Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Cumhuriyet, Kılıçdaroğlu ve zorlama

Bildiğiniz gibi ‘Cumhuriyet Bayramı’, ‘resepsiyon’ gibi konularda yazmadım. Tartışılan bağlamda yazmamıgerektirecek bir sebep yoktu. Bir devlet kuruluşunu kutlar mı? Evet kutlar. Bunu ideolojik bağnaz çekişmeler içinde ayrışmanın, cepheleşmenin malzemesi yapmak şık değil. Kimseye yakışmıyor.

Cumhuriyeti kendilerine ait sanma hezeyanı içinde olan o çok dar ve artık marjinalleşmiş jakoben kesim, kendilerini yenilemeli. İlkmektepte öğretilen sloganik söylem ve zorla bayram kutlatma alışkanlıklarından vazgeçmeliler, vazgeçilmeli.

Bu anlamda 29 Ekim’de en iyi tavrı Kemal Kılıçdaroğlu gösterdi. Çankaya Köşkü’ne çıkmadı. İdeolojik mülahazalarla ve bana kalırsa kendisine de hükmeden parti yönetimine lâf geçiremediği için katılamadı. Burayı geçelim. Bu başka bir konu. Ne yaptı Kılıçdaroğlu? Halkın arasına karıştı. Halka ne dedi? “Başörtü sorununu biz çözeceğiz” dedi mi meselâ? Bu da önemli değil. Artık onun ne söylediğinin fazlaca bir önemi, ağırlığı yok da onun için. Orada söyler, şurada tersini yapar. Burayı da geçiyorum.

Ancak Kılıçdaroğlu partilileri ile Bağdat Caddesinde yürürken çok düşünceli olduğu her halinden belli idi. Oysa o caddede yürümek çok keyifli bir eğlencedir. Demek ki, dışından saklayamayacağı ölçüde, içini kemiren fena birşeyler var. Bunu gizleyemiyordu. Parti yönetimine söz geçirememek mi, yönetime hakim olamamak mı? Medyanın sıkıştırması mı onu kara kara düşündürüyordu bilmem. Anlayacağınız kutlama adamcağızın burnundan geliyordu. Şöyle ağız tadıyla bir kutlama yapamayacak mıydı? Belki halktan umduğu, beklediği coşkuyu bulamadığı için karamsar bir çöküntü yaşıyordur. Uzatmadan ben söyleyeyim. Artık halktan kendisine umut verecek bir karşılık göremeyecek(ler). Çünkü verilen krediyi tükettiler.

Kılıçdaroğlu denince; akla, geçiştirme, kaypaklık, kurnazlık, döneklik, kıvırma, yalancılık, tutarsızlık geliyor. Hiçbir sözü inandırıcı değil. Hiçbir davranışı itimat telkin etmiyor neredeyse. Bir liderin bu kadar çelişkili, bu kadar hafif, bu kadar gülünç, bilgisiz olmasını hazmedilemez. Karşı olduğumuz halde niçin hazmedemiyoruz? Bu aziz milletin muhalefetse muhalefeti, düşmansa düşmanı da özü sözü bir olmalıdır da onun için. Biz ne yaptık da nerede durduğu, ne dediği belli olmayan, ciddiyetten uzak, ağırlıksız, programsız, diyalektik ve samimi düşünceden yoksun, ortalıkta gölge gibi dolanan bir muhalefet liderimiz oldu? ‘Muhalefet lideri’ yerine ‘Muhalefet memuru’ mu demeliydim yoksa?

Korkumuz, ülkedeki siyaset seviyesinin, üslûbun aşağıya inmesini zorlayacak olmasındandır. Öyle lâflar ediyor ki, boş tenekenin çıkardığı gürültüden farksız. Hadi bunu geçelim ama içeriksiz, manasız, düşünülmeden söylenmiş boş sözler! Ciddiye alıp cevap versen bir dert, cevap vermesen başka bir dert. İşte en sonunda o çizgide yazarlık yaptığını sananlar da bu düşükler korosuna katıldı. Oktay Ekşi olayını biliyorsunuz. O yaptığı şey ne ise ona (bazıları yazarlık diyor) böyle çirkin bir anıyla veda etmemeliydi.

Her neyse biz yine Kılıçdaroğlu’na dönelim. Adamcağıza kaldıramayacağı bir yük yüklendi. Görülen o ki, CHP’nin başına yönetim gücü ve iradesi olmayan biri olarak Kılıçdaroğlu’nun getirilmesi, parti üzerinden amaçlarını gerçekleştirmek isteyenlerin, kendi işlerini kolaylaştırmaları içindir. Belki bir yandan böyle oluyor ama diğer yandan CHP’nin tabanı göçüyor. Kimse kimseyi kaldıramıyor. Ne Kılıçdaroğlu CHP’yi, ne parti Kılıçdaroğlu’nu, en öenemlisi halk CHP’yi, CHP halkı kaldıramıyor. Kılıçdaroğlu Bağdat Caddesinde kara kara düşünerek yürürken belki içinden partideki kaynamaları, kutuplaşmaları geçiriyordu, kim bilir. Başka bir parti olsa önemli değil deyip geçersiniz. Ama söz konusu CHP olunca, hiçbir zaman durum öyle basit ve kolay olmaz. Belli bir ideolojisi, programı, inanırlığı kalmamış partide, hizip ve partiyi ele geçirme çekişmeleri, şiddetli kavgalar boyutunda olacaktır. Yakında göreceksiniz.

Bütün bunlar bir yana, ben yine de 29 Ekim’de Kılıçdaroğlu’nun halkın arasına karışıyorum diyerek, Bağdat Caddesinde partililerle yürümesini takdir ettim. Keşke bu tarz kutlamaları daha evvelki yıllarda da yapsalardı. Şimdi mi akıllarına geldi? Kendilerine kayıtsız koşulsuz ayrıcalıklı destek veren kurumlardan yoksun kalınca mı aklına geldi böyle bir kutlama? Hayır, böyle de demiyorum.

Diyorum ki, eğer bu bayram cumhurunsa, yani halkınsa bırakınız halk kendi istediği gibi, içinden geldiği gibi kutlasın. Zorlamayın. Cumhurbaşkanlığından en kıyıdaki mahallenin ilkokuluna, çarşıya, pazara kadar kimseyi zorlamayın. Yeri gelmişken, bakınız o günlerde çocuklarımız gerçekten telef oluyor. Yapmayın. Zorlama olmaksızın kimse kutlamaz mı diyorsunuz? Peki dini bayram ve gecelerde halkın kendiliğinden yaşattığı coşkuda hangi polisin, hangi askerin veya kanunun zorlaması var?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 6
Bugün : 309
Bu Ay : 17216
Toplam : 26474

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom