Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

PKK Türkiye'nin siyasi taşeronu mu?

Amerika’da yayınlanan Newsweek dergisi son sayısında Türkiye’nin güneydoğu ve PKK sorununa dikkati çekerek bir analiz yazısı yayınladı. Dergi PKK’nın Türkiye’ye karşı yürüttüğü kalkışmada, savaşı siyasi ve askeri olarak kaybettiğini yazdı. Yazı, referandumda hem PKK’nın hem şiddet yanlısı politikaların Kürtler tarafından kabul görmediğinin ortaya çıktığı değerlendirmesini yaptıktan sonra, bölge halkının ayrılmak ve bağımsızlık gibi bir talebinin bulunmadığını, yakın bir gelecekte PKK tehdidi ve terörünün kökten bitebileceği öngörüsünde bulundu.

Sakalımız yok ki sözümüz dinlensin. Bu konuda daha önce yazdıklarımızı bir hatırlayın. 29 Mart yerel seçimleri ile beraber halkın çok güçlü bir barış ve demokrasi mesajı verdiğini söylemiştik. Görüşümüzün ana parametresini, Türkiye’nin tarihsel, kültürel dayanaklara yaslanarak düşünülenin çok ötesinde etkiye ve derinliğe sahip bir açılım içinde olduğu tespiti oluşturuyordu.

Dünya değişiyor. Türkiye’de değişmek zorunda olduğunu geç de olsa iyi anladı. Hak ve özgürleşme ekseninde demokratik bir değişim güçlü Türkiye’nin yeni gerçekliğidir. Yeni gerçekliklerin Türkiyesi derin, dip dalgalara sahiptir ve bunun önünde kimse duramaz. Herkes yeni gerçekliğe göre kendini konumlandırmalıdır. Konumlandırmayanlar tasfiye olacaktır. Bu bağlamda aydınların bile ezberinin bozulduğu, devletin karar verdiği ve hayata geçirdiği değişim felsefe ve politikalarından geriye düştükleri söylenebilir. Yeni dönemi doğru algılayıp, ona göre vaziyet alamayan partiler, sivil toplum örgütleri ve bu arada PKK, kendi çaresizliklerinin, çıkmazlarının karanlık boşluğuna düşeceklerdir. Biz özetle bunları savunduk, bunları söyledik.

İşte yine söylüyorum. PKK zaten bir kurgu idi. İpi baştan beri devletin elinde idi ve istendiği gibi yönetiliyordu. Bu görüşlerimi paylaştığım dostlarım bana haklı olarak “Ne yani” diyorlardı, “devlet bile bile onca insanımızın ölümlerine ve şehadetlerine göz mü yumuyor?” veya “iyi de devletin bu işten çıkarı ne olabilir?” türünden saf, sığ sorular soruyorlardı. Bunların içinde şimdi söylediğimde şaşıracağınız anlı şanlı gazeteciler, bürokratlar, milletvekilleri vardı. Şimdi onlara verdiğim uzun, şaşırtıcı cevapları burada anlatacak değilim. Ama bir iki hususa değinmeden de edemeyeceğim. Hiç olmasa bu sözler kayıtlara geçsin.

Şunu da belirteyim ki, kimileyin durum tespiti yapmak için söylediğimiz sözler, savunduğumuz düşünceler gibi algılanmaktadır. Böyle algılanması doğru olmaz. Ben hangi amaçla olursa olsun bir tek insanın, bir tek insanımızın burnunun kanamasından yana değilim. Olamam. Hatta bir çocuğun gözyaşlarını dindirmek için bile savaşı göze alabilecek bir tutumu benimserim. Biz yüce peygamberlerden ve Hazreti Ömer gibi adalet timsali yöneticilerden beri süregelen hak ve adalet ekolünün savunucularıyız.

Bu ara nottan sonra devam edebiliriz. Devlet insanlar gibi düşünmez. Sizin yüreğinizi paramparça eden bir olay devleti ırgalamaz bile. Çünkü devletin ne vicdanı, ne kalbi vardır. Devlet farklı bir bünye, işleyişi farklı bir mekanizmadır. O yerine göre çok şefkatli gibi görünür, yerine göre düşünülemeyecek kadar acımasızdır. Devlet, en azından şimdiye kadar hayatımızı birebir etkileyen devlet, acımasızdır. Senin benim gibi sevinmez, duygulanmaz, tasalanmaz. Peki ne yapar? Politika üretir. O politikaların gerçekleşmesi için binlerce, yüzbinlerce insan mı ölecek, umurunda olmaz devletin. Önemli olan politik amaçlarının, stratejik hedeflerinin gerçekleşmesidir. O bakımdan bölgede ve Türkiye genelinde ocaklara ateş düşmüştür, analar ağlamıştır, bu onun için o kadar da önemli değildir. Nasıl olsa çekilen acılar bir iki kuşak, olmadı bir iki nesil sonra unutulur gider! Devlet son tahlilde vardığı yeri, kazanımlarını, elde ettiği yüzyıllık, binyıllık avantajları hesap eder.

Bütün bunlardan sonra neden PKK terörü örgütlenmiş, sahneye konmuştur? Sadece bir iki hususa değinerek bitirelim. Arzu edilirse sonra devam edebiliriz.

1-Muhtemel bir Kürt isyanının ebediyyen önü alınmıştır.

2- Bu süreç sonrasında ulusal bilinçlenme ve ulusal kimlik daha kolay gerçekleşecektir.

3- Örgüte karşı yapılan sınırötesi operasyonlar bahanesiyle ordu, fiilen sıcak savaş eğitimi yapmış, zinde kalmış ve çevresine karşı gücünü ve şakasının olmadığını göstermiştir.

4- Ordu, iç güvenlik ve gerilla hareketiyle dünyada değişen tehdit türü ve savaş tekniklerine karşı, yeni bir savaş kabiliyeti kazanmıştır.

5- Türkiye müdahil bir güç olarak bölgede fiilen var olmuştur.

6-Özellikle ABD’nin Irak’a girmesi ile PKK’nın varlığı Türkiye için hayati bir gerekçeye dönüşmüştür. O günden sonra bu örgüt, doğrudan Türkiye’nin siyasi atraksiyonlarına hizmet zemini hazırlayan bir unsura dönüşmüş, başka bir ifadeyle Türkiye’nin siyasi amaçlarına hizmet etmiştir. Herhangibir nedenle Irak’a girmemiz gerektiğinde bu gerekçe her an için el altında tuıtuldu.

Tam da burada kalalım isterseniz. Dikkat ederseniz PKK’nın tasfiyesi ile paralel sürdürülen açılım politikaları, bölgeden ABD’nin çekilme kararı ile eş zamanda yürürlüğe kondu. Çünkü Türkiye bölgesinde doğan otorite boşluğunu çok daha güçlü bir yapıyla doldurmak zorundadır.

 yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 5
Bugün : 254
Bu Ay : 16334
Toplam : 25592

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom