Dr. Mehmet Akif Şahin

Dr. Mehmet Akif Şahin

makifsahin@hotmail.com

Korna sesinden korkmayan kuş çığlıkları

Şehirlerin dilleri vardır, konuşur, ülkelerin gözleri vardır. Ağlaşır, toprağın yüreği vardır sızılar. Havanın esrarı vardır gizlenir, suyun şarkısı vardır söylenir.

Şehirler anlatmadığı sözleri sürekli fısıldar, bu sesi duymak için bekleyen olacaksın ya da hiç bir korna sesini duymayacaksın. Bazı şehirler bazen katil olur, bazen merhametli bir anne kucağı olur. Bazen kendi misafirlerine hayat verir. Bazen terk eder, Her şehir kendi oyuncularını yaratır, kendi sahiplerini büyütür. Her şehir kendi oyununu ve oyuncusu zamanı gelince öldürür. Kurulmayan hiç bir oyun yoktur, kendi sonunu hazırlamasın. Her oyun kendi sonuyla başlar. Hayat her zaman bir sonun başlangıcıdır. Şehirler kuruluşuyla bir hayatı başlattığı gibi bir başka hayata da son verir. Zaman başlangıcın ve sonun olduğu vakittir. Aslında zaman diye bir tanım yoktur. Bu kavram türetilmiştir. Milat öncesi tarihin başlangıcı bilinemez, sonrasına da kimse kehanet edemez.

Bu düşüncelerin ortası günün kalmayan ama umut edilen kısmıdır.
Şehrin içinde yalnız kalan binlerce insanda biri olarak yüreğinde taşıdığı umutların sesini dinlemek erdemdir.
Şehre ve zamana küskün yolcu gibi korna seslerinden uzakta şehrin fısıltısını dinliyorum. Düşünüyorum, kafa kemiklerim eriyor. Zaman ve mekân yok oluyor.

O zaman hayatın içinde yavaşlamalıyım diye hayal ediyorum.
İnsan bazen hayatın içinde yavaşlamalı, güzel bir hayat için yavaşlamalı, tıpkı istasyonlara yaklaşan kara trenler gibi. Umut etmeli.
Umudu; simsiyah bir dumanın gölgesinde peydahlayan gizemin bekçilerine vermemeliyiz.

Düşünerek okuyarak çalışarak kazanılmalı yetilerimiz.
Oturup yeni bir çığlığı beklemeliyiz. Hayatın karmaşık kaosuyla bulanmış insanların ihtiraslı sohbetlerinde uzaklaşmalıyız
Uzunca bir süre şehrin karşısında oturup gecenin gizemiyle evcilleşen umutlarını hayal eden gamsız gezginler gibi düşünmeliyiz. Bende öyle yapmalıyım.

Biz şehrin içinde değiliz, şehir bizim içimizdedir.
Her gün bir şeyler bırakırız. Her gün bir şeyler toplarız. Şehri sürekli üzerimizde taşırız. O da bizi taşır, her dakika başka bir yana, biz savruluruz, şehir savrulur. Dağınıklığımız umutlarımızla birleşir. Şehirle yoruluruz, onun yaşlanırız.
Azizlerin beklediği gibi şehir her zaman birilerini bekler.
Bir derviş edasıyla şehri derdest eden yolcuların umutlarını sakladıkları yıldızların ışığı geceleri doğar, gündüzleri kaybolur. Her gecenin örtüsünde gözyaşlarını toplayan kırlangıçların kanatları tutsak değildir.
Karanlığın pençesinin umutsuz hayaliyle, aşkları yok edenler, parkların gizemine saklanan düşleri anlatır. Kızgın öfkesiyle güneşin kavurduğu yaprakların hışırtısında asileşen, aşkın sır çıkmayan dudaklarına sığınmış, ergen cesetlerinde umut besleyen, şövalyelerin kılıçlarında ki kurumuş kanın ruhunu şehirler bekler.

Zamanın eskitemediği yaşlı delikanlılar gibi, çağdaşlarına taş çıkaran eski türkülerin nakaratlarını tekrarlayarak çalışan inşaat işçilerinin alnından akan terin ekmek değerindeki umudunu gözler.

Şehir kendiyle yüzleşmek için kabuklarını dökmek istercesine silkinir.
Çığlıklar yüreğimize kadar ulaşır. Kökleşen umutların filizlenmesi için umut besleyenleri bekler. Bu gün eskiyen siyasetin oyunları buldozer gibi şehrin umutlarını eziyor. Şehir direndikçe yollar daha eğri böğrü oluyor, kaldırımlar yeniden ihale edilip yapılıyor. Kenar mahalle çocuklarının top oynadıkları toprak sahalar beton yığınlarıyla donatılıyor. Şehir kapitalin kırbaçlarıyla acılar içinde kıvranıyor. Eski devrimciler eski mücahitler ve eski milliyetçiler artık ideolojiyi bireysel amaçları için kullanan müteahhitler olmuşlar. Şehrin gayri resmi sahipleri şimdi şehri talan etmek için resmi kimliklere sahip olmuşlar,
Bu şehrin yeni militanları nerede?
Bu şehrin zapartaları nerede?
Onlar artık teknokrat olmuş, bürokrat olmuş, siyasetçi olmuş gibi görünüyorlar.
Eskiye ait antik değerler yok edilmesin diye kültürlenme adına onarılıp korunuyor.

Eski adamların kalenderlikleri, mertlikleri, yiğitlikleri, modern siyasetin yumuşak ve kaygan dokunuşuyla bozulmuş.
Şehrin unutulmuş sakin köşelerine çekilen erdemin ve hayânın kollarına sığınan orta yaşlı delikanlılar bir şeyler fısıldayıp duruyorlar.
Aslında şehrin gündemini kim belirliyor?
Şehirlerin iskeletini kimler oluşturuyor?
Parklar ağlaşarak bekliyor, sahipleri suskun, sokaklar küskün,
Korna sesinde ürkmeyen kuşların döktükleri şans değildir.
Çocuk seslerine aldırmayan yaşlılar. Bebek çığlıklarına gülmeyen anneler türemiş.

Şehir hüzün şarkısını söyleyen son soliste mahkûmiyeti verdi. Onu yazan şairin sözlerini meyhanelerde söyleyen kimseyi idam etmedi. Son solist şarkının sözlerini anladığı zaman, mahkûmiyeti özgürlüğün kıvılcımı tutuşturdu. O meşale kimi tutuşur bilinmez. Şehrin bütün korkulukları oradaydı. Hepsi yepyeni nakaratlar söyleyen tılsımlara el vermiş derviş edasıyla sükûnetin bekçilerine bu şarkıları söylediler. Anlaşılmaz ve tekrarlanan zikrin tılsımıyla avuttular.

Güneş doğarken denize düşen mehtap ve yıldızlar kavrularak yok oluyor. Sessiz sükûnetin sessizliğini dinlemeye başladık. Şehir böylece irkilmeye başladı. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 102
Bu Ay : 20174
Toplam : 29432

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom