Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Gözlerinde bembeyaz gündüzler

Bu toplum, ters esen rüzgârlara uzun yıllar dayanabildiyse, şuursuz da olsa, belirleyici ekseninde İslâm olan geleneklere dayanması sebebi iledir. Geleneksel anlayışın sahip olduğu şuur seviyesi irdelenebilir, eleştirilebilir. Bu kritik yapılmalıdır, yapılıyor da. Toplumun sahip olduğu değerleri üstün bir bilgi ve şuur yoğunluğu ile korumuş olmadığı düşüncesine ben de katılırım. Buna rağmen, tüm resmi destek ve sözüm ona entelektüel çalışmalarla dine ve geleneğe karşı sürdürülen karşı hareketler, istenilen amaca ulaşmamışsa, bunun asıl sebebi, insanımızın inancında samimi olmasının yanında, dayatılan ideolojinin içerik ve yöntem olarak zayıf, banal olmasındandır.

Kandil geceleri, Ramazan ayı ve bayramı, hac ve Kurban bayramı ve elbette günde beş vakit ikame edilen namaz; ruh ve gönül dünyamızı tahkim etmiş, dirençli kılmıştır. Geleneksel dini değerlerimizle bütünleşen varoluşumuza yönelik birinci ve en önemli tehdit dalgası atlatılmıştır. Şimdi toplum varlığının anlamını yeni örgütlenme ve bilinçlenmeyle tekrar gözden geçirmekte, tabir yerindeyse yeni bir varoluş inşa etmektedir. Hamdolsun bu olgunluğa eriştik. Yeni bir şuur, yeni bir benlik inşa edilirken, simgeler, motifler tekrar anlamlandırılmaktadır. Hacc ve Kurban yeniden idrak edilen anlamları ile topluma canlılık, dirilik katarak hayatı biçimlendirmektedir. İlahiyat fakültelerinden İslâmi duyarlığı olan insanlarımızın özellikle genç kuşakların; bu gün ve kavramları farklı bir ruhla, tevhidi bir duyarlıkla anlamlandırdığı gözlenmektedir.

Yeni duyarlık biçimleri özdeşmenin, öze dönüşün güçlü işaretlerine sahiptir. Ve yine ibadetlerin hayatı yönlendiren bir mahiyeti olması gerekir. İnanç ve ibadetlerimiz hayatımızı ne kadar etkiliyorsa o kadar sahihtir denilebilir. Geleneksel anlamda ibadet dolu bir hayattan, hayat dolu ibadet safhasına geçilmektedir. Bu bir diriliş haberi, bir uyanış müjdesidir. Müjdeyi her dem taze tutmak, yenilenen heyecanlara akıtmak gerekmektedir. Kurban samimiyetimizi, heyecanımızı, bağlılığımızı yoğunlaştıran bir ibadettir. Kurban bayramını bu yenilenişin, bu kendimizden geçişin, kendimizi aşmanın; bağlarımızdan, engellerimizden, ağırlıklarımızdan kurtuluşumuzun bir mükâfatı bilmelidir. Kurtuluş elbette sevinç iklimi oluşturdu ve hep oluşturacaktır.

Kurbanın anafikrinde Allah’a kayıtsız koşulsuz yönelmek ve Rabbimiz için her şeyimizden vazgeçme inancı vardır. İnanç ve kararlılık. İbrahim muvahhid anlayışın hanif öncüsüdür. Tevhid üzre olmak Allah’a hiç bir surette şirk koşmamakla mümkündür. O’na yönelen inancı, sevgiyi, itaati azaltacak, gölgeleyecek her unsur tevhidi zedeler. Bu sevgili çocuklarınız en sevdiğiniz İsmailiniz de olsa zedeler. İbrahim olmak kalpte Allah sevgisinden başka bir sevgi barındırmamayı gerektirir. Gerekirse en sevdiğinizden yani İsmail’inizden vaz geçeceksiniz. Yoksa İbrahim olamazsınız. İbrahim olmak yani Allah’a ortak koşmaksızın ve katıksız iman etmek; gerekirse İsmail’ine bıçak atmakla mümkün olacaktır. Bu zor bir iştir evet. Ancak İbrahim olmak da kolay değildir. Herkesin bir İsmai’i vardır. Para, mevki, makam, her türlü arzular, sevgililer; daha genel yaklaşımla öfkeleriniz, korkularınız, saplantılarınız, tutkularınız birer İsmail’dir. Bütün onlara bıçak atmalı, benliğinizi kapatan, körelten, zayıflatan o bağlardan kurtulmalısınız. Allahuekber!

İşin ilginç yanı, bağlarınızdan kurtulmaksızın kendiniz olamıyorsunuz. Gerçek anlamda İsmail’inize ondan vazgeçtiğiniz an sahip oluyorsunuz. İsmail olmak da kolay değil. İşin özü Allah sevgisinde İbrahim olmak da İsmail olmak da güzel ve kutludur. Yenileniş, korku ve titreme çizgisinden sonra başlayacaktır. Allah’a dost olma yolunda birbirimizle sınanıyoruz. Allah’a dost olma yolunda birbirimize karşı kaprislerimizden, öfkelerimizden, aşırı tutkularımızdan vazgeçmeli değil miyiz? Yoksa anlamlı, samimi, kişilikli birliktelikler kurulamaz.

Ufukta bu duygularla donanmış şafak erleri görüyorum. Gözlerinde bembeyaz gündüzler taşıyorlar. “Çıkıp çıkıp geliyorlar bir karanlık geceden”

Bu çerçevede Ali Şeriati’nin ‘Hacc’ adlı eseri ve Soren Kirekegaard’ın ‘Korku ve Titreme’sini bayram sürecinde bir kez daha okumakta yarar var diye düşünüyorum.

Bayram hak edenleri mübarek kılacaktır.

Selâm ve dua ile.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 778
Bu Ay : 5760
Toplam : 5760

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom