Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Türkiye davası

Türkiye, millet olarak varlığımızı pekiştirerek yaşanır kıldığımız vatan sathıdır. Türkiye gerçekliği, ayrı ayrı her birimizin gerçekliği ile çoğalan, anlam kazanan bir tanıma denk düşer. O nedenle Türkiye davası yaşanan pratiği ile birlikte tarihsel, kültürel kaynakları besleyen, yine o kaynaklardan beslenen bir ideal olmalıdır. Bu bir davadır. Türkiye’yi, Türkiye davası’nı kazanamazsak tüm davaları kaybederiz. Çünkü Türkiye ayağımızı bastığımız zemindir. Bu zeminin sağlam olması halinde duruşumuz daim ve kaim olur. Türkiye bir büyük, bir canlı birlikteliktir, beraberliktir.

Bu dava, dün başlayıp yarın bitecek bir dava değildir. Nesiller boyu süren, sürecek bir ruhun; hayatımızı, ülkemizi ve benliğimizi aydınlatacak meşalesini elden ele taşıma gayretidir. O ışık, aydınlığını derin kültürümüzden, hakkı ve hakikati merkeze alan medeniyetimizin parıltısından almaktadır. O sebeple bizim birlikteliğimiz köklüdür, anlamlıdır. Bizi birlikte kılan, aynı amaç ve yolda birleştiren ideal, Türkiye inancıdır. Ülkemizi her geçen gün daha aydınlık, daha mutlu kılmak için yola çıkmak, durmamak gerekmektedir. Bitmeyen, bitmeyecek olan enerjimizi, ülke ve millet sevgisinden almalıyız. Bu işin sağı solu, aydını cahili olmaz. Çünkü Türkiye hepimizi saran bir iklimdir.

Türkiye bir büyük gerçekliği ifade ediyor. Türkiye tarihi ile kültürü ile yaşam dolu, bol gönüllü, çalışkan, inançlı insanları ile bir büyük gerçekliği ifade ediyor. O sebeple bizi dar açılarla, sığ bakışlarla anlamak isteyenler gerçekliğimizi kavrayamadılar. Bu dar açı siyasetinin olumsuz sonuçlarını hep beraber yaşadık. Kendi gerçek yerimizi, gerçek gücümüzü, gerçek istikametimizi bulamadık. Bu büyük ülke küçük hesaplara sığmaz, sığmadı.

Küçük hesaplar ile üretildiği sanılan kısır siyaset, memleketin ufkunu kapattı, enerjisini tüketti. Sonuçta ülke tüm değer ve dinamikleri ile küçüldü, daha da önemlisi küçük düşürüldü. Kendini küçük görme kompleksi, başkalarının bizi küçük düşürmesine esaslı gerekçeler oluşturuyordu. Düşünün ki, bu memleket uzun yıllar siyaset üretemeden var olma yolunu seçti. Çeşitli kamp ve bloklara boyun bükerek, her istenene evet diyerek bir denge oluşturmak, barışı bu yolla kurmak istedi. Etkisiz bir ülke olduk. İtibarımız yok denecek kadar azdı. Neredeyse kimse bize itibar etmez oldu. Daha da vahimi düşmanca duyguları azdırarak içimizi de dışımızı da dünyaya kapatmıştık. Kendi kendimizi önemsizleştiriyor, etkisizleştiriyorduk. Ne dünyada, ne bölgemizde hiçbir denklemde etkili eleman olarak var olamıyorduk.

Türkiye, aklı tutulmuş feraseti bağlanmış iktidarların elinde çok talihsiz dönemler yaşamıştır. Kendilerine güvenleri olamayanlar, ülkenin öz güvenini yitirmesine yol açmışlardır. Kafalarının içinde karanlık ve öfke büyütenler; ülkenin ufkunu kapatmışlar; hayatı acı, yokluk, kan ve karanlık içinde bırakmışlardır. İzlenen yanlış siyaset, toplumda barışı, kardeşliği, kalkınmayı artırmadı. Ancak anarşiyi, terörü, faili meçhulleri artırdı. Yokluğu, kıtlığı, kuyruğu çoğalttı. İnsanımız sıkıyönetimler ve darbeler aralığında sadece baskıyı yaşamadı. Bir lokma ekmeğe de muhtaç edildi. Bu memleketin insanı bırakınız lüks konutlarda, sağlıklı beslenmeyi, iyi eğitim almayı; yüz gram çay için, bir paket sigara, yarım litre gaz, bir kilo şeker için, tüp için, benzin için, ekmek için kuyruklarda ömür tüketti.

Bütün bunlar niçin oldu? Ülke kaynaklarımız mı yoktu? İnsan kaynaklarımız mı yetersizdi? Avrupa’da var olduğu söylenen ‘üretim aklı’ ve girişim ruhu mu yoktu bizde? Yeterli tarihsel tecrübeden yoksun, köksüz bir ülke miydik? Bir kabile devleti miydik? Hiç biri, değildi. Bugün çok net olarak görüyor ve biliyoruz ki, geçmişte ziyan edilen yılların, yok edilen kuşakların baş sorumlusu, ülke yönetiminde söz sahibi olan zümrelerdir. O zümrelerin sözüm ona siyasi ve entelektüel destekçileridir. En zor zamanlarda bile bu seçkinci kesim lüks içinde yaşadı. Devletin imkânlarını kendi keyifleri için kullandılar. Hiçbir zaman halkı düşünmediler. Halkın sorunlarına, acılarına, çığlıklarına kulak vermediler, ortak olmadılar. Vicdanları kararmış, körelmişti. İnsanımızdan, insanımızın duygu dünyasından kopuk yaşıyorlardı. İnsanımızı sömürge ülkesi vatandaşı gibi, hizmetçi gibi, kendilerini ise milletin efendileri gibi görüyorlardı. O nedenle ülkenin, insanımızın kalkınmasını ciddi manada dert etmediler. Hâlâ da edemiyorlar.

Ama şimdi kişiliğini, kimliğini bulmuş binlerce, milyonlarca nezih yürek, vatan sathını, coşku ile heyecanla, çalışkanlıkla, Türkiye davası ile doldurmaktadır.

Yolumuz uzun, yükümüz ağır, işimiz çok.

Boşa geçirecek vaktimiz yok.

Bu duygulanımla, bu mübarek günde birbirimize dua edelim ve duamızın gereğini yerine getirelim.

Cumanız sizi mübarek kılsın.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 423
Bu Ay : 4449
Toplam : 4449

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom