Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Bu da geçer çünkü! Bu da geçer.

İmkânlı bir adam, ilmi olgunluğa sahip yakın dostuna sormuş: “Bana bir şey ver veya göster ki, canım sıkılınca ona bakıp neşeleneyim” demiş. İlave etmiş “Aynı zamanda ona baktığımda üzüleyim” Hadi çıkın işin içinden. Hadi düşünün bakalım. Baktığınızda kederliyken sevineceğiniz, sevinçliyken üzüleceğiniz ne olabilir? Bilge kişi imkânlı insana bir yüzük yaptırmış. Dostuna vermiş. Gerçekten de adam sevinç halinde baktığında üzülüyor, üzüldüğünde bakarken seviniyormuş. Çünkü yüzüğün üstünde “Bu da geçer” yazıyormuş.

Herkesin böyle bir yüzüğü olmalı mı bilmem. Zorlu zamanlar mı yaşıyorsunuz? Sabredin, bu da geçer. Nasıl olsa geçmeyen bir şey yok. Zaman geçip gidiyor. Zamanla birlikte bizde işte geldik gidiyoruz. Bitimsiz bir sevinç, bitimsiz bir hüzün yok. Ayet de böyle söyler. “Her zorluktan sonra mutlaka kolaylık vardır” Bu da geçer. Ben bu sözü eski Türkçe orijinaliyle bir dergâhta okumuştum. Bir ara Konya Müzesine müdürlük, sonra Kültür Bakanlığında müşavirlik yapan Sayın Mehmet Önder bir dergâh yapısını slaytından anlatırken bu söz karşımıza çıkmıştı. Allah rahmet etsin. Munis, münif, hoşsohbet bir insandı. Hatta bu söz üzerine müthiş bir espri yapmıştı. Titrek naif sesiyle “Geçer ama kayar da geçer” deyince hepimiz gülüştük.

Şimdi herkesin böyle bir yüzüğü olmalı mı? Ama fazla çabaya, masrafa gerek yok. Bakın ben size biraz neşe veya biraz üzüntü lâzım olduğu zaman, bakmanız gereken tek şeyi söyleyeceğim. İsterseniz bir komedi izler gibi bakıp kahkahadan kırılınız, isterseniz bakıp üzüntüden kahrolunuz. Bu iki duyguyu nasıl oluşturuyor, nasıl yansıtıyor anlamak mümkün değil diyordum. Bir şey nasıl olur da istendiği zaman hem insanı kahredercesine üzer ve nasıl olur da aynı anda gülme krizlerine sokar? İşte onun özelliği de burada zaten. Olmayacak bir şeyi başarıyor. İmkânsızı başarıyor. Bu bir kişi.

Yukarıdaki fıkrayı bana dün bir dosttum anlattı. Sözün başında hemen araya girdim. “Ben böyle bir şey, daha doğrusu böyle birini tanıyorum” dedim. “Kemal Kılıçdaroğlu!” İster bakıp gülün, ister bakıp ağlayın. Bu bize bir eğlence midir, yoksa bir ceza mıdır bilemiyorum. Şu aşamada, bir insanı, sözünün doğruluğu ya da yanlışlığı ile değerlendirecek durumda değilim. Hele değişen zamanların, birçok görüş ve tutumları, bir anda haklı veya haksız yapabildiği durumlarda, hiç mi hiç bu değerlendirme uygun düşmez. Aslında ahlaki de olmaz. Demokrasiyle de bağdaşmaz. Çoğulculuk farklı düşücelerin rahatlıkla gündeme geldiği, tartışıldığı ortamlar gerektirir. Farklı olana saygı duyacaksınız. Kılıçdaroğlu’nun ve en üst seviyede temsil ettiği CHP’nin doğruları da yanlışları da kendilerinedir. CHP de bu memleketin bir realitesidir. Ancak hâlâ Kılıçdaroğlu’nun ne dediğini, neyi savunduğunu anlayabilmiş değilim. Anlayan varsa beri gelsin. Çünkü şöyle ya da böyle değer vereceğimiz bir sözü yok ki, en fazla ertesi gün aksini savunmasın(lar).

Kendi kendilerini nakzediyorlar. Bunu nasıl başarıyorlar hayret ediyorum. Çarpık bir zihin yapısı diyeceğim olmuyor. Akıl tutulması kavramı denk düşmüyor. Bu her iki kavramda da hiç olmazsa zihinsel tutarlılık vardır. Yok. Bunlarda tutarlılık adına bir şey yok! Gülüyorum, gülerken üzülüyorum. Ne olacak bunların hali diyorum. Milleti, hayatı ciddiye almadıkları belli. Kendilerini de ciddiye aldıklarını sanmıyorum artık. Asıl sorun da buradan kaynaklanıyor olmalı. Kendilerini ciddiye almıyorlar ne demek? Yani insan varlıklarının saygı duyacakları ne bir özü ne bir amacı var. Ciddi, samimi anlamda bir benlik meseleleri yok gözüküyor. Böyle olunca ilkesiz, etik kuralları dert etmeyen, sorumsuz bir dille konuşabiliyorlar. Çünkü kendilerini bağlayan hiçbir kaide yok.

Rakibini yok etmek için her şeyi mubah sanma sorumsuzluğu, kendilerini halkımız nezdinde hiçleştiriyor haberleri yok. Bütün millet dalga geçiyor. Onlar ne Türkiye’nin, ne tarihimizin ne de insanımızın ciddiyetini kavrayabilmiş gözüküyorlar. Dalga geçiyorlar. Hafife alıyorlar. Hakaret ediyorlar. İşin tuhafı söyledikleri kötü sözler de şahsen beni fazlasıyla üzmüyor. Değer vermediğim bir kişiliğin sözü, niçin beni üzsün ki? İşte tam da bu noktada üzülüyorum. Bakın yine dün bir beyanat vermiş. “Suç Ak Parti iktidarında değil, onu gözü kapalı destekleyende” diyor. Yani insanımızı suçluyor. Politikanın en basit ilkelerini de bilmiyorlar anlaşılan. Kardeşim siz çelişkili, tutarsız bol lâf kalabalığından başka ne biliyorsunuz Allah aşkına? Yani Ak Partiye oy verenler gözü kapalı veriyor ama CHP’ye oy verenler gözü açık veriyor öyle mi? Bunu demeye getiriyor. Yenilgi ile çıktıkları hemen her seçimde halkımızı aşağılayan sözler söylediler. Ertesi gün de kalkıp pişmiş kelle gibi pişkin pişkin sırıtarak halk sevgisinden bahsettiler.

Bu Kılıçdaroğlu ve partisi tam bir trajikomik film gibi. Bu işleri ‘oyun’ sandıkları bu günlerde, onları iyice izleyin. Bir daha bu fırsat ele geçmeyebilir. Bu da geçer çünkü. Bu da geçer!

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 230
Bu Ay : 17891
Toplam : 27149

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom