Necip Cengil

Necip Cengil

necip.cengil@hotmail.com

İğrenç Zihniyet

Dünya kolaylıkla “alçalmalar yurdu” haline getirilir. Daha önce üzerinde durduğum “ahreti olmayan Müslümanlık” denemsinde de dile getirmiştim; eğer hayatınızda ahret diye bir cephe yerleşmemiş sadece ezber bir inanç cümlesi olarak kalmışsa her nevi alçalmayı yaşayabilirsiniz. Bu tarzın getirdiği zihin dünyasını tarif etmek gerekirse, bunun adı iğrenç zihniyettir.

Gerek ülke sathında gerekse şehirlerin yerelinde, iğrenç zihniyet oturduğu yeri muhafaza etmek için, akan zamanla birlikte yeni iğrençliklere imza atar. Bu tarzın en büyük uğraşı günah araştırıcılığı, öyle etkili günah/suç bulamazsa, “günah ve suç yaratıcılığı” ile kendisini gösterir.

İnsanları vurmanın gerekçeleri vardır; siyasi rakibinizdir, ilerde siyaseten ve makamsal olarak rakip olabilecek kapasitededir veya böyle bir şey yoksa bile, ola ki, çevresinde sevgisi arttığı için rakip olabilir, dahası bu kişi size ait açıklar biliyordur, şimdi konuşmasa bile ilerde konuşabilir…
Bazı filmlere de konu olduğu için, benzetme yapmak gerekirse, hani filan güzel kadında veya ilgi çekici erkekte gözü vardır kişinin, o insanı ne yaparım da tuzağa düşürürüm diye düşünür. Fakat başaramaz çünkü karşıdaki namus demektedir, inançlarım demektedir. En sonunda, kötü niyetli kişi, bütün nüfuzunu kullanarak bir karalama yolu geliştirir. “Kişiye her duyduğunu söylemesi, inanması ona günah olarak yeter” bilincine ulaşmamış insanlar da, bu karalamayı sahiplenir ve ortaya bir trajedi çıkar.

Benzer olarak, nimetler deryasından daha fazla nasiplenmek isteyenler de, bazı insanları yola düşmeden yoldan çektirmek için çeşitli oyunlar oynar. Bu bir ticari rakip olabilir, siyasi rakip olabilir, makam rakibi olur, aynı kıza talip olanlar olabilir, komşunun tavuğunu kaz görenler olabilir. Bütün bunlar “ahretsiz Müslümanlık” ile birleşince ortaya müthiş bir iğrençlik çıkar.

“Ben sakınırım öyle kişilerden. Kendilerinin sahasına girmediğim sürece korkmam ama onların sahasına girecek bir işe girişmekten de çekinirim.” Elbette “başım dik” dersiniz ama toplum bilincini yitirirse başarılı olurlar diye de önlem almanız gerekir. Size ait olmayan sözler taşınır, size ait olmayan montaj görüntüler oluşturulur. Sizi yansıtmayan suçlamalar basına malzeme olarak sunulur. Hele basın da, ahretsiz Müslümanlık kavlince meseleyi ele almayı kabullenmişse, belki kendi kendinize “ispatlanacak bir şeyim yok, suçsuz ve günahsızım” dersinize ama atı alan Üsküdar’ı geçer. Zaten bu tür kişiler de, sizin suçsuzluğunuzu bilmektedir. Amaçları, bu tür girişimlerle isminizi karalayıp rakip olmaktan çıkarmaktır.

Ne hayâsız bir kelimedir şu “rakibim, rakibimi devre dışı bırakmak için her yol mubah” ifadeleri…
“Siz bilmezsiniz onu, onun bilmediğiniz ne yönleri, ne günahları var, açıklasam dudaklarınız uçuklar” ifadeleri ile yola düşenlerin hayâ perdeleri yırtılır ve insanları günahlarla vurma yolunda çığırlar açarlar.

Siyasi hayâsızlık, rekabet hayâsızlığı, kültürel hayâsızlık, örfi hayâsızlık, sosyal hayâsızlık, basın ve medya hayâsızlığı… Hangisi daha çetindir diye düşünürsünüz, hepsinin kendisine göre rezil sonuçları vardır ama sanırım rekabet hayâsızlığını hiçbiri bastırmaz.

Ülke sathında ve şehir sathında, rekabet ve diğer hayâsızlıklar devran sürdükçe işiniz zorlaşır.
Eğer amacınız güzelliklere katkı sağlamaksa hem mücadeleden vazgeçmemeniz gerekir, hem de hayâ sahibi olarak daha cesur, girişimci, oyunu gören firaset sahibi olmanız…

Bu ülke ve şehir bütün hayâsız girişimlerden çekti. Siyasi hayâsızlık hükümetler devirdi, açılımların önüne set çektirdi, atılacak adımları tıkadı da ne oldu? Doğruların su yüzüne çıkması gecikti, o kadar. Kaybettiğimiz zaman ise kesemizden gitti.

Bu devran böyle sürmez, her hayâsızlığın müntesipleri, güzellikleri ve doğruları yalnızca geciktirebileceklerini görmemeyi sürdürürse daha çok şeyler kaybederiz. Ama aslında sadece “hayâsızlar” kaybeder. Bu körlükleri sürdükçe kayıpları sürer. Çünkü kitabı hayâsızlıklara dolu olanın ruzu mahşerde okuyacağı kitabında hayâsızlık sahneleri olacak, keşke toprak olsaydım şaşkınlık cümleleri ağzından düşmeyecektir. Dikkat edin; bu rekabet ve diğer hayâsızlıklarda, kişilerin namaz duruşları zayıflamıştır, Kur’an okumaları neredeyse bitmiştir, akletme melekeleri yeniden dirilişi gerektirmektedir, nasihat kulakları yerini başka şeylere bırakmıştır.

Ve son bir not; bu şehirde ve ülkede, o kadar çok “yeniden iman etmesi gerekenler” var ki… Çünkü hayâ imadandır ve hayânın azalması yeniden iman etmeyi gerektirir. İğrenç zihniyet ancak bu şekilde düzelir, hayâsızlık çeşitleri ancak bu şekilde terbiye olur; şehir ve ülke onların elleriyle ızdırap çekmekten kurtulur. 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 8
Bugün : 695
Bu Ay : 15207
Toplam : 24465

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom