Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Galiba anlayamıyorum

Biz şimdi bu bağnaz, yobaz saçmalıklarla mı uğraşmalıydık?
Bu boş, manasız işlerle uğraşmak, dahası hayatta hiç bir karşılığı olmayan bu inatlaşma; düşünce adına, gelişmişlik adına hiçbir kıymete haiz değildir.

Gelişmişlik kavrama gücü ve tarzıyla ölçülmelidir. Dostane yaklaşımla, birbirimizi anlamakla, sevmekle ölçülmelidir. Sırt dönmek, çekip gitmek, huysuzluk çıkarmak, sorun üretmek gelişmişliğin değil, olsa olsa yobazlığın göstergeleridir.

Üstelik memleket her bakımdan kalkınma ve ilerleme yoluna girmişken, şu koca koca adamların yaptığına bakınız Allahaşkına? Bu tavırların, bu sırt dönmelerin kime ne faydası olacak? Kim mutlu olacak bundan? Neyimiz artacak? Milli gelirimiz mi artacak mesela? Sanayii üretimi mi fazlalaşacak? Sağlık sorunlarımız mı çözülecek? Barajlar, yollar, köprüler daha hızlı, daha kolay mı yapılmış olacak? Hayır. Hem bu bağnazlık içinde olanların memlekete bir hayırlı katkı yapmak gibi dertlerinin de olduğunu sanmıyorum artık. Hayata üretim ve paylaşma zaviyesinden baktıklarını düşünmüyorum. Siz çalışacaksınız, onlar yiyecek. Sizi boyunduruk altında tutmak için, sırça köşklerinden bol bol ahkâm kesecekler. Hoşlarına gitmeyen davranışınızı gördüklerinde veya öyle hissettiklerinde de, ensenize esaslı bir tokat patlatacaklar.

Artık fazla olmaya, bu milletin sırtında tam bir yük olmaya başladınız! Bu tutumlar insanımızın ruhunu daraltmakta, moralini bozmaktadır. Bu manasız, kısır çekişmeler içimizi karartmaktadır. Tam böyle değil belki. Kötü sözün sahibine ait olması gibi kötü davranışlar da sahibine aittir. Bir tarafta Oktay Ekşi’nin ağır hakaret içeren sözleri, diğer yanda Kılıçdaroğlu’nun onu savunup sahiplenmesi, Genelkurmay’ın 29 Ekim kabul törenine katılmaması. Bunlar hoş şeyler değil. Olay Cumhurbaşkanı’nın Hanımefendi ile birlikte kabul yapmasıymış. Ne var bunda? Doğrusu da budur. Türk devlet geleneğinde hanların olduğu kadar hanımların da yeri olmuştur. Yok efendim hanımefendi olabilirmiş de, yalnız başörtülü olmamalıymış.

Siz bu konuda manasız gürültü koparacağınıza, yıllarca ordu içinde veya diğer kurumlarda faaliyet gösterdiği anlaşılan fuhuş çetesi konusunda hassasiyet göstersenize. Ayrıca artık millete neyi nasıl giyeceğini tayin etme münasebetsizliğini de bırakın. Haddinizi ve sınırınızı bilin. Bu millet başörtüsü davası uğruna fransız kurşunlarına karşı koymuş onurlu bir maziye sahiptir. Olmuyor. Olmuyor işte. Kafa bir yere kilitlenince, açmak için istediğiniz kadar, akli, ilmi, insani açıklama yapın, olmuyor.

Adam Nuh dedi mi peygamber diyemiyor. Ne anlatmaya, ne dinlemeye geliyor. ‘Dediğim dedik’ mantığı ile herkesi hizaya sokmaya çalışıyor. Sanki herkes o kerametleri kendilerinden menkul beyefendilerin paşa keyiflerine göre hareket etmeye mecbur. Bunun adı yobazlıktır! Yobaz, hem bilmez, hem bildiğini sanır. Daha ileri giderek, herkesi kendi yanlışına mecbur etmek ister. Diretir. Yobaz, anlamaz. Anlamaya yanaşmaz. Voltaire ‘Türkler, Müslümanlar ve Ötekiler’ adlı eserinde ne diyor biliyor musunuz? “Tanrıtanımazlık ve yobazlık, insanlığı parçalayıp yiyebilen iki canavardır” (s.62, Osman Yenseni, İş Bankası Yay, İst.1969) Özellikle bu düşünürden iktibas ettim ki, kimse ses edemesin. Lâfa geldi mi Voltaire’in aydınlanmacı düşüncesiyle aydınlandııklarını söyler, bunların akıl hocaları. Einstein, önyargıları parçalamanın atomu parçalamaktan zor olduğunu söyler ayrıca. Bu sözlerden hiç ders çıkarmayanlar, asla kendilerini önyargılı görmeyenlerdir. En az yarım asırdır aynı saplantılarla oldukları yerde sayanlar aydınlık, ilerici düşüncenin temsilcisi olurlar da; siz bilgide, düşüncede ne kadar derinleşirseniz derinleşin, çizginin bu yanında olduğunuz için bağnaz, yobaz olursunuz.

Sanılmasın ki, bu tutumda olanların düşüncelerini hedef alıyorum. Ben her düşünceye saygılıyımdır. Öyle olmak gerekir. Ama ortada düşünce adına bir şey göremiyorum. Hangi düşünce arkasına gizlenirse gizlensin bütün bağnazlıklara karşıyım. Victor Hugo, “Dinler müteaddittir” diyordu, “fakat bağnazlık bir tane”

Mevcut bağnazlığı ideolojik körlük beslemektedir.
“Bütün hayatını ve şahsi hüviyetini muayyen bir ideoloji etrafında kurmuş bir insan, ideolojisinin çizmiş olduğu dünyayı hiç de değiştirmek istemez. Değiştirdiği takdirde kendi hüviyetini inkâr ettiğini zanneder” Böyle bir çözümleme yapıyor Boulding, (Kenneth Boulding, Yirminci Asrın Manası, s.41, Çev. Erol Güngör, MEB Yay. İst.1969)

Memlekette bunca güzel işler olurken, güzelliğe katılamayan katkı veremeyen ruh halini anlamaya çalışıyorum.
Galiba anlayamıyorum.

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 9
Bugün : 878
Bu Ay : 1061
Toplam : 1061

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom