin siyasi partiler ve iktidar görünümü başka olacaktı. Sosyal demokrasi kültürü yerleşecek, gelişecekti. Her neyse belki de CHP, genetiğine işlemiş özgürlük korkusu ve dine karşı uzak durma alışkanlığını aşamadı.

İşte şimdi çok önemli bir fırsat yakalandı. CHP artık darbeleri, darbecileri himaye etme kötü alışkanlığını bir yana bırakarak gerçek, köklü bir açılım yapabilir. Bu açılım iktidar yürüyüşüne de yol verebilir. Ne ki, siz daha işin başında, darbecileri kurultayınızın onur konuğu olarak başköşede ağırlarsanız, parti genel sekreterliğini onlardan birine verirseniz, kendi ellerinizle kendinizi zora sokarsınız. Biz de o nedenle perşembenin gelişi çarşambadan belli olur hesabı sizin yeni CHP’nizi ‘eski tas eski hamam’ olarak niteleriz.

Yalan mıyım?

CHP gerçekten değişebilir mi?

Farklı bir şey var da yoksa ben mi göremiyorum?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 868
Bu Ay : 4009
Toplam : 4009

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom