Necmettin Evci

Necmettin Evci

necmevci@yahoo.com.tr

Biji Türkiye tactics!

Türkiye’nin kaybedecek zamanı yok. Çünkü yeni Türkiye özümsemeyi başardığı gerçeklikler doğrultusunda hedefine kilitlenmiş bir füze gibi kendi güzergâhında ilerliyor. Füze çoktandır ateşlenmişti.

Türkiye’nin yeni hedefi nedir? Öncelikle iç barışını demokratik düzen ve sivil bir anayasayla sağlamış, bölgesinde ve dünyada etkili bir güç olmaktır. Bu yöndeki kararlılığı bile, onun ağırlığını artırmaya, bölgesinde çekim merkezi olmaya yetmiştir. Biz kendimize döndükçe, çevremizde bize ait olduklarını daha iyi anladığımız unsurlar da bize dönmektedir. Bölgemizde ve giderek dünyada müthiş bir sinerji oluşturduk. Artık Türkiye güvenin, huzurun, istikrarın yurdu ve adresi olmalıdır, olacaktır. Güven, istikrar herkesin yararına değil midir?

Huzurumuzu bozmak isteyenlerin şahsi olarak bizlerle değil doğrudan Türkiye gerçekliği ile sorunları vardır. Hemen söyleyeyim ki, bu gerçekliğin asıl nüvesini, İslâm belirlemektedir. Türkiye demokratikleştikçe müslümanlaşacak, müslümanlaştıkça iç ve dış barışını, bütünlüğünü sağlayacaktır. Öyle de olmaktadır. Bunun için ayrıca bir program uygulamaya da gerek yoktur. Yaşamın ve toplumun kendi doğal seyri zaten bu sonuçları kendiliğinden ortaya çıkaracaktır. Çünkü İslâm ve İslâm kültürü bölgenin üst kimliğini belirleyen ortak paydadır. Görülen o ki, akış dış müdahalelerle engellenmezse; tarihsel, kültürel, sosyal, siyasal dinamikler; ekonomik büyümede çok net görüldüğü gibi, her alanda sıçrayış devam edevektir.

Her zaman olduğu gibi hamlemizi sekteye uğratmak isteyenler, akıllara ziyan komploları tekrar sahneleyebilirler. Önümüzdeki günlerde çok vahim durumlar yaşanabilir. Ne var ki, Türkiye’nin aklıselim ve derin analizlerle verdiği karar, bu tür saldırı ve sabotajlarla engellenecek basitlikte değildir. Halkı ve devleti ile Türkiye, bir büyük ayağa kalkışın hazırlığı içindedir. O bakımdan akıl olarak da duygu olarak da her türlü olumsuzluğa hazırdır. Elbette bu süreçte hiç bir olumsuzluğun yaşanmaması için yasal tüm birimler resmi görevlerini kusursuz yapmalı, ayrıca Başbakan’ın gazetecilerle yaptığı toplantıda söylediği gibi herkes barışa ve kardeşliğe katkı vermelidir. Zaten millet, referandumda bunun dışındaki tüm yolları kapatmıştır. Şiddet başta olmak üzere abuk subuk yollara baş vuranlara fena bir tokat indirmiştir. Şimdi onlardan kimileri sindikleri delikten çıkma cesareti bile gösteremiyorlar.

Millete kanlı komplolar kuranlar eskisi kadar şedit ve pervasız değiller artık. Olamayacaklar. Referandum ilk ciddi hesaplaşmanın yönü ve sonucuna dair işaretleri verdi. Artan demokratik bilinciyle millet, verdiği kararın takipçisi olacaktır. Yeter ki, devlet ve iktidar da milli iradenin samimi olarak arkasında dursun. Millet öksüz, yetim çocuklar gibi bırakılmasın. Ergenekoncu yapılanmalardan, PKK’ ya ve onları destekleyen dış odaklara kadar herkes dersini aldı. Şimdi yeniden yapılanma döneminde bir yol ve yöntem hatası yapılmamalıdır. Başta yüksek yargı üyelerinin seçiminde tün hukuk adamlarımız aktif ve örgütlü bir şekilde çalışmalıdırlar. Bu seçim savsaklamaya ve sen-ben çekişmesine gelmeyecek kadar hayati öneme sahiptir. Camia içinde itibarlı kişilerin yapacakları çalışma gerçek manada millete hizmettir.

Türkiye bir yandan iç kanamalarını durdurmaya, yaralarını sarmaya çalışırken diğer yanda müthiş diplomatik ataklarını etkili şekilde sürdürüyor. Cumhurbaşkanı BM’de olağanüstü ilgi ile karşılandı. Bu ilgi sayın Gül’ün kara kaşına kara gözüne değildi elbette. Orada itibar gören, Cumhurbaşkanımızın şahsında Türkiye ve Türkiye’nin yeni gerçekliği, görünümü idi. Ahmet Necdet sezer’in kulakları çınlasın. Diğer yandan İçişleri Bakanı ve İstihbarat Müsteşarı Kuzey Irak’a gittiler. Basın orada ne görüşüldüğünü tartışılıyor. Kestirmeden söyleyeyim; konu sadece PKK değildi elbette. Türkiye yeni vizyonuna uygun çok boyutlu konuları bir kez daha gündeme getirdi ve bölgede bir güven unsuru, gerçek bir koruyucu liman olduğunu kararlılıkla vurguladı.

PKK korkunç boyutta zor durumda! İnanın bana bölgeden tasfiyesi aslında çocuk oyuncağı. Örgüt elemanları şimdiden Türkiye’yi terketmeye başladılar bile. Bu işin bitecek olmasına örgüt içinde çok sayıoda sevinen militan var. Bunlara karşı olanlar öldürme, infaz veya intihar yolunu seçiyor. Aklı olanlar yarın öbürgün gruplar halinde silahlarını bırakııp teslim olacaklar göreceksiniz. Veya bu işe usulü dairesinde uygun bir çözüm bulunacak. Önümüzdeki günlerde Habur tekrar hareketlenebilir. Bu kez görünüm farklı olacak elbette. BDP samimi ise bu süreci istismar etmemelidir. Bütün Türkiye kamuoyu, başta bölgenin referandumda evet oyu kullanan sivil toplum örgütleri bu işte rol alarak, kamuoyu oluşturmalıdır. Böylece yaşanacak yeni sürecin sancısız, sorunsuz bir ‘hayata yürüyüş’projesi olması sağlanmalıdır. Ardından Mahmur kampından büyük dönüşler olur. Kışa çıkmadan bunların hepsini göreceksiniz. Özellikle örgütün Suriye uyruklu liderlerinden Feyman Hüseyin’in teslim olmayacak grubu bir tost harekatıyla tamamen yok edilir. Bunun için kuzeyden güneye, güneyden kuzeye süpürge hareketini tamamen Türk ordusu yapar. Barzani lojistik ve klavuzluk desteği verir o kadar. Buna mecburdur.

Gelişmeler karşısında Türkiye’nin kararlılığını ve kaybedecek zamanının olmadığını en iyi Almanya gördü. Avrupa devletleri içinde PKK’ya en fazla desteği Almanya veriyordu? Niçin? Niçin olmasın, Almanya içinde koca bir Türkiye var ve bu ülke, her geçen gün etkinliğini artırıyor. Almanya kendi içindeki Türkiye’yi Türkiye’ye karşı kullanma yolunu seçmezse, bir şekilde kendisiyle uğraşacağından korkuyor. Ama şimdi onlar da bu işin sonunun geldiğini hem anladılar hem de devletin masaya koyduğu tartışmasız belgeler ve bilgiler karşısında köşeye fena sıkıştılar. Şimdi PKK’ya olan tüm desteklerini çekecek ve Türkiye ile yakın işbirliğine girecekler.

Bu süreçte en zor durumda olan ise İsrail. Türkiye’nin ustalıkla sürdürdüğü diplomatik atak ve kurgulardan sonra tarihinde olmadığı kadar yalnızlaştı. En son BM’den çıkan kararla itibarı tamamen bitme noktasına geldi. Tabir yerinde ise madara oldu, oluyor. Bozulan İsrail büyüsünün bir daha eskiden olduğu gibi balonunu şişirecek hava bulamayacağı söylenebilir. En azından Türkiye, kendi gerçekliğine ait ve sahip olduğu sürece bu böyle olacak. Ya da İsrail adam gibi devlet olmayı başaracak. Bu da onlar için devenin iğne deliğinden geçmesi gibi bir şey. PKK üzerinden bölgedeki elleri kolları kesiliyor.

İçeride beraber çalıştığı düşünülebilecek partiler de referandumda fena bozguna uğradılar. Şimdi onlar da herkes gibi oluşan diyalog zemininde meseleleri konuşarak çözmekten başka çarenin kalmadığını anladılar veya çaresiz kabullenmek zorunda kaldılar. Anladılar ama maalesef onlar için artık çok geç. Bu hareketleri bile onların derlenip toparlanmasını sağlayamayacak. Çünkü parti içinde kuru slogan ve kışkırtmalarla var olan kesimler bu yeni durumdan rahatsız olacak, hatta parti yöneticilerinin davaya ihanet ettiklerini bile söyleyebileceklerdir. Barış ve kardeşlikten yana olanlar zaten partiden kopmuşlardı. Şimdi onları korkunç bir uçurum bekliyor. BDP bunu gördüğü için şimdi daha mutedil bir dil kullanmaya çalışıyor. Düne kadar şiddet yanlısı olan partilerde barışın dili ne kadar etkili olacak hep beraber göreceğiz.
Varılan yer aslında çok önceden tasarlanmış bir yerdi.
Ne demek istediğimi yazayım mı?
Ne diyorsunuz?
Yazarın izni ile HaBertaraf'tan alınmıştır  

Yorum Yaz

Doğrulama Kodu
Yorumlar
Son Yazıları Tüm Yazıları

Malatya Platformu

Malatya Hava Durumu

malatya hava durumu malatya hava durumu

Site İstatistikleri [05.07.2017'den beri]

Çevrimiçi Ziyaretçi : 4
Bugün : 697
Bu Ay : 18358
Toplam : 27616

Son Eklenen Firmalar

Büyük Otel

FİRMA DETAYI

Hayat Hastanesi

FİRMA DETAYI

Park Hospital

FİRMA DETAYI

Çapa Tarım

FİRMA DETAYI

Çınar Koleji

FİRMA DETAYI

Lojman Taksi

FİRMA DETAYI
Haber Scripti: KayısıNet - Malatya Web Tasarım | Hosting Yer Sağlayıcı: MiTelekom