Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Korkunç bir dönem biterken

En iyisi konuya kitabın tam orta yerinden başlayayım. Sıkı durun. Eğer bu yazıyı yazmayacak olsaydım kimi görüşlerim diyalektik bağlantıdan yoksun kalacaktı. Muhtemelen bundan sonra yazacaklarımda anlam boşlukları oluşacaktı.

Cesurca söylüyorum: Türkiye yüzyıllık korkularından sıyrılıyor. Daha da önemlisi korkularını yenmeyi başardı. Bu elbette kendi gücünü ve iktidarını gerçekleştirmesi veya gerçekleştirmeye başlaması sayesindedir. Demek oluyor ki, yakın zamana kadar Türkiye kendi haline bırakılmamış bir ülkeydi. Evet öyleydi. Ekonomisinden dış siyasetine, izleyeceği kültür ve sosyal politikalara kadar her şeyimizin sırasıyla İngiliz, ABD, İsrail ve bu ülkelerdeki kimi mahfiller tarafından baskı altına alınıp, yönlendirilmediğini söyleyebilmek mümkün müdür? Değildir.

Ama Türkiye bütün bu sıkıntılı dönemleri bağrına taş basarak, dişini sıkarak atlatmayı başardı. Türkiye sabrı silaha dönüştürmeyi bildi. Sabrı stratejik enstruman gibi kullandı. Dayandı. Bu süreçte Allah milletimizin yardımcısı oldu elbette. Bizi korudu. Bu günlere geldik. Geldiğimiz nokta, kendi yararımıza geri dönüşsüz bir noktadır. Bugün dünden daha iyidir. Yarın çok daha iyi olacaktır.

Devlet değişmektedir. Bir karanlık, bulanık dönemi kendisi ile birlikte değiştirmektedir. Son gelişmelerle ortaya çıkan gerçekler çoğu konuların üzerindeki sis perdesini aralamaktadır. Hadiselere geniş bir açıdan bakıldığında düne kadar yaşanan acı, ıstırap dolu, karanlık işlerin hiç de kamuoyunda sanıldığı gibi cereyan etmediği anlaşılacaktır. Şimdi söyleyeceklerimi, bu anlattıklarımın yanına koyarak düşünün: Türkiye var oluşunu sağlama almak için 70’lerin ortalarından sonra PKK ekseninde yoğunlaştırdığı bir Kürt sorunu ihdas etti. Bu her devletin cesaret edemeyeceği bir kurguydu.

PKK’dan önce bölgede, Kürt aydınları tarafından kurulmalarıyla dikkati çeken Kawa, KUK, Rızgari gibi kürtçü örgütler faaliyete başlamıştı. Bundan da önce Irak’da Molla Mustafa Barzani öncülüğünde Baas rejimine karşı bir ayaklanma başlamış, hatta Türkiyedeki Kürt aşiretlerin bazıları bu isyanı desteklemişti. Bu durum Rejimi ciddi manada kaygılandırdı. İşte o zaman Kürtçü bir tehdit algılaması masaya yatırıldı. 1974’de Kıbrıs harekkatı ve ardından Türkiye’ye uygulanan silah ambargosu, ekonomik daralma devletin ciddi bir program uygulamasını önlüyordu. Üzerindeki baskının azaldığını hisseder hissetmez devlet PKK’yı devreye soktu.

Sözde PKK Kürt halkının bağımsızlığı için devletle savaşacaktı. Örgüt, Ankara Siyasal’da öğrencilik yapan Abdullah Öcalan’a kurduruldu. Yetmedi babası MİT elemanı olan Kesire Yıldırım ile evlendirildi. Sizce bütün olanlardan, iddiamıza ters bir durum var mı? İlkin Apocular diye ün yapan örgüt, başta diğer Kürt örgüt üyelerini feci şekilde tek tek infaz etti. Suçları devletle işbirliği yapmak ve asimilasyona uygun davranmaları idi. Oysa Kürt halkını gerçek manada asimile edecek örgüt PKK idi. Çünkü bu örgütün bugün bile hemen hiç bir unsuru, hiç bir doktrini bölgenin müslüman halkı ile uyuşmadı, uyuşmuyor. Evvela PKK Marksist, Stalinist bir örgüttü. Kürdistan dağlarında burjuvalara karşı proleterya devrimi gerçekleştireceklerdi. Hangi dağların, hangi fabrikalarının, hangi işçileri ile yapacaklardı bu devrimi? Güler misin ağlar mısın?

Marksist diyalektik bölgenin hangi tarihsel kültürel değer ve ihtiyaçlarına denk düşüyordu? Düşünülen devrim hangi koşulların hazırladığı bir karşılıktı? Sonra PKK Marksist söylemi gereği, ağalığa, seyyitliğe karşıydı. Hemen hiç bir dinsel, geleneksel, ahlaki ve son olarak insani değeri kabul etmiyordu. İşe Kürt delikanlılarını infaz etmekle başlamıştı. Burada imkânım sınırlı olduğu için bitireyim: Bir halk hareketinin bölge insanının gerçekliğine dayanması mı arzu edilir, yoksa ona cephe alması mı? PKK bölge insanının her şeyine temelden cephe aldı. Sadece Türkiye Kürtlerini değil, Irak Kürtlerini de bozdu. Önceden bölge Kürtleri arasında var olduğunu düşündüğüm değer ve bağları zayıflattı, dejenere etti. Bana sorarsanız PKK’dan önce bölgede Kürt veya peşmerge olsun halklar arasında, en azından duygu düzleminde daha rahat kurulan bir birlik vardı. Şimdi hem o birlik yok edilmiştir, hem de PKK’nın kendisini kuran ve kontrol eden el tarafından yok edilmesinden sonra, başkaldırı kimsenin aklının ucundan bile geçemeyecektir.

Türkiye PKK üzerinden yönettiği müthiş kanlı oyundan sonra yolunu düzlüğe çıkarmıştır. Üstelik bu yolla sadece iç sorununu değil, bölgede ve dünyada güç olma iddiasını da pekiştirmiştir. Irak’ın, Suriye’nin, Avrupa devletlerinin, hatta ABD’nin bölge deki siyaset imkânlarına açık müdahele etme pozisyonu ve hakkı elde etmiştir. Açılım ile beraber bir yandan da başlayan tasfiye sürecini anlamak için olayları biraz da böyle, bu tarafından düşünelim mi? Yalnız tasfiye operasyonu iki ana kanatta birden sürdürülüyor. Devletin üst bilinci yüzyıllık amaçlarının tahakkukunu çok net bir şekilde hissedince, araç, anlayış ve elemanları ile hem PKK’yı hem de o yapı ile içli dışlı çalışmış yapıları birlikte ortadan kaldırıyor.

Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır 

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 46
Bu Ay : 17707
Toplam : 26965

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom