Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Erbakan'ın ezoterik siyaseti üzerine ters düşünceler

“Saadet Partisi, depremin merkez üslerinden biri gibi gözüküyor. Burada olup bitenleri ayrıca değerlendirmek gerekir. Yine de Erbakan etrafında gelişen tüm olayların nedense ezoterik bir tarafı var gibi geliyor bana. Şifreleri çözmek kolay değil. Erbakan, en yakınlarındakilerin bile sırrına vakıf olamayacağı tarzda, siyasete hakim olma hamlesi yapıyor olabilir. Numan Kurtulmuş, sahici gibi gözüken bir mizansenle ileriye dönük planlar için, şimdiden hazırlanıyor olabilir. Çünkü Milli Görüş, doğurgan bir geleneğe sahip. Ne demek istediğimizi belki sonradan açıklama fırsatı bulabiliriz”

13 Ekimde yine bu köşede ‘Yıkılsın Köhne Siyaset’ başlıklı yazımızda böyle demişiz. Saadet Partisi geçen Pazar kongresini yaptı. Necmettin Erbakan 5. Kez genel başkanlığa seçildi. Emaneti devraldı desek daha doğru olacak. Ve şimdi zamanı geldiği için, bir kısmını alıntıladığım yazıda boş bıraktığım anlam alanını, biraz olsun doldurmak istiyorum.

Anlatacaklarım çoklarına ters gelebilir. O zaman onlar da doğru bildiklerini söylerler. Tartışmadan yararlı sonuçlar çıkacaktır. Necmettin Erbakan’ı kuşkusuz Milli Görüş geleneği içinde değerlendirmek gerekir. Hoca’nın söylemi ile Milli Görüş Alparsalan’ın, Sultan Fatih’in görüşüdür. Erbakan bu söylemle Milli Görüşü tarihsel, kültürel referansalara isnat etmektedir. Bu referanslar doğal olarak Erbakan’ı da aşmakta olduğu için, bu söylemin kurucusu Erbakan’dır diyemeyiz.

Ancak ortada canlı bir gerçek var ki, o da Milli Görüş’ün Erbakan ile özdeştiğidir. Bir anlamda Erbakan bu referanslarla mensuplarını,eleştiremez tarzda söyleme bağlamaktadır. Çünkü eleştirdiğiniz zaman bir bakıma tarihe ve inanç yoğunluklu kültüre karşı gelmiş olacaksınız. Bundan daha büyük hainlik olamaz. Bir şekilde partiden ayrılanların benzer niteliklerle dışlanması veya dışlanıyor gözükmesi bu yüzdendir. Sonuçta bu görüşün ‘Milli’ bir karakteri vardır. Bu kavram devlet ve toplumun kesiştiği yerde kaynaşmayı sağlayan manevi bir içeriğe sahiptir.

Bizim milli sembollerimiz aynı zamanda devletin ve milletin vazgeçilmez kutsalları gibidir. Türkiye’nin asıl gerçekliğini ifade ederler. Biz o milli kavram ve sembollerle gerçeklik kazanırız. Siz buna isterseniz ‘milli gerçeklik’ de diyebilirsiniz. Bu herkesin sahip olduğu kimlik ve aidiyet gerçekliğinin üstünde, herkesi kuşatmak durumunda olan, başka bir gerçekliktir. Dikkat ediniz, ‘farklı bir gerçeklik’ demiyorum, ‘başka bir gerçeklik’ diyorum. Bu ‘farklı gerçeklik’ devletin ve milletin yaşam ve varoluş tasavvurunun derinlerine işlemiştir. Bu realiteyi Milli Görüş hareketi içinde bulunan birçok insanın bile farkettiğini düşünmüyorum. Bence bunu en iyi bilen devletin derinliği ve Necmettin Erbakan başta olmak üzere birkaç insandır. Burada iki önemli husus ortaya çıkıyor. 1- Hoca’nın en yakınında bulunan insanlar bile bu derinliğe sahip gözükmüyorlar. 2- Milli kavramlar ve değerler etrafında ve onlar için Erbakan ile devletin derinliğinde bir bütünlük vardır. Daha kestirme bir ifade ile Hoca derin devletin siyasetini sürdürmektedir. Bu siyaset doğal olarak ilk bakışta anlaşılamayacak derinliğe sahiptir.

Burada sözünü ettiğimiz ‘derin devlet’ yapısını da iyi anlamak gerekir. Aslına bakarsanız her devletin derinliği vardır. Devletin ana felsefesi ve güzergâhını, yani temel politikalarını yüzeysel tartışmalar, dar açılı görüşler, hele kısır politik çekişmeler tayin etmez. Değişen durumlara göre devletin derinliği şu ya da bu ideolojik sapmalara da uğrayabilir. Ama Türkiye’yi devlet ve ülke olarak diğerlerinden ayıran, farklılaştıran asıl öz, asıl çekirdek, asıl gerçeklik değişmez. Bu gerçeklik, değişen önceliklere göre, farklı zamanlarda farklı uygulamalar içinde olabilir. Ama yeri ve zamanı geldiğinde o asıl çekirdeği güçlü kılmak için gerekirse kendi bünyesinde bile operasyonlar yapar. Bu operasyonlarda çok canlar da yanabilir. Operasyon kanlı da olabilir. Çünkü devletin şakası olmaz ve devletin oyunu çoğu zaman kanlıdır!

‘Türk Devleti’ derken yakın dönem gerçekliği aklımıza geliyorsa olaya çok sathi bakıyoruz demektir. Türk devleti Erbakan’ın Milli Görüş söyleminde dile getirdiği gibi tarihsel derinliğe sahiptir. Kim ne derse desin Selçuklu’dan, Osmanlıya, oradan Cumhuriyete ve günümüze kadar kesintisiz akan bir ana damar vardır. Türk devleti işte o damardır. Elbette değişen zamana ve koşullara göre farklı biçimlere, farklı tazyike sahip olmuştur, olacaktır. Yani devletinin ana felsefesinde ‘Milli Görüş’ vardır ve Erbakan bu anlamda derin devletle bağlantılıdır.

Derin devlet Lozan’dan bu yana farklı refleksler ortaya koydu. Bunların ilki varlığını koruma refleksiydi. Ait olduğu anlam dünyasından geçici olarak uzaklaşması, hem zorlu dünya konjonktürünün gereği idi hem de varlığını koruduğu sürece o alana tekrar dönme şansına, hakkına ve gücüne ship olacaktı. Uzatmayayım; içinden geçtiğimiz son süreç, Türkiye’nin kendi anlam dünyasına dönmesi ile yaşanan çalkantıdan başkası değildir. Türkiye’nin gerçekliği işte bu anlam dünyasından bağımsız ve ilgisiz ele alınamaz. Ele alanlar fena yanılıyorlar. Onlar, uzun yıllar süren kuşatmanın negatif etkisini benliklerinde içselleştirerek, huya dönüştürmüş olanlardır.

Türkiye kendi anlam alanına eski şartların mantık ve dinamikleri ile giremezdi. Giremez. O zaman var oluş koşulları daha baştan zayıflamış olur. O bakımdan Türkiye, kendi yerini buldukça siyasetinden, kültürüne kadar her şeyini değiştirecektir. Yani Türkiye kendine değişecektir. Kendimize doğru değişirken bize ait olmayan değer ve değerlendirmelerden sıyrılmak zorunda kalacağız. Bu tarihsel bir zorunluktur. Eğer bu iradeyi biz gösteremezsek, tarih, günümüze vuran dalgaları ile zaten bizi değiştirecektir. İşte derin devletin çekirdeği ve bu arada Necmettin Erbakan bu yeni durumu gördüler. O bakımdan Türkiye’de bir şekilde zaten iktidar sorunu kalmadı. Yani iktidar yeni gerçekliğin Türkiye’sini yönetiyor. Ama farklı bir seçenek olarak yeni gerçekliği özümsemesi gereken muhalefet alanında büyük bir boşluk oluştu.

Özellikle 12 Eylül referandumundan sonra, partilerdeki çözülme ve savrulmalar bu alanı tanzim etmeyi zorunlu kıldı. Şu anda en az % 20’lik oy potansiyeline sahip bir boş alan, yeni bir muhalefet anlayışı ile doldurulmayı bekliyor. Yeni muhalefet, kesinlikle ‘yeni gerçeklik’ diye ifade ettiğimiz anlam dünyasının değerlerini taşımak ve savunmak durumunda olacaktır. Numan Kurtulmuş işte bu alanda oluşacak taleplere cevap vermek için sahneye sürülmüştür. Dedim ya, bu il bakışta anlaşılamayacak kadar, şifreli, ezoterik ve ters bir siyasi atraksiyondur. Ters oluşunun bir sebebi, Erbakan’ın bütün negatif iyonları üzerine çekerek, kendi bünyesinden doğan hareketlere geniş pozitif imkânlar hazırlama çabasıdır. Yoksa bu yaştan sonra başbakan olamayacağını, olsa da yürütemeyeceğini, bu işin dur durak bilmeden koşturmak gerektiğini en iyi bilen Erbakan’dır.

Yine mi anlatamadım?

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 25
Bu Ay : 19112
Toplam : 28370

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom