Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Saçmalığa son verenleri kutluyorum

Başörtüsü meselesi ,Türkiye’nin insan hakları ve özgürlükleri noktasında demokratik açılımında ne kadar samimi olduğunu göstereceği en ciddi sorundur. Bu konuda bütün siyasi partiler, meclis ve sivil toplum örgütleri, en çok da üniversiteler gerçek manada samimiyet testinden geçiyorlar.

Yirmi yıldan aşkın bir zamandır, yasadışı ve keyfi olarak sürdürülen yasak, tartışmasız insan hakkı ihlalidir. Haksız ve sorumsuz yere sayısız genç kızımızın eğitim hakları engellendi. Nice hayal kırıklıkları, nice acılar yaşandı. Toplumun huzuru kaçtı, morali bozuldu. Uygulanan yasağın akılla, izanla, vicdanla, bilimle izah edilebirir hiç bir yanı yoktu, yoktur. Bu yasak insan haklarına ve özgürlüğüne vurulmuş bir kelepçedir. Bu haksızlığı yapanları ne tarih, ne toplum affedecektir.

Başörtüsü meselesi ile sembolleşen, fikir ve inanç özgürlüğünü kısıtlama keyfi uygulaması, ancak bir sömürge ülkesinde, halkın değerlerine düşman emperyalist tahakkümde görülebilirdi. Bu acımasız ve haksız uygulamayı maalesef başarabildik. Evet, kendi kendimizi önemsizleştirmek, engellemek gibi zor işi başarabildik ne yazık ki. İnanç ve kültür değerleri ile bütünleşemeyen, kendi benliğinden ve kişiliğinden gafil olmayı maharet sanan darbeci zihniyet utansın ne diyelim. Hiçleştirilen, bu yasağa maruz kalanlar değil, yasağı uygulayanlardı(r).

Geride bırakılmasını umduğumuz bu baskı ve zulüm dolu dönemin artık son bulmasını istiyoruz. Hak ve adalet er geç yerini bulacaktır. Bundan kimsenin kuşkusu olmasın. Yasakçılar toplumu istedikleri kalıba sokmak istedikçe, insanımızın benliğine dönme azmi ve arzusu her defasında daha bir arttı. Onlar insanımızın nasıl giyinmesi, neleri düşünmesi, nasıl yaşaması gerektiği yolunda baskılarını artırdıkça, insanımız kültür değerlerine daha bir sahip çıktı. Onlar kendimize uzayan bir yolu kapattılar belki, ama Rabbimiz önümüze başka yollar açtı.

Kim ne derse desin bugün önemli kazanımlar elde edilmiştir. Bu kazanımlar, mücadelesi verilerek elde edilmiş, dolayısı ile değere dönüşmüş kazanımlardır. Gelinen aşamada, geriye dönüş; ne sosyal, ne kültürel ne siyasal anlamda mümkün değildir. O bakımdan bu yasağın kalkmasını belli şartlara bağlama saçmalığı içinde olanlar, fazla gülünç duruma düşmeden hatalarından bir an önce dönmelidirler. Özgürlüğün pazarlığı olmaz. İnsan haklarının pazarlığı olmaz. Sonra bizler bu toprakların çocuğuyuz. Esir veya köle değiliz. Kimse kimsenin dini inançlarına, inançlarının gerektirdiği yaşama biçimine müdahale etme hakkını kendinde göremez, görmemelidir. Hiç kimsenin buna hakkı yoktur.

Kimse kimsenin hangi maksatla, hangi niyetle hangi kıyafeti giydiğini sorgulama ve suçlama hakkına sahip değildir. Neymiş efendim, başörtüsü siyasi simgeymiş! Başka yalan bulamayanlar, bu tür gerekçelerle yasaklarını aklileştirmeye çalışıyorlar. Oysa her partiden, her kesimden başörtülü hanım var.

Hangi sebeple olursa olsun insanların en doğal tercihlerine saygılı olamayanlar, insanlıktan ve medeniyetten nasibini alamamış olanlardır. Sana ne? Sana ne benim neyi, hangi maksatla giyindiğim? Sana mı soracağım neyi nasıl giyineceğimi? Sen kimsin? Tanrı mısın? Kendinde tanrılık mı vehmediyorsun? Benim giyimimi, kuşamımı belirleme veya yasaklama hakkını ne hakla kendinde görüyorsun? Aynı mantık ve gerekçeyle biri de senin pantolonunla, ayakkabınla, saçınla, sakalınla uğraşsa ne olur, ne yaparsın?

Akli dayanaklarla bile olsa aptallıkla uğraşmak kolay olmuyor. Soruna kuyuya taş atanların sorumsuzluğu ile yaklaşamıyorsunuz. Yine de o taşın orada kalmasına razı olamıyorsunuz. Bir yandan da laftan sözden anlamayan birileri kuyuya taş atmaya devan ediyor. Uzatmayayım. Hiç bir vatandaşımızın, özellikle belli bir olgunluğa gelmiş insanımızın, özgür seçimlerini engellemek veya biçimlendirmek kimsenin haddine değildir.

Manasızlık, saçmalık hükmünü daha fazla sürdüremez. İşte açıkça söylüyorum; bu konuda hiç bir yasa yoktur. Yasal engelleme olsa bile bu hayatımızın ve var oluşumuzun engellenemez gerçekliğine aykırıdır. Uygulanamaz. Yani yasalar toplumsal realiteleri, gerçeklikleri gözetmek zorundadır. Gözetmediği takdirde ,yasalarla toplumsal doku arasında kan uyuşmazlığı olur. Toplum ortadan kalkamayacağına göre yasalar işlevsiz kalır. Yani kadük olur. Bu konuda başta şapka kanunu olmak üzere birçok örnek verilebilir. Toplumsal gelişme ve artan bilinç bu keyfi dayatmaya fiilen son vermiştir. İskenderin kılıcı kördüğüm üzerine inmiş, düğüm parçalanmıştır. Aslında bu konu için yasaya bile gerek yoktur. Özgür düşünmenin ve özgür eğitimin merkezleri olan, olması gereken üniversitelerimiz, özgürlükler önceliği ile bu sorunu çözmelidir. Çözüyorlar, çözdüler de. Sorumsuzca keyfi uygulamayı sürdürmek isteyenler boş ve sonuçsuz bir çaba içindedirler. Bu konuda herkes elinden geleni yaptı, yapmaya devam etmelidir.

Şimdiye kadar oldukça ağırlaşmış bu soruna, özgürlükler bağlamında bir çözüm getirme yolunda ayak sürüyenler, gelişen, çoğalan toplum bilinci karşısında sadece başarısız olmayacak ayrıca kendi yok oluş süreçlerini de hazırlayacaklardır. Eğitim özgürlüğü anlayışı ile mağdur edilmiş genç kızlarımızın önündeki manasız engeli kaldıran YÖK’ü ve üniversite rektörlerini kutluyorum. O kişileri bu toplum saygıyla anacaktır.
 yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 7
Bugün : 487
Bu Ay : 20559
Toplam : 29817

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom