Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Hangisi gerici?

Geçenlerde yeni kurulan üniversitelerimizden birine ‘Kâtip Çelebi’ ismi verildi. İzleyenlerin bildiği üzre, sözüm ona kimi ilerici takımı, akıllara ziyan gerekçelerle bu isme karşı geldiler. Bu isim bir bilim kurumuna yakışmazmış. Niçin? Çünkü Kâtip Çelebi yüzyıllar önce yaşamış bir Osmanlı mollası imiş. Bunun yerine önerilen isimlerin hemen hiç birinin ilimle, bilimle ilgileri yoktu. Bu da ayrı bir trajikomik durumdu. Düşündüm; acaba karşı çıkanlar Kâtip Çelebi’yi ne kadar biliyorlardı? Nicedir yazayım diyordum. Kısmet bugüne imiş.

17. yüzyılda yaşamış Kâtip Çelebi, sanıldığı gibi sadece islâmi ilimlere yoğunlaşmış bir şahsiyet değildir. Pozitif bilimlerle daha fazla uğraşmıştır. Haritacılığı geliştirmiş, haritalar çizmiş. Döneminin toplumsal yapısını incelemiş, ileriye dönük öneriler getirmiş. O, döneminin en aydın, yenilikçi düşünürüdür. Duraklama döneminde, toplumun ve siyasal işleyişin tıkanıklığını önceden görmüş, bunları analiz ederek, çözüm yollarını göstermiştir. Uzun asırlardır daraldığını gördüğü entelektüel ufku genişletmeye çalışan az sayıda Osmanlı aydın ve bilim adamlarından biridir. Bütün gücü ile yaşadığı çağın sorunlarına çözümler üretmek istemiştir. Dünyayı bir bütün olarak algılamaya çalışmasının doğal sonucu olarak, yeryüzünde cereyan eden beşeri olayları da birbiriyle ilişkilendirerek, yani güçlü bir diyalektik kurarak, anlamaya çalışmıştır. Bu anlamda Çelebi, bütüncül düşünceyi elden bırakmamıştır. Batıda ticaret ve üretim faaliyetleri, ardından keşif ve icatlarla başlayan yeni modern dönemi erken algılamış, isabetli analizler yapmış, tedbirler geliştirmiştir.

Osmanlı modernleşmesi Kâtip Çelebi ile ortaya çıkmıştır dense yeridir. Geliştirdikleri ilmi ve fikri çalışmaları yakından izleyecek kadar batıyı bilen bir zattır. Batıyı birincil kaynakları ile dolaysız araştırmıştır. Kâtip Çelebi’nin batının bilimsel kaynaklarını kullanan ilk Osmanlı aydını olması tespiti, neredeyse konuyu araştıranların birleştiği ortak kanaattir. Yaptığı sentezler ve çözümlemeler; ona, uluslararası haklı bir ün kazandırdığı için, ölümünden kısa bir zaman sonra, yazdığı bütün kitaplar, batı dillerine çevrildi. Yaptığı çalışmalar batı dillerine çevrilen son Osmanlı âlim ve düşünürlerindendir. Kâtip Çelebi böyle bir değerdir. Kimilerinin farkında olmadığı bu değer, bilim dünyasında evrensel bir üne sahiptir. Bu bakımdan Kâtip Çelebi, aslında yöresel sınırları aşmış bir bilim ve düşünce adamıdır. Her biri ayrı kıymette onlarca eseri vardır.

Son zamanlarda kültür Bakanlığı prestij eserlerinden biri üstada ayrıldı. Araştıranlar çok ilginç verilerle karşılaşacaklardır. Ben burada onun başka yayınevinin bastığı bir eserinden bir alıntıyı sizlerle paylaşacağım. Asırlar önce sahip olduğu geniş ufkundan dimağımıza yansıyan ışıkla, dünyamızın aydınlanacağından kuşku duymuyorum.

Kâtip Çelebi rum Sureinin 32. ayetine istinaden, dini düşünce bile olsa onun taassuba dönüştürülmesinin ancak kâfirlere has bir tutum olduğunu belirttikten sonra şöyle yazar: “Ve bunlardan kimi akıllıdır. Bu ihtilafın hikmetini inceden inceye düşünüp anlar, altında nice maslahatlar bulur. Ve kimsenin mesleğine ve meşrebine dahil ve taarruz eylemez. Eğer kendi din anlayışı gereğince bu iş kötü ise, kalbinden inkâr ile iktifa eder.

Kimi de ahmaktır. İhtilaftaki hikmeti bilmez. Bütün halk bir mezhepte ve bir meşrepte olsun diye ve mümkün olmayan şeyler tasavvur eder. Din işlerinde, gereksiz kavga yasak iken, müdahale ve taarruz derdine düşüp, insanlar arasında yerleşip karar bulan işleri kaldırmaya çalışır. Halbuki bu mümkün değildir. Beyhude yere zahmet çeker. Şimdi, basiret ehli olanlar için gerekli olan şudur: İnsanlığın ayrılmaz bir vasfı olan ictimai ve medeni hikmetin icab ettiği şeyleri öğrenenler, halkın sınıf sınıf bölünmelerine, her kısmın hal ve durumlarına vakıf olalar” (Kâtip Çelebi, Mizânu’l-hak fi ihtiyâril-ehak –İslâmda Tenkid ve Tartışma Usulü, s.46, Sadeleştirenler: Süleyman Uludağ, Mustafa Kara, Marifet Yay. İst.1990)
Daha sonra akıllı insanların dünyayı ve diğer toplumları iyi etüd etmelerini ve izlemelerini tavsiye eder. Bu kitap 1656 yılında yazıldı.

Kâtip Çelebi’nin söylediği çok açık. “İnsanları tektipleştirmeye çalışmak ahmaklıktır. Bu ahmaklığı sürdüremezsiniz. İnsanların özgür tercihlerini sınırlamayınız. Farklılıkları imkâna dönüştürünüz ve onları iyi anlamaya çalışınız” diyor. Bu sözlere bakıp kimin ilerici, veya gerici olduğunu düşününüz. Kimin engin bir bakışa, kimin dar kafaya sahip olduğunu anlayın.
Özellikle, insanları kendi ideolojik dayatmaları ile hizaya sokmak isteyen tektipleştirmeye doyumsuz ilericilerin dikkatine takdimimdir.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 321
Bu Ay : 2524
Toplam : 2524

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom