Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Gün döndü! Bugün yeni bir gündür

“Realite, toplumların tüm alanlarda birden ilerleme yapmasıdır. Kuşkusuz ilerlemenin başat öncülleri, entelektüel ve ekonomik güçtür. Batı bu iki güç etrafında toparlanıp ayağa kalktı. Ters benzerlikle, biz de eş zamanlı olarak, hem entelektüel güçümüzü hem ekonomik zenginliğimizi yitirdik”

Dünkü yazımda böyle demiştim. Aslında bu ifadeler çok yüksek bir hakikati ifade etmiyor. Dünya kurulalı beri var olan bir medeniyet yasasını yineliyor o kadar. Bu genel kuralı İbn-i Haldun’dan, Farabi’ye, Hobbes’tan Voltaire’e kadar çoğu düşünürde bulursunuz. Biz bu çok basit gerçekleri, özellikle ülkemizde yaşanan güzel gelişmelere umut ve heyecan ekleyerek anlatıyoruz. Anlatıyoruz ama bazıları ısrarla göz önünde olan gerçeklere gözünü kapatıyor. Bir de İtalya’dan Sardunya’lı Sosyalist düşünürden hareketle söyleyelim. Döneminin faşist yönetimi “Bu adamı susturmak, hiç olmazsa bir süre konuşmasını önlemek gerekir” diye onu hapsaneye tıkmıştı. Orada dönemin entelektüellerinin ufkunu açan “Hapsane Defteri” ni yazdı. Gramscı’den söz ediyorum. (Gramscı, Hapsane Defterleri, Çev. Adnan Cemil, Belge Yay. 3. Bas. İst.1997) Yerli düşünceye dudak kıvıranlar bakarsınız onun sözüne kulak verirler.

“Gelişmiş ya da gelişmekte olan toplum iradesinin atılımlarına elverişili, zorunlu ve yeterli maddi koşullar bulunmalıdır. Ama açıkça anlaşılır ki, nicelik bakımından hesap edilebilir olan “maddi” öncül, belirli bir kültür düzeyinden, yani bir fikir hareketleri bütününden ayrı düşünülemez” (s.120) “Düşünce ve ahlak alanındaki bir reform, zorunlu olarak bir ekonomik reform programının ve bir ekonomik reform programı da düşünce ve ahlak alanındaki bütün reformların somut olarak görünüşüdür” (s.216)

Doğru kendisini tartışmasız olarak herkese kabul ettirme niteliğine sahiptir. Doğru söze ne denir? Buradan kendimize dönelim: Türkiye artık Batı’nın hasta adamı değildir. Yüzyıllık uykusundan uyanmış, içine düşürüldüğü kuşatmayı yarmış, maddi ve manevi olarak kendi gerçekliğiyle buluşmuştur. Sahip olduğumuz gerçeklik; özünde, bütün bir yeryüzünün muhtaç olduğu huzur ve erdemi yeniden tesis edecek bir yüce medeniyetin ateşini taşımaktadır. İddialı, kibirli bir cümle mi oldu? Hayır. Siz kendinizi hiçleştirirseniz, başkalarının sizi küçük görmesine gerek kalmaz. Hayır, ne biz, ne başkaları önemsizdir. Ne olmadığımızı, ne olduğumuzu anlayarak kavrayacağız. Millet olarak, kimseye egemen olmak gibi bir niyetimiz olmadı ama başkasının tahakkümünü yok etmek gibi bir amacımız olmalıdır. Başkası varlığını sürdürmeyi beni yok etme planı üzerine kurabilir. Bizim var olma kavgamız başkasını yok edecekse onu bilemem. Kahırlarından ölsünler derim.

Bütün bir yeryüzü huzursuzluk ve bunalım kanamakta, kaynamaktadır. Kötü gidişe, fikir ve güç olarak engel olacak, daha da önemlisi alternatif bir çözüm ve çıkış gösterecek seçenekler yok edilmiştir. Biz de sahip olduğumuz değerleri, yaşayan canlı algılar olarak pratik hayata katamadığımızdan, seçenek olma özelliğimizi baştan yitirmiştik. Daha da önemlisi bilincimiz körelmiş, basiretimiz bağlanmıştı. Kendi ayrımımızda bile değildik. Kendi ayrımında olamayan nasıl başkasının farkında olacaktı? Tüm hatlarımız çökmüştü.

İşte şimdi gökyüzü açılıyor ve vuruyor ışıkları üstümüze! İşte şimdi maddi -manevi anlamda ve alanda bir yüce bilinç yükselişe geçmiştir. Bu, hayatlara can verecek damarların harekete geçmesidir. Hareket sadece ekonomide değil; kültürde, inançta da gözlenmektedir. Bütün bir millet, bu konuda fazlasıyla ve özenle duyarlı olmalıdır. Duyarlı olmak; yapılan, yapılacak olan devrimin insani, imani sorumluluğu olmalıdır. Hem biz hem çevremiz ve sonra bütün dünya bu devrime muhtaçtır. Nesnelleşen dünyanın, nesnelleşen insanın tüm aşkın değerleri çökmüştür. Dünya soluksuz kalmıştır. Nefesi tükenmiştir. Ruhu körelmiştir. Vicdanı kararmıştır.

Bir kıvılcım, bir kıpırtı halinde var olsa da; bütün bir insanlığın bozulmamış benliği, kalbi; bizden, buradan bir haber beklemektedir. Belki şuuraltı bir bekleyiştir bu. Belki habersiz, belki uzak yıllar sonrası için bir bekleyiş. Ama işte bu devrimin ateşi yanmıştır. Parıltının en güçlü kanıtı, insanımızın kendine ve imanına güvenmesidir. Aşkıdır, umudu, azmidir. Savunduklarıdır, mesajı, teorisidir.

Savunduklarımız yeryüzüne bir muştu olacaktır. Mesajın etkili olması, özgün olması ile mümkündür. Başkasının dili, başkasının yolu ve başkasının amaçları ile bu mesaj var olamaz. Çünkü mesaj, zaten insanlığa ıstıraptan başka bir şey kazandırmamış o başka düzenlere, düzeneklere karşı değil midir? O bakımdan siyasetçimizden, aydınımıza kadar herkesin bulunduğu yeri başkasına öykünmeden, komplekse girmeden, kendine güvenerek tahkim etmesi gerekiyor. Haklı olduğumuz hususlarda, başkası ne der ürkek pısırıklığını onurlu bir silkinişle üzerimizden atmamız gerekir. “One minute!” Gün döndü. Bugün yeni bir gündür. Bu ses yeni bir ses, yeni bir çağrıdır. Tüm hatlarıyla yeryüzünün kalbine yürüyen bir medeniyetin yankısı olmalıdır.

Bulunacağımız nokta, aynı zamanda başkalarının erişemeyeceği yükseklikte bir düşünce ve ahlak anlayışına sahip olmayı zorunlu kılmalıdır. Yine Gramscı ile bitirmek istiyorum: “Bir teori iki cephe arasında kesin olarak bir kopma ve ayırım unsuru olduğu ve karşı cephenin ulaşamayacağı yükseklikte bir dorukta bulunduğu ölçüde devrimcidir” (s.188)

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 284
Bu Ay : 18674
Toplam : 27932

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom